2007 TÜRKİYE KOMPOZİSYON YARIŞMASI İKİNCİSİ
Merve Sevinç SAKAR
Malhun Hatun Lisesi - 11/B - İZMİR
NEDEN OLMASIN?
Ne kadar da büyük bir kent diyorum, şaşkınlıkla. Dağlar,
tepeler hem yemyeşil hem de evlerle dolu. Yollar geniş ve bakımlı.İnsanların yüzünde hallerinden gayet memnun olduklarını gösteren, içten gelen bir gülümseme var. Sanayi alanları şehrin dışına taşınmış. Bir zamanlar gri olan gökyüzünde, beyaz bulutlar şehre bir buse kondurmadan geçmiyorlar.
Ne olmuş burada, diyorum. Nasıl bir değişim bu?
Gözlerimi açtığımda teessürle hala o eski şehre baktığımın
farkına varıyorum. Bir rüyaymış. Ama neden gerçek olmasın?
Ülkemiz hızla gelişen bir ülke. Hatta son yıllarda öyle hızlı
gelişmeye başladı ki, birdenbire dünyanın gözlerini üstümüzde hissettik. İspanya, Türkiye, Çin ve Hindistan gelişen ekonomiler ve gıptayla izlenen ülkeler. Ama madem bu kadar hızlı gelişiyoruz, bu gelişimi neden sokaklarımızda göremiyoruz, neden hala birçok şeyden -haklı olarak- şikayetçiyiz?
Çünkü almadan önce vermek kavramından bihaberiz. Haksız kazancı, millete olan borcumuzu bir kenara koyarken, kaybettiklerimiz ve kaybettirdiklerimiz ilgilendirmiyor bizi.
Trafik kazaları gördüğümüzde yoldan şikayetçiyizdir, okullar da öğretmen azlığından, resmi dairelerde beklemek zorunda olduğumuzu kuyruktan; ama yine de vergi ödemeye kararlıyızdır.
Ülke ekonomisinden şikayetçiyizdir, işsizlikten şikayetçiyizdir, yoksulluktan şikayetçiyizdir ama vergi vermediğimiz için kalkınmadığımızı, devletin daha sosyal çalışamadığını, köprü altlarının yolgeçen hanına dönmesini göz ardı ederiz.
Önce göz ardı ederiz, sonra unuturuz ve sonra çarparız sorunlarımıza.
Önce şaşkın şaşkın bakmak düşer payımıza. “Nereden
çıktı bu?” Yeterince hasıraltı edememişiz demek ki sorunlarımızı, der ve yeni bir hasır ararız.Sonra hayalimize girdiğinde
güzel şehir hayalleri, düşünürüz nerede hata yaptık diye.
Çünkü hayallerimiz hayallerde halır.
Ama olacak…
Bir gün gelecek insanlar trafiğe çıktıklarında hep aynı keşmekeşi yaşamaktan bıkacaklar.
Bir gün gelecek, insanlar çocuklarını öğretmeni olmayan
okullara yollamayacaklar, kuyruklarda beklemekten yılacaklar.
“Ülkeniz daha ne kadar yerinde sayacak?” sorusunu her
duyduklarında sadece yüzlerini yere eğmek yerine “Artık saymayacak!” diyebilecekler.
İşte o gün geldiğinde bir vergi bilincimiz oluşmuş olacak.
O gün geldiğinde önce vereceğiz… Ve kat kat fazlasını geri alacağız. Sadece bu olmayacak. Herkes verdiği için verdiğimiz miktar azalacak. İşverenin verdiği miktar azaldığı için daha çok işçi çalıştırabilecek, daha çok üretecek. Hem o kazanacak, hem ülke kazanacak.
Kazanılan her şey, o gün geldiğinde, sokaktaki insana yansıyacak. Yeniden yapılacak yollarımız, trenlerimiz her ilçeye ulaşacak, metrolar taşıyacak bizi metropollerimizde.
Yeşille barışacağız belki de. Ve ekonomimiz de ülkemiz
gibi yeniden yeşerecek.
Fidan gibi çocuklarımız iyi bir eğitim aldıktan sonra atılacaklar hayata ve dünya pazarının aranan elemanları olacaklar.
Biliyorum, bunların hepsi kocaman bir hayal.
Ama neden olmasın?
Vergi vermek neden bu kadar zor olsun?
Vermek ve almak.
Ya da vermek ve çok almak.
Her şey bizim elimizde.
VERGİ KONULU KOMPOZİSYON ÖRNEKLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
VERGİ KONULU KOMPOZİSYON ÖRNEKLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Kasım 2008 Pazartesi
VERGİ KONULU KOMPOZİSYON ÖRNEKLERİ (ÖDÜL ALMIŞ)
2007 Türkiye Kompozisyon Yarışması Birincisi
2007 TÜRKİYE KOMPOZİSYON YARIŞMASI BİRİNCİSİ
İbrahim ARAÇ
Cumhuriyet Lisesi / 11-TM A - KARS
ALIN TERİMİN TUZLU NURU
“Tarlalar dolu başak,
Dumanlı fabrikalar,
Gel arkadaş mutluluk,
Yurt içine yurt katmak.”
