Bir Leyla düşlemesidir aşk. Yanmaktır bir gülün kırmızısında, türküler yakmaktır sevgiliye. Gün batımlarında tutulan sevdaları gün doğumlarında aramanın adıdır aşk. Seherlerde bülbülün yanık nağmelerinde gül hasreti çekmektir; güle rengini veren, yüreğini veren bülbül olmaktır aşk.
Ve biz şimdi büyüsü kaybolmuş zamanlarda aşkın peşine düştük. Pazar pazar gezinen Zeliha olduk aşkımıza bir Yusuf bulmak için. Yusuf, esrarını gizleyen ebedi iffetti.
Mecnun’a özendik sevdamızı bir Leyla’ya yüklemek için. Leyla bir ışıktı, ab–ı hayattı aşkı filizlendiren.
Ferhat olup Şirin’ler hatırına gönül kazmasını yamaç yüreklere vurmak istedik. Şirin, gönül aynasında aşkı büyüten bir suretti.
Bitmeyen özlemler büyütüyoruz bağrımızda. Leyla’ya, Şirin’e, Aslı’ya adadığımız yüreklerimiz vardır. Suretten öte aradığımız bir yâr vardır. Yârin adıyla yan yana bilinsin istediğimiz adlarımız vardır.
“Aşk” ile “ilgi duyma”nın karıştırıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Artık güllerimiz Leyla kokmuyor, sevda kokmuyor. Aşkın ilk basamağına dahi çıkamadık. Tutkulara takılıp kaldık. Dergâha gelen delikanlıya şeyhin “Sen git, âşık ol da gel, aşkı bil de gel!” dediği kadar dahi olsa, yüreklerimize işleyemedik aşk nakışını. Gönül toprağına atamadık aşk tohumunu. Nadasa bırakılmış yüreklerimize bir Leyla tohumu düşmedi.
Biz ölümsüz ve günahsız aşklara değil, günübirlik sevdalara takılıp kaldık. Cismaniyetin ağında ateş böceklerini yıldız sayanlar gibi, tutkuları aşk sandık. Talihsiz yanılgılarla yanlış ateşlerde yandı ruhumuz.
Sonu “kaf”la biten, “aşk”ta kalb vardır. Kaf, kalbidir aşkın. Aşkın kalbini çıkarıp aldığınızda geriye “aş” (k) kalır, ceset kalır, madde kalır.
Mecnun’un aşkına özenip de yürüdüğümüz yollar, çöl değil. Oysa aşk, çölde haz verir insana. Kalb, çöl yanmışlığında kanıyorsa aşk vardır. Aşk, yanmışlıkla daha bir lezzet verir aşığa. Susuzluktan çatlayan dudaklardan dökülen Leyla adı, cânân adı, can verir ölür ruhlara. Çölde ceylanların sürmeli gözlerinde Leyla’yı görenler, aşka uyanır seherlerde. Ve aşkın büyüsü örülür seherlerde. Toprak öperken alınlarımızdan, aslında Leyla’dır buseler konduran.
Bizim seherlerimizde ceylanlar yok artık. Biz seherlerimizi uykulara feda ettik, göremiyoruz Leyla bakışlı ceylanları. Üstümüze güneşler doğar oldu. Geceler boyu yıldızlarla söyleşip de onlara elveda diyemedik gün doğumlarında. Biz, ceylanların gözlerini öpemedik, bu gözler Leyla’nın gözlerine benziyor diye. Uykulara feda ettiğimiz seherlere ağlayamadık. Leylasızlığa akmadı göz yaşlarımız.
Biz sevemedik yaratılanı Yaratan’dan ötürü. Yunus mektebinde diz çöküp okuyamadık aşk kitabını.
Oysa, varlığın özünde sevda hamuru vardı. O hamuru besleyen aşkın pişmanlık gözyaşı vardı. Adem ile Havva’dan dökülen. Şimdi ezeli pişmanlıklara değil, günübirlik sancılara akar oldu gözyaşlarımız.
En sevgiliye iltifatlar vardı sevgililer sevgilisinden, “Ben sana âşık olmuşam ey şerif!” hitabının tatlı sıcaklığı vardı. “Levlake...” hitabıyla başlayan bin bir renkte iltifatlar vardı. Âşık ile mâşûkun ezelde yazılı, göklerde yan yana asılı adı vardı.
Aşk medeniyetinin sevda pazarında, gönlümüzü bir Leyla’ya, son Leyla’ya, en Leyla’ya sunmanın hesabındayız. Yere göğe sığmayan Sevgililer Sevgilisini gönül Kâbe’sinde misafir etmenin telaşındayız. Misafirlikler bir olmak içindir, tek olmak içindir.Tıpkı kapısına gelen âşıkına seslenen sevgilinin tek olma hayali gibi.
“Kimsin?” diye seslenir kapısını çalana. Aşka tutulan âşık “benim” der. Ve tekrar seslenir sevgili. “Burada iki kişiye yer yok. Gönlüm teki arzular.” Tekrar kapının tokmağına dokunan ve ısrarından vazgeçmeyen âşık, benlik libasından sıyrılır. “Sen’im” der. Vahdete adım atar, bırakır ikiliği, küfrü bırakır, çokluğu bırakır. Sevdiğinde fânî olur. Aşkın bekâsını bulur.
Ebedî aşkı arzulayanlar, sevdiğinde fânî olup ölümsüzlüğe kucak açanlardır.
Ve sevenlerin dilinde sevilenlerin adı bayraklaşır. Dillerde hep Leyla kitabı okunur. Kulağa gelen her nağmede Leyla, esen her rüzgârda Leyla... Buram buram hep Leyla... Kuşların ötüşünde, güllerin kan kırmızı kıvrımlarında, göğün mavisinde, ağacın yeşilinde hep Leyla vardır. Yağmur damlaları vuslata koşar, düşer toprağa. Toprak, Leyla’sıdır yağmurun; toprağın Leyla’sı yağmur...
Mecnun’a adını sorarlar, Leyla der. Geldiği yeri sorarlar, gideceği yeri sorarlar yine Leyla, hep Leyla der. Hep aşk...
Gönlünü Leyla’ya kaptırmışların şafaklarında, güneşin ışıldayan çehresinde gamzeli tebessümler saklıdır. Dağların doruklarında hiç kaybolmayan beyazlıklar, Leyla’nın yüreğe serinlikler bahşeden sevdasıdır. Aşk, kar beyazı vefalar saklar bağrında.
Yüreğine yasak koyanlar, vefalara bezenmiş aşklarında ölümsüzlüğün kapılarını aralar. Gecenin mavi karanlığında yıldızlardan taç yapan âşıklar. Leyla durağında sevda yağmurlarıyla ıslanırlar.
“Cennet gözlüm” dediğimiz ve yarım kalmış yanımızı tamamlayan sevgiliyi alıp da yanımıza...
“Sen ey cenneti müjdeleyen Sevgili, Sevgilim!” deyip düşüp de peşine, tutunup da eteğine aradık mı hiç gecenin ve gündüzün Leylasını? Sevdanın ve Leyla’nın aşkına kaç gün doğumlarını sancıyla yaşadık? Gün batımlarında kaybettiğimiz Leyla’yı bir gülün kırmızısında bir bülbülün feryadında aradık mı hiç? Leyla’dan başkasını görmez oldu mu gözlerimiz?
Yanıklığıyla ve ceylanlarıyla kendisini aşka çağıran çöldedir Mecnun. Dolaşır bir baştan bir başa. Yüreğinden aşka ırmaklar akar çöl kumlarında. Gönlünü avutur. Dolaştığı günlerden bir gün... Fark edemez namaz kılan bir dervişin önünden geçtiğini. Leyla’dan başkasını görmeye yasaklı gözleriyle göremez, namaz kılan dervişi. Namaz biter. Kırk yıllık bekleyiş yükünü bilen derviş kızar Mecnun’a. Özür kuşanmış kelimelerin ardından, paslı vicdanlara bir hançer gibi, saplanan sözler dökülür Leyla kitabı okuyan dudaklardan. “Kusura bakma derviş baba, ben Leyla’nın aşkından seni göremedim. Ya sen, huzurunda bulunduğun Mevla’nın aşkından beni nasıl gördün?”
Aşk yanılgısıyla avunan yürekler sıtmaya tutulur. Yeni bir sevdanın, ezelî ve ebedî Leyla’nın eşiğinde aşka uyanır canlar, Leyla’ya uyanır. Vuslat kokan düşler Leyla’ya uzanır
10 Ekim 2008 Cuma
İMAM-I AZAM'IN ÖĞÜTLERİ
*Ey Yusuf, vilayetin valisine itaatli ve vakarlı davran.Hakimlerin yanına şanlarına yakışır şekilde saygı ile gidesin.Seni ilmi bir iş için çağırmadıkça her zaman ziyaret etmeyesin.Zira sen onların sohbetine gidersen kendi değerini onların yanında düşürürsün.
O halde hakimle, devlet adamları ileateş muamelesi yapasın.İşini bitirip uzaklaşasın.Zira onlar kendi nefisleri için düşündüklerini başkası için düşünmezler.
*Hükümdar kendi memurluklarından sana bir makam verirse senden ilim ve hükümde mezhebinden razı olmadıkça, (olduğunu bilmedikçe) onu kabul etmiyesin.
*sakın avamlarla ve zenginlerle, sorduklarına cevap vermekten ve din ilminden fazla bir şey konuşma, böylece mala sevgin ve rağbetin var sanmasın.
*Küçük çocuklara ve yetimlere tebessüm edip başlarını okşayasın.
*İnsanların gelip geçtikleri yere oturmayasın.
*Mescitlerde ve çarşılarda (açıkta) yemek yemeyesin.
*Önce ilim sonra helal para ve mal kazanıp sonra evlenesin, çünkü ilim tahsili zamanında kazanç için çalışırsan ilim öğrenemezsin.O halde ilk gençlik çağlarında ve çeşitli düşüncelerin kalbini meşgul etmediği çağda ilim öğrenmeğe çalışasın.
*İnsanların iyiliğini isteyen ol, onlara nasihat et.Halk hareketlerini beğenip seninle görüşmek istediklerinde, sohbete gidesin.Meclislerinde vakarlı bir şekilde müzakere edesin.böylece onların sevgisini kazanıp, hepsini ahırete meylettiresin.Sana gelip mesel sorana fetvasını verip başka şey ilave etmiyesin.
*Talebene iltifatın şevkati kalple olsun.Her taleben kendisini senin oğlun bilsin.İlme çalışma gayretleri hergün çoğalsın.
*Seni dinlemeyen avamla ve dünyaperestlerle sözün olmasın.Doğruyu söylemekten ise çekinmeyesin, sultan olsa bile korkmayasın.
*İbadetin avamdan çok olsun,az olmasın.Öyleki,senin ibadetini kendilerininkinden az görmekle, rağbetinin azlığına yorup, akideleri zayıflamasın.
*Zahirinle ALLAH İÇİN olduğun gibi, batınınlada O' nun için olasın.Böylece içini dışını bir yapıp, kendini halis bir şekilde ALLAH' ın kulu bulasın.
*Çok gülmeyesin, çok gülmek kalbi öldürür, muhabbeti giderir, maneviyatı yok eder.
*Yürürken vakarlı olasın, her işinde acele etmeyip teenni ile hareket edesin.
*Konuşunca çok yüksek sesle konuşmayasın, muhatabın işiteceği kadar ve ağır söyleyesin.
*İnsanlar arasında ALLAH'ı çok anki, O'nu senden öğrensinler.
*Beş vakit namazın arkasından öyle bir vird edinki, Kur'an'dan okuyup zikir ile şükrünü eda etmiş olasın.
*Nefsini murakebe edip,ilmini muhafazaya alasın.Böylece, amelinle iki dünyada menfaatlenesin.
*Elinde bulunan dünya devletine (ikbal devletine) ve bedenin sıhhatine çok fazla itibar ve itimad etmeyesin, güvenip aldanmayasın.
*Halkın hatasını örtüp, doğrularına bakasın.Kötü bildiğin kimseyi, kötülüğü ile anmayıp, bir iyiliğini bulup onunla söyleyesin, anasın.Fakat kötülüğü din hakkında ise onu insanlara söyleyesin ve onları ona uymaktan koruyasın.
*Sakın ölümü unutmayasın, üstadların için HAK TEALA'dan mağfiret ve rahmet dileyesin.
*Kur'an'ı Kerimi okumaya devam edesin.
*Küfür ve bid'at ehli ile konuşmayasın.Mümkün ise dine davet edip meclislerine gitmeyesin.
*Müezzin ezan okuyunca hazır olasın.Böylece avamdan önce mescide gelesin.
*Komşuda gördüğün ayıp sana emanettir.Saklayıp, kimsenin sırrını kimseye söylemeyesin.
*Bir iş için seninle meşvere edene doğru söyleyesin.Seni Mevla'ya yakın eden işleri ona öğretesin.
*Sakın bahil (cimri)olma, halin kötü olur.Tamah ve yalan ehli olmaki, mürüvvetsiz kalmayasın.Doğruyu yanlışa katmayasın ki, ihanet görmeyesin.Her işte mürüvveti gözetesin.
*Fakirsen kimseden birşey istemeyesin.Dünya ehline hırs ve rağbet etmeyesin.Himmetini yüksek yapıp alçakta kalmayasın.
*Yolda giderken sağına soluna bakmayıp önüne bakasın.
*Dünya işleri için sadık bir vekil bulasın.İşlerini o görüp sen ilim ve amele dönesin.İlim ehlinden huccet ve münazara bilmeyenlerle ve makam kazanmak için olan bahis ve konuşmalara katılmayasın.Zira onlar senden çekinmeyip seni mahcup etmeye çalışırlar.Senin haklı olduğunu bilselerde aykırı giderler.
*İlim meclisinde sakın kızmayasın.Halka inanılmaya yakın olan aslı, esası olmayan hikayeleri anlatmayasın.
BU NASİHATİMİZİ BİZDEN CAN'U GÖNÜLDEN KABUL EDESİN İSMAİLAĞA
O halde hakimle, devlet adamları ileateş muamelesi yapasın.İşini bitirip uzaklaşasın.Zira onlar kendi nefisleri için düşündüklerini başkası için düşünmezler.
*Hükümdar kendi memurluklarından sana bir makam verirse senden ilim ve hükümde mezhebinden razı olmadıkça, (olduğunu bilmedikçe) onu kabul etmiyesin.
*sakın avamlarla ve zenginlerle, sorduklarına cevap vermekten ve din ilminden fazla bir şey konuşma, böylece mala sevgin ve rağbetin var sanmasın.
*Küçük çocuklara ve yetimlere tebessüm edip başlarını okşayasın.
*İnsanların gelip geçtikleri yere oturmayasın.
*Mescitlerde ve çarşılarda (açıkta) yemek yemeyesin.
*Önce ilim sonra helal para ve mal kazanıp sonra evlenesin, çünkü ilim tahsili zamanında kazanç için çalışırsan ilim öğrenemezsin.O halde ilk gençlik çağlarında ve çeşitli düşüncelerin kalbini meşgul etmediği çağda ilim öğrenmeğe çalışasın.
*İnsanların iyiliğini isteyen ol, onlara nasihat et.Halk hareketlerini beğenip seninle görüşmek istediklerinde, sohbete gidesin.Meclislerinde vakarlı bir şekilde müzakere edesin.böylece onların sevgisini kazanıp, hepsini ahırete meylettiresin.Sana gelip mesel sorana fetvasını verip başka şey ilave etmiyesin.
*Talebene iltifatın şevkati kalple olsun.Her taleben kendisini senin oğlun bilsin.İlme çalışma gayretleri hergün çoğalsın.
*Seni dinlemeyen avamla ve dünyaperestlerle sözün olmasın.Doğruyu söylemekten ise çekinmeyesin, sultan olsa bile korkmayasın.
*İbadetin avamdan çok olsun,az olmasın.Öyleki,senin ibadetini kendilerininkinden az görmekle, rağbetinin azlığına yorup, akideleri zayıflamasın.
*Zahirinle ALLAH İÇİN olduğun gibi, batınınlada O' nun için olasın.Böylece içini dışını bir yapıp, kendini halis bir şekilde ALLAH' ın kulu bulasın.
*Çok gülmeyesin, çok gülmek kalbi öldürür, muhabbeti giderir, maneviyatı yok eder.
*Yürürken vakarlı olasın, her işinde acele etmeyip teenni ile hareket edesin.
*Konuşunca çok yüksek sesle konuşmayasın, muhatabın işiteceği kadar ve ağır söyleyesin.
*İnsanlar arasında ALLAH'ı çok anki, O'nu senden öğrensinler.
*Beş vakit namazın arkasından öyle bir vird edinki, Kur'an'dan okuyup zikir ile şükrünü eda etmiş olasın.
*Nefsini murakebe edip,ilmini muhafazaya alasın.Böylece, amelinle iki dünyada menfaatlenesin.