Benim adım vergi. Alın terimin tuzlu nuru, kazancımın diyetiyim.
Vatandaş dediğin; vergisine muhabbeti yüreğinin derin- liklerinde,çeyiz saklar gibi saklamalıdır. Vergi kokmalıdır
kazancı. Kokusuyla kendine çekmelidir kazancının hazzını.
Vergi tutkusu, bal arısının peteğe tutkusunu andırmalıdır. Va-tandaş dediğin; alış verişe gider gibi, hasta ziyaretine gider gibi
gitmelidir vergi dairelerine.
Yaşadığımız mekanın mazisi, bizim mazimizdir. Vatandaş
dediğin; vergisinden bağını koparınca üstüne çığ düşeceğini
bilmelidir. Fikrimizin kaynağı duygularımızdır. Bizi yönlendiren
duyguların aşılanması, yeşermesi, meyveye durması;
“aile”, “çevre” ve “eğitim” üçlüsüyle sağlanır. Sağlanmışlar;
mevcut bina üzerine inşa edilir. Mevcut bina, vergi ruhunun
bulunduğu mekandır. Vatandaş dediğin; vergi ruhuna karışmaya durduğunda mekanına kazma vuran olmalıdır.
Vatandaş dediğin; paylaşmasını bilendir. Vatandaş dediğin;
vergisinin şiirini yazdırandır. Kadın erkek, genç yaşlı çocuk,
konu komşu dağ, deniz, toprak, iklim gömleğini sıkan bulut,
bütün bir hayatı meydana getiren unsurlar hep paylaşım halindedir. Uyumda yumak gibidirler. Bu uyumu yumak haline haline getiren unsur vergidir.
Vatandaş dediğin; vergisine talip olduğunu, neyle muhatap
olmak istediğini bilendir. Ödenen her verginin bir yakışığı
vardır. Kimi mahallede, kimi köyde, kimi ilçede, kimi şehirde
filizlenir. Kazanca rengini verir vergi. Filizi dünya durdukça
solmaz. Dilin rüzgarı söz, kazancın kuvveti ise vergidir. Vergi
yaşanılan, yaşanılacak olan güzelliklerin dayanağıdır. Dayanaksız kazancın “öznesi” verginin “yüklemini” taşıyamaz.
Benim adım vergi. Alın terimin tuzlu nuru. Kazancımın diyetiyim.
Vergi, alın terinin doğurgan lezzetini tatmaktır.
Vergi “veren elin, alan elden üstün” olduğunu tasdik etmektir.
Vergi, sahipsizlerin sahibi olmaktır.
Vergi, kazancımızda tebessümü esirgememektir.
Vergi, karşılıksız yürüyüşümüz, uyumlu oluşumuz, cömert yaşayışımız, varlık şuurumuzdur.
Vergi, muhabbet sıcaklığını sunuşumuz, gözlerimizi yumup saatlerce iç ahengimizi dinleyişimizdir.
Vergi, hatıralarımızın sonsuzluğunda usul usul eriyişimizdir.
Vergi, şafak vakitlerini huzurla bekleyişimizdir.
Vergi, iyi olan, güzel olanı, ekmek, her şeyi gönül rahatlığıyla paydaş oluşumuzdur.
Benim adım vergi. Alın terimin tuzlu nuru. Kazancımın diyetiyim.
Vatandaş dediğin, zaman haritasında netleşmiş, hayat kaynakları kendisine temsil edildiğinin farkında olandır. Vatandaş dediğin, kazancını, hafıza defterine kaydedip, zaman haritasında hak ettiği kareye sığabilendir. Vatandaş dediğin, tuttuğu kılıç, adalet; bağışladığı merhamet; okşadığı şefkat; aldığı hürriyet;öptüğü söz, bütün insanlığın ortak değerler manzumesi olandır.
Vergisini veren vatandaşın adı; uygunsuzlara korku… Çaresizlere sığınak… Er kişiye erlik… Bilir kişiye, mensup olmanınövüncüdür.
Vergisiz cemiyet, karanlığa teslim olmuş, sadece “ben”
kimliği taşıyan kalabalık insan topluluğudur.
Vergi, insanlığın mutluluğu, haysiyeti, zenginliğidir. Kazancını
vergisiyle taçlandıran; dal budaksızlara köklü ağaç…
Babasızlara baba, oğulsuzlara evlat… Bakışındaki tebessüm
varlıksıza armağan… Güz yoksulunu doyuran, kış çıplaklığına
libas giydiren, bahar başlangıcını şölenlerle kutlayandır.
Vergi, milliliğin nüvesidir, kimlik denizimizi oluşturan.
Vatandaş dediğin, denize akar olmalıdır.