*Elinde bulunan dünya devletine (ikbal devletine) ve bedenin sıhhatine çok fazla itibar ve itimad etmeyesin, güvenip aldanmayasın.
*Halkın hatasını örtüp, doğrularına bakasın.Kötü bildiğin kimseyi, kötülüğü ile anmayıp, bir iyiliğini bulup onunla söyleyesin, anasın.Fakat kötülüğü din hakkında ise onu insanlara söyleyesin ve onları ona uymaktan koruyasın.
*Sakın ölümü unutmayasın, üstadların için HAK TEALA'dan mağfiret ve rahmet dileyesin.
*Kur'an'ı Kerimi okumaya devam edesin.
*Küfür ve bid'at ehli ile konuşmayasın.Mümkün ise dine davet edip meclislerine gitmeyesin.
*Müezzin ezan okuyunca hazır olasın.Böylece avamdan önce mescide gelesin.
*Komşuda gördüğün ayıp sana emanettir.Saklayıp, kimsenin sırrını kimseye söylemeyesin.
*Bir iş için seninle meşvere edene doğru söyleyesin.Seni Mevla'ya yakın eden işleri ona öğretesin.
*Sakın bahil (cimri)olma, halin kötü olur.Tamah ve yalan ehli olmaki, mürüvvetsiz kalmayasın.Doğruyu yanlışa katmayasın ki, ihanet görmeyesin.Her işte mürüvveti gözetesin.
*Fakirsen kimseden birşey istemeyesin.Dünya ehline hırs ve rağbet etmeyesin.Himmetini yüksek yapıp alçakta kalmayasın.
*Yolda giderken sağına soluna bakmayıp önüne bakasın.
*Dünya işleri için sadık bir vekil bulasın.İşlerini o görüp sen ilim ve amele dönesin.İlim ehlinden huccet ve münazara bilmeyenlerle ve makam kazanmak için olan bahis ve konuşmalara katılmayasın.Zira onlar senden çekinmeyip seni mahcup etmeye çalışırlar.Senin haklı olduğunu bilselerde aykırı giderler.
*İlim meclisinde sakın kızmayasın.Halka inanılmaya yakın olan aslı, esası olmayan hikayeleri anlatmayasın.
BU NASİHATİMİZİ BİZDEN CAN'U GÖNÜLDEN KABUL EDESİN İSMAİLAĞA
MEŞHURLARIN SON SÖZLERİ
Hazreti Ebu Bekir Sıddik
Peygamber Efendimiz'in davetine ilk icabet eden ve Efendimizin mağara arkadaşı olan Ebubekir (radıyallahuanh)'ın son sözü:
''Ya Rabbi! Ruhumu müslüman olarak al ve beni salihlerle beraber eyle.'' olmuştur.
Hazret-i Ömer
Hattaboğlu olarak künyelenen ve kırkıncı sahabi..Hilafeti zamanında ''dicle kenarında bir kurt bir koyun kapsa, adl-i ilahi bunu benden soracaktır.'' onun mes'uliyet ölçüsü idi.Son anlarında kendisinden sonra kimin geçeceğini soruyorlardı.Kat'i cevap vermedi.Oğlu, babasının Hazreti Ali'ye meylini anladı ve sarahatle belirterek kendisinden sonra yerine geçecek olanı seçmesini istedi.Hazreti Ömer de:
''Ey oğulcağızım.Bu yükü yaşadığımızda yüklendik, öldükten sonra da mı taşıyalım.'' dedi.Son dünya kelamı bu oldu.
Bilal-i Habeşi
İlk müslümanlardan ve ilk müezzin olan Bilal-i Habeşi (radıyallahuanh) Hazretleri son anlarının geldiğini anlayınca
''Artık bana elbise değil, kefen lazım'' diyordu.Biraz sonra ''İyi bir haber var, Resul-i Ekrem'e kavuşacağım'' dedi.
Selamn-ı Farisi
Derin bir ahlaka sahib olan ve Hazreti Osman Efendimiz'in devrine kadar yaşayan Selaman-ı Farisi ölmeden önce şu vasiyette bulunmuştur:
''Cenazemi süratle götürünüz.Peşimden kimse gelmesin.Mezarımda vücudumu topraktan ayıracak birşey bulunmasın.Kabrimin üstüne bina yapmayınız.Kadınlar benim için saçını başını yolarak ağlamasın.''
Ebu Hureyre
En çok hadisi rivayet eden sahibi... Otuz yaşında müslüman olan ve Bahreyn valiliği de yapan büyük sahabe ölmeden önce şöyle vasiyet etmiştir:
''Kabrimi ziyaret et, bana dua et, kabrimi halkın görüp dua edebileceği bir yere koyunuz.''
Eyyüb el-Ensari
Asıl adı Zeyd bin Halid olan ve 90 yaşlarında İstanbul önlerine bir hadisi şerifin müjdesine nail olabilmek için gelen ve şehid olan İstanbul'un asıl fatihi olarak bilinen Eyüb Sultan ölmeden önce şöyle vasiyet etmiştir:
''Kostantıniyye civarına salih bir kişi defnolunacak diye duymuştum.Umarım ve temenni ederim ki o, ben olayım.Bunun için ben öldükten sonra cesedimi, götürebileceğiniz en uzak noktaya, düşmana en yakın yere kadar götürünüz ve oraya gömünüz.Üzerimde harbettiğinizi, atlarınızın nal seslerini duyayım.''
Yasir ve Sümeyye
İslamın ilk şehidleri ünvanını alan bu yüce insanların öldürülmeden önceki son sözleri imanın gücünü göstermesi açısından çok önemldir.
Sümeyye Hazretleri: Kendisini öldürmek isteyen Ebu Cehil'e karşı:
''Sana, ilahlarına kötülükler olsun ey Allah'ın düşmanı.Seni görmektense ölmek bana daha iyidir.Bak duy! Allah rabbimizdir, Muhammed Peygamberimizdir.'' Bunu duyan Ebu Cehil'in aklı başından gitti.Çektiği işkenceler karşısında yılacağını zannederken böyle bir cevap alması onu şok etmişti.Mızrağı eline alarak bir vuruş vurdu ve Sümeyye Hatun ruhunu teslim etti.Bunları gören Hazreti Yasir:
''Ey Allah'ın düşmanı.Onu öldürdün.Sana ve ilahlarına yazıklar olsun.Ey Sümeyye! Yerimiz cennettir.Şehadet ederiz ki, Allah'ın vadi haktır.Resulunun vadi doğrudur.'' dedi ve şehadet şerbetini içti.
İmam-ı Azam
En büyük imam sıfatı ile kıyamete kadar yaşayacak olan Ebu Hanife Hazretleri'nin son sözleri şöyle olmuştur:
''Ya Rabbi! senin halkına gücüm yettiği kadar söz ile, kendi nefsime de fiil ile öğüt verdim.Benim nefsimin günahını halka ettiğim nasihatlara bağışla!''
Rabiyetü'l-Adeviyye
Hasan-ı Basri'nin ''kadın elbisesi içinde er görmek isteyenler Rabia'yı görsün.'' dediği büyük kadın mutasavvıf.Son anlarında:
''Beni yalnız bırakınız ki Allah'ın elçisi geldi.'' dedi.Ve canını Hakka teslim etti.
Hallac-ı Mansur
Dünyayı terk etmek nefs zühdüdür, ahireti terk etmek gönül zühdüdür, kendisini terketmek de can zühdüdür diyen büyük evliya.Güzel sözlerin çıktığı bu ağızdan zahiren şeriata zıt bazı sözler sadır oluşu idamına sebep oldu.Cezasının infazı işkenceli ve kademeli oldu.Elleri sonra kolları kesildi.Gözleri oyuldu.Sıra dilinin kesilmesine gelince son sözlerini söylemek için müsaade istedi ve şöyle dedi:
''Allahım, bana senin için bu işkenceyi reva görenlerden rahmetini esirgeme.Senin aşkın uğrunda beni elimden, ayağımdan ayıran bu kullarını affet.Affet Allahım, onları affet, aşkın hürmetine affet.''
Beyazıd-ı Bistami
Kul için en lazım gelen şey kendisini yok bilmektir.Diyor ki:Allah'ı sevmenin nişanı üçtür.Cömertlikte denize benzer, şefkatte güneşe, tevazuda toprağa...Son sözü ise:
''İlahi, her zaman seni huzurla anardım.Şimdi ise can veririm, yinede senin kulluğundan gafilim.İlahi ben gafil isem, sen hazırsın...''
Alpaslan
Selçuk Sultanı olan Alpaslan 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi ile Anadolu'da Türk hakimiyetini kat'i olarak tesis etti.Bıçaklı bir suikasta kurban giden Alpaslan'ın son sözleri şöyle olmuştur:
''Akıllı ve tecrübeli bir adamın bana iki nasihatı verdı.Birisi kimseyi hakir görmemek, diğeri de kendi kuvvetine güvenmemek.Hayatımın son günlerinde bu nasihatları ihmal ettiğimden hata ettim.Dün bir tepeden askerlerimin çokluğunu ve heybetini seyrederken yer sarsılıyor sanmıştım.Bana bir gurur geldi.Dünya padişahıyım; bana kimse karşı gelemez demiştim.Şimd Allah'tan mağfiret dilerim.Oğlum Melikşah'a biat ediniz.''
Osman Gazi Han
Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Gazi'nin son nefesinde oğlu Orhan'a şöyle bir vasiyeti vardır:
''Allah buyruğundan gayri iş işlemeyesin.Bilmediğini şeriat ulemasından sorup anlayasın.İyice bilmeyince bir işe başlamayasın.Sana itaat edenleri hoş tutasın.Ve askerine in'am ihsan eksik etmeyesin.Ki insan, ihsanın kuludur.Zalim olma, alemi adalet ile şenlendir ve cihadı terketmeyerek beni şadet.Ulemaya riayet eyle ki, şeriat işleri nizam bulsun.Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet ikbal ve hilm göster.Askerine ve malına gurur getirip şeriat ehlinden uzaklaşma.Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır.Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir... Sana da bunlar yaraşır.Daima herkese ihsanda bulun, memleket işlerini noksansızca gör....''
Abdulhamid Han
Osmanlı devletini 30 yıl yıkılmaktan kurtaran ve ayakta tutan, boş aldığı devlet hazinesini dolu bırakan, polislik, darulaceze gibi bir çok faideli kurumu hizmete sokan, günümüzde son teknoloji ile kullanılan istihbaratın temellerini atan ve Yahudilere Filistin'den toprak vermediği için hakkında kızıl sultan propagandası yapılan Sultan Abdulhamid Han'ın son sözü ''ALLAH'' olmuştur...
DİĞERLERİ
Namık Kemal
Vatan şairi olarak ilan edilen gazateci, muharrir, tiyatro müellifi, mizahcı, siyasi aksiyon adamı olan Namık Kemal yasıtğı üzerine kitabı, kitabın yanına da başını koyup yorgun sesi ile:
''Biraz dinleneyim'' diyor.Bunlar son sözü oluyor.
Viktor Hugo
Fransız şairi.Şan ve şeref içindeki renkli hayatını ecel sona erdirirken son sözü:
''Kara bir ışık görüyorum''
Leonardo Da Vinci
Dünyanın en meşhur ressamlarından.En ünlü eseri Mona Lıza.Ölüm yatağında iken Kral birinci François onu ziyarete geldi.Çok halsizdi ama krala hürmeten doğrulmak istedi.Kral onu tuttu.Krala baktı ve:
''Haşmetli hükümdarın kollarında ölmek benim için şereflerin en büyüğüdür.'' dedi ve öldü.
Goethe (GÖTE)
Şöhreti beynelmilel Alman sanatkarı.İsminin verildiği bir çok mekan bulunmaktadır.Rüyadan kalkıp rüyada gördüklerini yanında bulamayınca:
''Demek rüya görmüş olacağım'' dedi.Saat onda şarap istedi ve bir daha konuşmadı.
Sezar
Romalı deha... Roma'ya ve kendisine verdiği haşmet, tarihin parlak sayfalarından birisidir.Sezar askerlik ile politikacılığı birleştirmişti.Sezarın diktatörlüğe gidişini önlemek için bir çok romalı anlaşmışlardı.Bu anlaşma nihayet bir süikast planına kadar müncer oldu.Sezar saldırılara karşı kendisini müdafaa ediyordu.Hançerle hücum edenler arasında kendi oğulluğu Brütüs'ü görünce müdafadan vazgeçti, ölümü kabullendi.Günümüzde bile bazen mizahi çoğunlukla yaşanan ihanetlerde kullanılan şu sözü söyledi:
''Sen de mi Brütüs?''
Peygamber Efendimiz'in davetine ilk icabet eden ve Efendimizin mağara arkadaşı olan Ebubekir (radıyallahuanh)'ın son sözü:
''Ya Rabbi! Ruhumu müslüman olarak al ve beni salihlerle beraber eyle.'' olmuştur.
Hazret-i Ömer
Hattaboğlu olarak künyelenen ve kırkıncı sahabi..Hilafeti zamanında ''dicle kenarında bir kurt bir koyun kapsa, adl-i ilahi bunu benden soracaktır.'' onun mes'uliyet ölçüsü idi.Son anlarında kendisinden sonra kimin geçeceğini soruyorlardı.Kat'i cevap vermedi.Oğlu, babasının Hazreti Ali'ye meylini anladı ve sarahatle belirterek kendisinden sonra yerine geçecek olanı seçmesini istedi.Hazreti Ömer de:
''Ey oğulcağızım.Bu yükü yaşadığımızda yüklendik, öldükten sonra da mı taşıyalım.'' dedi.Son dünya kelamı bu oldu.
Bilal-i Habeşi
İlk müslümanlardan ve ilk müezzin olan Bilal-i Habeşi (radıyallahuanh) Hazretleri son anlarının geldiğini anlayınca
''Artık bana elbise değil, kefen lazım'' diyordu.Biraz sonra ''İyi bir haber var, Resul-i Ekrem'e kavuşacağım'' dedi.
Selamn-ı Farisi
Derin bir ahlaka sahib olan ve Hazreti Osman Efendimiz'in devrine kadar yaşayan Selaman-ı Farisi ölmeden önce şu vasiyette bulunmuştur:
''Cenazemi süratle götürünüz.Peşimden kimse gelmesin.Mezarımda vücudumu topraktan ayıracak birşey bulunmasın.Kabrimin üstüne bina yapmayınız.Kadınlar benim için saçını başını yolarak ağlamasın.''
Ebu Hureyre
En çok hadisi rivayet eden sahibi... Otuz yaşında müslüman olan ve Bahreyn valiliği de yapan büyük sahabe ölmeden önce şöyle vasiyet etmiştir:
''Kabrimi ziyaret et, bana dua et, kabrimi halkın görüp dua edebileceği bir yere koyunuz.''
Eyyüb el-Ensari
Asıl adı Zeyd bin Halid olan ve 90 yaşlarında İstanbul önlerine bir hadisi şerifin müjdesine nail olabilmek için gelen ve şehid olan İstanbul'un asıl fatihi olarak bilinen Eyüb Sultan ölmeden önce şöyle vasiyet etmiştir:
''Kostantıniyye civarına salih bir kişi defnolunacak diye duymuştum.Umarım ve temenni ederim ki o, ben olayım.Bunun için ben öldükten sonra cesedimi, götürebileceğiniz en uzak noktaya, düşmana en yakın yere kadar götürünüz ve oraya gömünüz.Üzerimde harbettiğinizi, atlarınızın nal seslerini duyayım.''
Yasir ve Sümeyye
İslamın ilk şehidleri ünvanını alan bu yüce insanların öldürülmeden önceki son sözleri imanın gücünü göstermesi açısından çok önemldir.
Sümeyye Hazretleri: Kendisini öldürmek isteyen Ebu Cehil'e karşı:
''Sana, ilahlarına kötülükler olsun ey Allah'ın düşmanı.Seni görmektense ölmek bana daha iyidir.Bak duy! Allah rabbimizdir, Muhammed Peygamberimizdir.'' Bunu duyan Ebu Cehil'in aklı başından gitti.Çektiği işkenceler karşısında yılacağını zannederken böyle bir cevap alması onu şok etmişti.Mızrağı eline alarak bir vuruş vurdu ve Sümeyye Hatun ruhunu teslim etti.Bunları gören Hazreti Yasir:
''Ey Allah'ın düşmanı.Onu öldürdün.Sana ve ilahlarına yazıklar olsun.Ey Sümeyye! Yerimiz cennettir.Şehadet ederiz ki, Allah'ın vadi haktır.Resulunun vadi doğrudur.'' dedi ve şehadet şerbetini içti.
İmam-ı Azam
En büyük imam sıfatı ile kıyamete kadar yaşayacak olan Ebu Hanife Hazretleri'nin son sözleri şöyle olmuştur:
''Ya Rabbi! senin halkına gücüm yettiği kadar söz ile, kendi nefsime de fiil ile öğüt verdim.Benim nefsimin günahını halka ettiğim nasihatlara bağışla!''