2007 TÜRKİYE KOMPOZİSYON YARIŞMASI BİRİNCİSİ
İbrahim ARAÇ
Cumhuriyet Lisesi / 11-TM A - KARS
ALIN TERİMİN TUZLU NURU
“Tarlalar dolu başak,
Dumanlı fabrikalar,
Gel arkadaş mutluluk,
Yurt içine yurt katmak.”
Benim adım vergi. Alın terimin tuzlu nuru, kazancımın diyetiyim.
Vatandaş dediğin; vergisine muhabbeti yüreğinin derin- liklerinde,çeyiz saklar gibi saklamalıdır. Vergi kokmalıdır
kazancı. Kokusuyla kendine çekmelidir kazancının hazzını.
Vergi tutkusu, bal arısının peteğe tutkusunu andırmalıdır. Va-tandaş dediğin; alış verişe gider gibi, hasta ziyaretine gider gibi
gitmelidir vergi dairelerine.
Yaşadığımız mekanın mazisi, bizim mazimizdir. Vatandaş
dediğin; vergisinden bağını koparınca üstüne çığ düşeceğini
bilmelidir. Fikrimizin kaynağı duygularımızdır. Bizi yönlendiren
duyguların aşılanması, yeşermesi, meyveye durması;
“aile”, “çevre” ve “eğitim” üçlüsüyle sağlanır. Sağlanmışlar;
mevcut bina üzerine inşa edilir. Mevcut bina, vergi ruhunun
bulunduğu mekandır. Vatandaş dediğin; vergi ruhuna karışmaya durduğunda mekanına kazma vuran olmalıdır.
Vatandaş dediğin; paylaşmasını bilendir. Vatandaş dediğin;
vergisinin şiirini yazdırandır. Kadın erkek, genç yaşlı çocuk,
konu komşu dağ, deniz, toprak, iklim gömleğini sıkan bulut,
bütün bir hayatı meydana getiren unsurlar hep paylaşım halindedir. Uyumda yumak gibidirler. Bu uyumu yumak haline haline getiren unsur vergidir.
Vatandaş dediğin; vergisine talip olduğunu, neyle muhatap
olmak istediğini bilendir. Ödenen her verginin bir yakışığı
vardır. Kimi mahallede, kimi köyde, kimi ilçede, kimi şehirde
filizlenir. Kazanca rengini verir vergi. Filizi dünya durdukça
solmaz. Dilin rüzgarı söz, kazancın kuvveti ise vergidir. Vergi
yaşanılan, yaşanılacak olan güzelliklerin dayanağıdır. Dayanaksız kazancın “öznesi” verginin “yüklemini” taşıyamaz.
Benim adım vergi. Alın terimin tuzlu nuru. Kazancımın diyetiyim.
Vergi, alın terinin doğurgan lezzetini tatmaktır.
Vergi “veren elin, alan elden üstün” olduğunu tasdik etmektir.
Vergi, sahipsizlerin sahibi olmaktır.
Vergi, kazancımızda tebessümü esirgememektir.
Vergi, karşılıksız yürüyüşümüz, uyumlu oluşumuz, cömert yaşayışımız, varlık şuurumuzdur.
Vergi, muhabbet sıcaklığını sunuşumuz, gözlerimizi yumup saatlerce iç ahengimizi dinleyişimizdir.
Vergi, hatıralarımızın sonsuzluğunda usul usul eriyişimizdir.
Vergi, şafak vakitlerini huzurla bekleyişimizdir.
Vergi, iyi olan, güzel olanı, ekmek, her şeyi gönül rahatlığıyla paydaş oluşumuzdur.
Benim adım vergi. Alın terimin tuzlu nuru. Kazancımın diyetiyim.
Vatandaş dediğin, zaman haritasında netleşmiş, hayat kaynakları kendisine temsil edildiğinin farkında olandır. Vatandaş dediğin, kazancını, hafıza defterine kaydedip, zaman haritasında hak ettiği kareye sığabilendir. Vatandaş dediğin, tuttuğu kılıç, adalet; bağışladığı merhamet; okşadığı şefkat; aldığı hürriyet;öptüğü söz, bütün insanlığın ortak değerler manzumesi olandır.
Vergisini veren vatandaşın adı; uygunsuzlara korku… Çaresizlere sığınak… Er kişiye erlik… Bilir kişiye, mensup olmanınövüncüdür.
Vergisiz cemiyet, karanlığa teslim olmuş, sadece “ben”
kimliği taşıyan kalabalık insan topluluğudur.
Vergi, insanlığın mutluluğu, haysiyeti, zenginliğidir. Kazancını
vergisiyle taçlandıran; dal budaksızlara köklü ağaç…
Babasızlara baba, oğulsuzlara evlat… Bakışındaki tebessüm
varlıksıza armağan… Güz yoksulunu doyuran, kış çıplaklığına
libas giydiren, bahar başlangıcını şölenlerle kutlayandır.
Vergi, milliliğin nüvesidir, kimlik denizimizi oluşturan.
Vatandaş dediğin, denize akar olmalıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)