Rabiyetü'l-Adeviyye
Hasan-ı Basri'nin ''kadın elbisesi içinde er görmek isteyenler Rabia'yı görsün.'' dediği büyük kadın mutasavvıf.Son anlarında:
''Beni yalnız bırakınız ki Allah'ın elçisi geldi.'' dedi.Ve canını Hakka teslim etti.
Hallac-ı Mansur
Dünyayı terk etmek nefs zühdüdür, ahireti terk etmek gönül zühdüdür, kendisini terketmek de can zühdüdür diyen büyük evliya.Güzel sözlerin çıktığı bu ağızdan zahiren şeriata zıt bazı sözler sadır oluşu idamına sebep oldu.Cezasının infazı işkenceli ve kademeli oldu.Elleri sonra kolları kesildi.Gözleri oyuldu.Sıra dilinin kesilmesine gelince son sözlerini söylemek için müsaade istedi ve şöyle dedi:
''Allahım, bana senin için bu işkenceyi reva görenlerden rahmetini esirgeme.Senin aşkın uğrunda beni elimden, ayağımdan ayıran bu kullarını affet.Affet Allahım, onları affet, aşkın hürmetine affet.''
Beyazıd-ı Bistami
Kul için en lazım gelen şey kendisini yok bilmektir.Diyor ki:Allah'ı sevmenin nişanı üçtür.Cömertlikte denize benzer, şefkatte güneşe, tevazuda toprağa...Son sözü ise:
''İlahi, her zaman seni huzurla anardım.Şimdi ise can veririm, yinede senin kulluğundan gafilim.İlahi ben gafil isem, sen hazırsın...''
Alpaslan
Selçuk Sultanı olan Alpaslan 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi ile Anadolu'da Türk hakimiyetini kat'i olarak tesis etti.Bıçaklı bir suikasta kurban giden Alpaslan'ın son sözleri şöyle olmuştur:
''Akıllı ve tecrübeli bir adamın bana iki nasihatı verdı.Birisi kimseyi hakir görmemek, diğeri de kendi kuvvetine güvenmemek.Hayatımın son günlerinde bu nasihatları ihmal ettiğimden hata ettim.Dün bir tepeden askerlerimin çokluğunu ve heybetini seyrederken yer sarsılıyor sanmıştım.Bana bir gurur geldi.Dünya padişahıyım; bana kimse karşı gelemez demiştim.Şimd Allah'tan mağfiret dilerim.Oğlum Melikşah'a biat ediniz.''
Osman Gazi Han
Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Gazi'nin son nefesinde oğlu Orhan'a şöyle bir vasiyeti vardır:
''Allah buyruğundan gayri iş işlemeyesin.Bilmediğini şeriat ulemasından sorup anlayasın.İyice bilmeyince bir işe başlamayasın.Sana itaat edenleri hoş tutasın.Ve askerine in'am ihsan eksik etmeyesin.Ki insan, ihsanın kuludur.Zalim olma, alemi adalet ile şenlendir ve cihadı terketmeyerek beni şadet.Ulemaya riayet eyle ki, şeriat işleri nizam bulsun.Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet ikbal ve hilm göster.Askerine ve malına gurur getirip şeriat ehlinden uzaklaşma.Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır.Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir... Sana da bunlar yaraşır.Daima herkese ihsanda bulun, memleket işlerini noksansızca gör....''
Abdulhamid Han
Osmanlı devletini 30 yıl yıkılmaktan kurtaran ve ayakta tutan, boş aldığı devlet hazinesini dolu bırakan, polislik, darulaceze gibi bir çok faideli kurumu hizmete sokan, günümüzde son teknoloji ile kullanılan istihbaratın temellerini atan ve Yahudilere Filistin'den toprak vermediği için hakkında kızıl sultan propagandası yapılan Sultan Abdulhamid Han'ın son sözü ''ALLAH'' olmuştur...
DİĞERLERİ
Namık Kemal
Vatan şairi olarak ilan edilen gazateci, muharrir, tiyatro müellifi, mizahcı, siyasi aksiyon adamı olan Namık Kemal yasıtğı üzerine kitabı, kitabın yanına da başını koyup yorgun sesi ile:
''Biraz dinleneyim'' diyor.Bunlar son sözü oluyor.
Viktor Hugo
Fransız şairi.Şan ve şeref içindeki renkli hayatını ecel sona erdirirken son sözü:
''Kara bir ışık görüyorum''
Leonardo Da Vinci
Dünyanın en meşhur ressamlarından.En ünlü eseri Mona Lıza.Ölüm yatağında iken Kral birinci François onu ziyarete geldi.Çok halsizdi ama krala hürmeten doğrulmak istedi.Kral onu tuttu.Krala baktı ve:
''Haşmetli hükümdarın kollarında ölmek benim için şereflerin en büyüğüdür.'' dedi ve öldü.
Goethe (GÖTE)
Şöhreti beynelmilel Alman sanatkarı.İsminin verildiği bir çok mekan bulunmaktadır.Rüyadan kalkıp rüyada gördüklerini yanında bulamayınca:
''Demek rüya görmüş olacağım'' dedi.Saat onda şarap istedi ve bir daha konuşmadı.
Sezar
Romalı deha... Roma'ya ve kendisine verdiği haşmet, tarihin parlak sayfalarından birisidir.Sezar askerlik ile politikacılığı birleştirmişti.Sezarın diktatörlüğe gidişini önlemek için bir çok romalı anlaşmışlardı.Bu anlaşma nihayet bir süikast planına kadar müncer oldu.Sezar saldırılara karşı kendisini müdafaa ediyordu.Hançerle hücum edenler arasında kendi oğulluğu Brütüs'ü görünce müdafadan vazgeçti, ölümü kabullendi.Günümüzde bile bazen mizahi çoğunlukla yaşanan ihanetlerde kullanılan şu sözü söyledi:
''Sen de mi Brütüs?''
Mum Işığıdır Hüzün Halil AKPINAR
Mum Işığıdır Hüzün
Biraz mum ışığıdır hüzün, biraz akşam alacasıdır Biraz gazete satan çocuk elleri, biraz bebek ağlamasıdır
Tüy gibidir hüzün Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü Hayattan ve ölüme dair…
Hüzün, sâdıktır
Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi? Yakup Peygamber gönle düşmez mi? “Bana düşen sabr-ı cemildir” diyen, ağlamaktan gözlerine gece inen baba… Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil… Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz…
“And olsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır Ve doğru yolu bulanlar da onlardır” 9
Ve Vahşî’nin hüznü… Kolay mıdır “Gözüme görünme!” sözüne muhatap olmak, kolay mı herkes göz göze, diz dize oturabilirken; ancak sütunların, duvarların gerisinden bakabilmek Ne derdini açabilir ne sevincini paylaşabilir; hep kamufle, hep perde, hep aracı… Ama o kâmil bir hüzünle taşıyor Hamza’yı vuran mızrağı, bir gün yalancı peygamberi vurduğunda gülüyor hüznün bu an acınılası mülkü…
Hüzün, Allah Rasûlü’nün dostudur, takdim ederim “Hüzün dostumdur” buyurmuş hüzün Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim Hira, hicret, İbrahim, Tâif, Uhud, ifk, ne yana baksa hüzün… Hüzne, bu hüzün yeter
“Ey yar, sen gittin bir hüzün kaldı bana
Beni benden geçiren bir sözün kaldı bana”
“Kızım,” demiş kızının kulağına: “Üzülme, baban bundan sonra hiç acı çekmeyecek” * * *
“Yüreğim parça parça efendim
Yüreğim parça parça
Yürür üstüme acılar, efendim, yürür üstüme üstüme
Asırlar hasretinde, efendim, duâlar dilimizde
Sabır yüreğimizde efendim,
Sabır yüreğimizde…”
* * *
Hüzün, güzeldir
Şebnem Dergisi/Ayşenur Vural
Biraz mum ışığıdır hüzün, biraz akşam alacasıdır Biraz gazete satan çocuk elleri, biraz bebek ağlamasıdır
Tüy gibidir hüzün Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü Hayattan ve ölüme dair…
Hüzün, sâdıktır
Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi? Yakup Peygamber gönle düşmez mi? “Bana düşen sabr-ı cemildir” diyen, ağlamaktan gözlerine gece inen baba… Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil… Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz…
“And olsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır Ve doğru yolu bulanlar da onlardır” 9
Ve Vahşî’nin hüznü… Kolay mıdır “Gözüme görünme!” sözüne muhatap olmak, kolay mı herkes göz göze, diz dize oturabilirken; ancak sütunların, duvarların gerisinden bakabilmek Ne derdini açabilir ne sevincini paylaşabilir; hep kamufle, hep perde, hep aracı… Ama o kâmil bir hüzünle taşıyor Hamza’yı vuran mızrağı, bir gün yalancı peygamberi vurduğunda gülüyor hüznün bu an acınılası mülkü…
Hüzün, Allah Rasûlü’nün dostudur, takdim ederim “Hüzün dostumdur” buyurmuş hüzün Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim Hira, hicret, İbrahim, Tâif, Uhud, ifk, ne yana baksa hüzün… Hüzne, bu hüzün yeter
“Ey yar, sen gittin bir hüzün kaldı bana
Beni benden geçiren bir sözün kaldı bana”
“Kızım,” demiş kızının kulağına: “Üzülme, baban bundan sonra hiç acı çekmeyecek” * * *
“Yüreğim parça parça efendim
Yüreğim parça parça
Yürür üstüme acılar, efendim, yürür üstüme üstüme
Asırlar hasretinde, efendim, duâlar dilimizde
Sabır yüreğimizde efendim,
Sabır yüreğimizde…”
* * *
Hüzün, güzeldir
Şebnem Dergisi/Ayşenur Vural
Search-Earn sisteminden para kazanın
Search-Earn sisteminden para kazanın
Merhaba. Ben internetin yeni reklam paylaşım mecrası olan ve her geçen gün büyüyen, Search-Earn'e üye oldum. Düşündüm ki tamamen ücretsiz olan bu sisteme sen de üye olmak ve kazanmak isteyebilirsin. Bu sebeple seni Search-Earn.com üyeliğine davet ediyorum.
Search-Earn'e üye olarak, internet aramalarını Search-Earn üzerinden gerçekleştirir ve karşına çıkan reklamlara her tıkladığında gelir kazanırsın. Bu sayede, arama sonuçların gene Google, Yahoo hangi arama motorunu tercih edersen oradan gelmesine rağmen, aramalarından gelir kazanırsın.
Detaylı bilgiyi Search-Earn internet sitesinden alabilirsin. Daha çok bilgi almak istersen benim referans linkime tıkla ve detaylı bilgiyi siteden edin. http://www.search-earn.com/Halil%20AKPINAR
Seninde aramıza katılman dileğimle!
Merhaba. Ben internetin yeni reklam paylaşım mecrası olan ve her geçen gün büyüyen, Search-Earn'e üye oldum. Düşündüm ki tamamen ücretsiz olan bu sisteme sen de üye olmak ve kazanmak isteyebilirsin. Bu sebeple seni Search-Earn.com üyeliğine davet ediyorum.
Search-Earn'e üye olarak, internet aramalarını Search-Earn üzerinden gerçekleştirir ve karşına çıkan reklamlara her tıkladığında gelir kazanırsın. Bu sayede, arama sonuçların gene Google, Yahoo hangi arama motorunu tercih edersen oradan gelmesine rağmen, aramalarından gelir kazanırsın.
Detaylı bilgiyi Search-Earn internet sitesinden alabilirsin. Daha çok bilgi almak istersen benim referans linkime tıkla ve detaylı bilgiyi siteden edin. http://www.search-earn.com/Halil%20AKPINAR
Seninde aramıza katılman dileğimle!
4 Ekim 2008 Cumartesi
HAİN BASKIN: 15 ŞEHİT
HAİN BASKIN: 15 ŞEHİT
Hakkari'nin Şemdinli İlçesinde yer alan Aktütün Karakolu'na düzenlenen saldırıda 15 askerin şehit olduğu bildirildi
Genelkurmay Başkanlığı, Hakkari'nin Şemdinli İlçesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne bölücü terör örgütünün Irak'ın kuzeyinde bulunan unsurları tarafından dün yapılan saldırıda, 15 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 23 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 2 uzman erbaş ile de henüz temas kurulamadığını bildirdi.
Çatışmada yaralanan 2 asker helikopterle hastaneye kaldırıldı.
GENELKURMAYIN AÇIKLAMASI
Hakkari ili Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'nün batıdan emniyetini sağlayan Bayraktepe'deki unsurlarına karşı dün öğleden sonraki saatlerde bölücü terör örgütü tarafından Irak'ın kuzeyinde bulunan ağır silahlarının da desteği ile saldırı girişiminde bulunulmuştur.
Saldırıdan önce, bir jandarma özel harekat timi ile takviye edilen emniyet unsurlarının bulunduğu Bayraktepe Bölgesi'nde bir bölüğe yakın kuvvet bulunmaktaydı. Ayrıca, bölge gelişmelere bağlı olarak bir jandarma özel harekat bölüğü ve bir komando bölüğü ile de takviye edilmiştir. Çatışmanın başlamasından önce görüntü alınan bölgeler, topçu ve havanlarla ateş altına alınmış ve iki kol taarruz helikopterleri de bölgede görev almıştır.
Ayrıca, Aktütün Karakolu'na on kilometre mesafede Irak'ın kuzeyinde bir terörist grup tespit edilmiş ve bu terörist grup önce Hava Kuvvetleri, daha sonra topçu tarafından ateş altına alınmıştır.
Çatışmalar, akşam karanlığına kadar devam etmiştir. Çatışmalar esnasında bir astsubay, altı uzman erbaş, sekiz erbaş ve er olmak üzere 15 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Zayiatın büyük kısmı, Irak'ın kuzeyinden yapılan ağır silah atışları nedeniyle meydana gelmiştir. Çatışmada yaralanan personel, tedavi edilmek üzere uçakla Ankara'ya getirilmektedir. İki uzman erbaş ile henüz temas kurulamamış olup bölgede arama faaliyetleri devam etmektedir.
Çatışmalar süresince, 23 terörist etkisiz hale getirilmiş olup Hava Kuvvetleri ve topçu ateşleri sonucunda etkisiz hale getirilen terörist miktarı henüz tespit edilememiştir.
Şehit olan personelimize Allah'tan rahmet, silah arkadaşlarına ve onların değerli ailelerine ve yüce milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Bölücü terör örgütü ile mücadeleye, yurt içinde ve yurt dışında artan bir kararlılıkla devam edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
İLK SALDIRI 1992'DE DÜZENLENDİ
Aktütün Karakolu ilk olarak 13 Eylül 1992 tarihinde de PKK'lı teröristlerin saldırısına uğradı. Yaklaşık 500 kişilik PKK grubuyla çatışan birlikten 22 asker şehit oldu. O günlerde Şemdinli Hudut Tabur Komutanı olan ve Albay rütbesiyle emekliye ayrılan Erdal Sarızeybek bu baskını şöyle anlattı:
"Saldırı haberini alınca takviye kuvvetler gerekti. Karayolu ile Aktütün'e gitmek yaklaşık 5 ila 6 saat. Yolda mayınlama var, pusu var. Bu tür çatışmalarda mutlaka takviye gelecek yolları mayınlıyorlar ve pusu kuruyorlar. Ben muhafızlarımla, 5 kişi helikoptere bindik. Bu UH 1 helikopteriydi. Aktütün'e yaklaştığımızda helikopteri Kobra zennetsinler diye el bombası atmaya başladık. Silahlı helikopter olduğunu düşünsünler diye. Aşağı inip, çatıştık. Çatışma 5 saat sürdü. Takviye kuvvetler geldi. Teröristlerden çok büyük zayiat oldu ama 22 tane şehit verdik"
Bu olayın ardından 5 Haziran 2007 günü kalabalık bir grup, ikinci kez karakola saldırdı. Bu saldırıda ölen olmadı ve teröristler püskürtüldü. Ancak 22 Temmuz 2007 günü üçüncü baskında Er Hüseyin Ay arkadaşlarının kucağında şehit düştü. PKK bu saldırıda Aktütün Jandarma Karakolu'nda vatani görevini tamamlayan askerleri taşıyan Skorsky helikoptere de uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla saldırı yapmıştı.
Terör örgütü PKK'nın Türkiye İran sınırında bulunan Aktütün Jandarma Karakolu'na 9 Mayıs 2008'de düzenlediği saldırıda 6 askerimiz şehit olmuştu. Saldırının ardından İran- Irak- Türkiye üçgeninde bulunan Dalamper Dağı eteklerinde operasyon başlatılmış 19 terörist öldürülmüştü.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) karakol baskınının ardından web sitesinden yaptığı açıklamada şöyle denilmişti. "PKK terör örgütü tarafından 09 Mayıs 2008 gecesi Hakkari bölgesindeki bir karakolumuza yapılan silahlı saldırı ile başlayan sıcak temas durumu geç saatlere kadar devam etmiştir. Teröristlerin takibi sonucu meydana gelen çatışmalarda 4 güvenlik görevlisi daha şehit olmuş, 2 güvenlik görevlisi de yaralanmıştır. Hava destekli olarak yürütülen çatışmalarda, önceden açıklanan 19 sayısına ilave olarak etkisiz hale getirilen teröristlerin tespiti maksadıyla, arazi arama ve tarama faaliyetlerine devam edilmektedir."
zaman
Hakkari'nin Şemdinli İlçesinde yer alan Aktütün Karakolu'na düzenlenen saldırıda 15 askerin şehit olduğu bildirildi
Genelkurmay Başkanlığı, Hakkari'nin Şemdinli İlçesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğüne bölücü terör örgütünün Irak'ın kuzeyinde bulunan unsurları tarafından dün yapılan saldırıda, 15 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, 23 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 2 uzman erbaş ile de henüz temas kurulamadığını bildirdi.
Çatışmada yaralanan 2 asker helikopterle hastaneye kaldırıldı.
GENELKURMAYIN AÇIKLAMASI
Hakkari ili Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'nün batıdan emniyetini sağlayan Bayraktepe'deki unsurlarına karşı dün öğleden sonraki saatlerde bölücü terör örgütü tarafından Irak'ın kuzeyinde bulunan ağır silahlarının da desteği ile saldırı girişiminde bulunulmuştur.
Saldırıdan önce, bir jandarma özel harekat timi ile takviye edilen emniyet unsurlarının bulunduğu Bayraktepe Bölgesi'nde bir bölüğe yakın kuvvet bulunmaktaydı. Ayrıca, bölge gelişmelere bağlı olarak bir jandarma özel harekat bölüğü ve bir komando bölüğü ile de takviye edilmiştir. Çatışmanın başlamasından önce görüntü alınan bölgeler, topçu ve havanlarla ateş altına alınmış ve iki kol taarruz helikopterleri de bölgede görev almıştır.
Ayrıca, Aktütün Karakolu'na on kilometre mesafede Irak'ın kuzeyinde bir terörist grup tespit edilmiş ve bu terörist grup önce Hava Kuvvetleri, daha sonra topçu tarafından ateş altına alınmıştır.
Çatışmalar, akşam karanlığına kadar devam etmiştir. Çatışmalar esnasında bir astsubay, altı uzman erbaş, sekiz erbaş ve er olmak üzere 15 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Zayiatın büyük kısmı, Irak'ın kuzeyinden yapılan ağır silah atışları nedeniyle meydana gelmiştir. Çatışmada yaralanan personel, tedavi edilmek üzere uçakla Ankara'ya getirilmektedir. İki uzman erbaş ile henüz temas kurulamamış olup bölgede arama faaliyetleri devam etmektedir.
Çatışmalar süresince, 23 terörist etkisiz hale getirilmiş olup Hava Kuvvetleri ve topçu ateşleri sonucunda etkisiz hale getirilen terörist miktarı henüz tespit edilememiştir.
Şehit olan personelimize Allah'tan rahmet, silah arkadaşlarına ve onların değerli ailelerine ve yüce milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Bölücü terör örgütü ile mücadeleye, yurt içinde ve yurt dışında artan bir kararlılıkla devam edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
İLK SALDIRI 1992'DE DÜZENLENDİ
Aktütün Karakolu ilk olarak 13 Eylül 1992 tarihinde de PKK'lı teröristlerin saldırısına uğradı. Yaklaşık 500 kişilik PKK grubuyla çatışan birlikten 22 asker şehit oldu. O günlerde Şemdinli Hudut Tabur Komutanı olan ve Albay rütbesiyle emekliye ayrılan Erdal Sarızeybek bu baskını şöyle anlattı:
"Saldırı haberini alınca takviye kuvvetler gerekti. Karayolu ile Aktütün'e gitmek yaklaşık 5 ila 6 saat. Yolda mayınlama var, pusu var. Bu tür çatışmalarda mutlaka takviye gelecek yolları mayınlıyorlar ve pusu kuruyorlar. Ben muhafızlarımla, 5 kişi helikoptere bindik. Bu UH 1 helikopteriydi. Aktütün'e yaklaştığımızda helikopteri Kobra zennetsinler diye el bombası atmaya başladık. Silahlı helikopter olduğunu düşünsünler diye. Aşağı inip, çatıştık. Çatışma 5 saat sürdü. Takviye kuvvetler geldi. Teröristlerden çok büyük zayiat oldu ama 22 tane şehit verdik"
Bu olayın ardından 5 Haziran 2007 günü kalabalık bir grup, ikinci kez karakola saldırdı. Bu saldırıda ölen olmadı ve teröristler püskürtüldü. Ancak 22 Temmuz 2007 günü üçüncü baskında Er Hüseyin Ay arkadaşlarının kucağında şehit düştü. PKK bu saldırıda Aktütün Jandarma Karakolu'nda vatani görevini tamamlayan askerleri taşıyan Skorsky helikoptere de uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla saldırı yapmıştı.
Terör örgütü PKK'nın Türkiye İran sınırında bulunan Aktütün Jandarma Karakolu'na 9 Mayıs 2008'de düzenlediği saldırıda 6 askerimiz şehit olmuştu. Saldırının ardından İran- Irak- Türkiye üçgeninde bulunan Dalamper Dağı eteklerinde operasyon başlatılmış 19 terörist öldürülmüştü.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) karakol baskınının ardından web sitesinden yaptığı açıklamada şöyle denilmişti. "PKK terör örgütü tarafından 09 Mayıs 2008 gecesi Hakkari bölgesindeki bir karakolumuza yapılan silahlı saldırı ile başlayan sıcak temas durumu geç saatlere kadar devam etmiştir. Teröristlerin takibi sonucu meydana gelen çatışmalarda 4 güvenlik görevlisi daha şehit olmuş, 2 güvenlik görevlisi de yaralanmıştır. Hava destekli olarak yürütülen çatışmalarda, önceden açıklanan 19 sayısına ilave olarak etkisiz hale getirilen teröristlerin tespiti maksadıyla, arazi arama ve tarama faaliyetlerine devam edilmektedir."
zaman
İŞTE AKTÜTÜN KARAKOLU'NA SALDIRI ANI
Terör örgütü yakın bir haber ajansında Aktütün Karakolu'nun bir kısmının yanarken çekilmiş fotoğrafını yayımladı.
Haber ajansının internet sitesinde yer alan ve sabah 07.36'da geçilen haberde, "Şemdinli ilçesindeki Bezele (Aktütün) Karakolu'na yapılan saldırıda 5 asker öldü, 14 asker yaralandı bilgisine yer verildi. Haberde, büyük oranda imha edildiği belirtilen karakolun yanan fotoğrafına yer verildi.
Ajans, daha sonra haberlerini Türk televizyonlarında yayınlanan haberler ve Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yapılan açıklamalara göre yeniden düzenleyerek abonelerine duyurdu. Ancak site daha sonra fotoğrafı siteden kaldırdı.
http://www.haber10.com/haber/140901/
Haber ajansının internet sitesinde yer alan ve sabah 07.36'da geçilen haberde, "Şemdinli ilçesindeki Bezele (Aktütün) Karakolu'na yapılan saldırıda 5 asker öldü, 14 asker yaralandı bilgisine yer verildi. Haberde, büyük oranda imha edildiği belirtilen karakolun yanan fotoğrafına yer verildi.
Ajans, daha sonra haberlerini Türk televizyonlarında yayınlanan haberler ve Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yapılan açıklamalara göre yeniden düzenleyerek abonelerine duyurdu. Ancak site daha sonra fotoğrafı siteden kaldırdı.
http://www.haber10.com/haber/140901/
Google’da bu isimleri aramayın
internette aranması halinde çıkan linklerde virüs bulunma olasılığı en fazla olan ünlüler açıklandı.
Geçtiğimiz günlerde en güçlü çift seçilen Brad Pitt Angelina Jolie, çifti en riskli ünlüler listesinde yer alan isimler arasında. Bilişim güvenlik şirketi mcafee, internette en aranması en riskli ünlülerin listesini yayınladı. Bu isimler arandığında çıkan linklerde virüs bulunması olasılığı çok fazla…
1) Brad Pitt
2) Beyonce Knowles
3) Justin Timberlake
4) Heidi Montag
5) Mariah Carey
6) Jessica Alba
7) Lindsay Lohan
8) Cameron Diaz
9) George Clooney
10) Rihanna
11) Angelina Jolie
12) Fergie
Geçtiğimiz günlerde en güçlü çift seçilen Brad Pitt Angelina Jolie, çifti en riskli ünlüler listesinde yer alan isimler arasında. Bilişim güvenlik şirketi mcafee, internette en aranması en riskli ünlülerin listesini yayınladı. Bu isimler arandığında çıkan linklerde virüs bulunması olasılığı çok fazla…
1) Brad Pitt
2) Beyonce Knowles
3) Justin Timberlake
4) Heidi Montag
5) Mariah Carey
6) Jessica Alba
7) Lindsay Lohan
8) Cameron Diaz
9) George Clooney
10) Rihanna
11) Angelina Jolie
12) Fergie
Vizyona giren son filmler
Cengiz Han
Esugei Kağan dokuz yaşındaki oğlu Timuçin ile Moğol bozkırlarında Merkit boyuna gelin seçmeye giderler. Böylece Esugei Kağan Merkitlerle yıllarca süren düşmanlığa bir son verip barış sağlayabilecektir. Ancak Timuçin yolda dinlenmek için durdukları bir kabileden eşini seçer. Bu durum Merkitler ile yapılacak barışa engel olur.
Geri dönerken düşmanları tarafından zehirlenen Esugei ölür ve dokuz yaşındaki Timuçin kabilenin başına geçer. Timuçin ve ailesi geniş bozkırlarda göçebe hayatı yaşarlar, avlanarak yaşamlarını sürdürürler.
Kabilenin yeni kağanı olan Targutai, ileride kabilenin kağanı olacak Timuçin’i öldürmek ister. Ancak Moğol halkının kurallarına göre bir çocuk asla öldürülmez. Bunun için Targutai onu esir alır ve öldürmek için büyümesini bekler.
Targutai’nın esaretinden kurtulan Timuçin babasının intikamını almak ve Borthe ile evlenmek için geniş Moğol bozkırlarında, gökyüzünün hakimi Büyük Tanrı Tengri’ye sığınarak hayatta kalmayı başarır. Zar zor hayatta kalan Timuçin gelecekte kabilesinin kağanı olacak kan kardeşi Jamuhka ile tanışır.
Timuçin sevdiği kadın Borte’ye kavuşur ama Merkit’ler intikam almak için Borthe’yi kaçırır. Timuçin kan kardeşi Jamuhka’nın yardımını ister. İkisi birlikte Merkit boyuna bir baskın düzenler ve Borthe’yi geri alırlar. Jamuhka’nın adamları Timuçin’in yaklaşımından ve adaletinden çok etkilenirler böylece kendi kağanlarını bırakıp, güçlü savaşcı Timuçin’e katılırlar. Her ne kadar iki kan kardeş birbirine sonsuz saygı duysa da, her ikisi de çekişen kaderlerinden dolayı bir gün karşı karşıya geleceğini bilir.
Timuçin’in daha da güçlenmesinden korkan Targutai ve Jamuhka ortak düşmanlarına karşı güçlerini birleştirir. Kalabalık düşmanları karşısında galibiyet şansı olmayan Timuçin karısıyla birlikte kabilesindeki kadın ve çocukları dağlara güvenli bir yere gönderir ve akıllıca bir savaş taktiği hazırlar. Ancak kuvvet ve sayıca üstün olan düşmanlarına karşı galibiyet alamaz ve esir düşer. Uzak bir yerde olan Tangut Krallığı’na köle olarak satılır.
Bir yıl sonra Borthe güvenli dağlardan inerek eşini tutsaklıktan kurtarır. Artık eşi ve çoçukları ile bir araya gelen Timuçin’in tek arzusu,herkesin uyması gereken kurallar koyarak tüm Moğolları bir araya getirmektir. Ancak bu yolda tek bir engel vardır: Kan kardeşi olan Jamuhka’nın ordusundan daha büyük bir ordu kurup onunla karşı karşıya gelmelidir. Bu son savaşta, kurnaz stratejisi, sadık savaşcıları ve yürekten sığınıp, inandığı Büyük Tengri’nin yardımlarıyla önemli bir zafer elde eder.
Tüm dünyada Cengiz Han olarak bilinen bu büyük hükümdar dünyanın yarısını ele geçirecektir.
Spiderwick Günceleri
Simon, Jared ve Mallory kardeşlerin hayatları alt üst olur ve anneleriyle birlikte yıkık dökük bir eve taşınırlar. Burada tesadüfen buldukları güncenin kapağını kaldırır kaldırmaz hayatları değişir. Fantastik bir dünyanın olağandışı girdaplarına kapılan kardeşler kendilerini öcüler, gulyabaniler, elfler ve daha nice tuhaf yaratıkla dolu yeni bir dünyada bulurlar.
Meleğin Sırları
Filmde, annesi tarafından ABD’ye gönderilen ancak oradaki hayat şartlarının filmlerde sunulduğu gibi toz pembe olmadığını anlayan masum bir genç kız olan Ebru’nun aşk hayatında yaşadığı hayal kırıklıkları ve başına gelen kötü olaylar sonrasında düştüğü durumu ve onu bu kötülüklerden korumaya çalışan Rusty isimli işitme engelli bir sanatçı konu ediliyor.
Miras
Mart 14th, 2008 Konuyu Açan admin
Yeni bir ülke kurma plânı yapan Yahudi sözcüleri Filistin toprakları karşılığında Osmanlı’nın tüm dış borcunu ödeyeceklerini söylemektedirler. Abdülhamit tahttan indirilince Kerkük’teki araziler Teşkilatı Mahsusa’ya geçer. Eski Osmanlılar görevlerini gelecek nesillere başarı ile aktaracaklarını söylerlerken günümüze geliriz. Topraklardaki petrolün kullanım hakkı için mücadele hâlâ sürmektedir.
Katagori Vizyona Girenler | Hic Yorum Yok »
Günahkarlar
Mart 14th, 2008 Konuyu Açan admin
Yıllarca cinsel suç işleyenleri yakalamaya çalışmakla ruhunda derin yaralar açılmış paranoyak ajan, bir yandan ajandasındaki suçlulardan biri tarafından kaçırıldığına emin olduğu bir kızı bulmaya çalışırken, bir yandan da kendi iç dünyasına karşı savaş vermektedir. Yanında çalışmakta olan Claire, bir yandan işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmeye, bir yandan da amirini kanunun yanında tutmaya çalışmaktadır.
Kuzuların Sessizliği ve Se7en gibi toplumun kıyısında kalmış kişiler üzerine gelişen gerilim filmlerinin yolundan giden THE FLOCK, Hong Kong’lu yönetmen Andrew Lau’nun ilk İngilizce filmi.
Esugei Kağan dokuz yaşındaki oğlu Timuçin ile Moğol bozkırlarında Merkit boyuna gelin seçmeye giderler. Böylece Esugei Kağan Merkitlerle yıllarca süren düşmanlığa bir son verip barış sağlayabilecektir. Ancak Timuçin yolda dinlenmek için durdukları bir kabileden eşini seçer. Bu durum Merkitler ile yapılacak barışa engel olur.
Geri dönerken düşmanları tarafından zehirlenen Esugei ölür ve dokuz yaşındaki Timuçin kabilenin başına geçer. Timuçin ve ailesi geniş bozkırlarda göçebe hayatı yaşarlar, avlanarak yaşamlarını sürdürürler.
Kabilenin yeni kağanı olan Targutai, ileride kabilenin kağanı olacak Timuçin’i öldürmek ister. Ancak Moğol halkının kurallarına göre bir çocuk asla öldürülmez. Bunun için Targutai onu esir alır ve öldürmek için büyümesini bekler.
Targutai’nın esaretinden kurtulan Timuçin babasının intikamını almak ve Borthe ile evlenmek için geniş Moğol bozkırlarında, gökyüzünün hakimi Büyük Tanrı Tengri’ye sığınarak hayatta kalmayı başarır. Zar zor hayatta kalan Timuçin gelecekte kabilesinin kağanı olacak kan kardeşi Jamuhka ile tanışır.
Timuçin sevdiği kadın Borte’ye kavuşur ama Merkit’ler intikam almak için Borthe’yi kaçırır. Timuçin kan kardeşi Jamuhka’nın yardımını ister. İkisi birlikte Merkit boyuna bir baskın düzenler ve Borthe’yi geri alırlar. Jamuhka’nın adamları Timuçin’in yaklaşımından ve adaletinden çok etkilenirler böylece kendi kağanlarını bırakıp, güçlü savaşcı Timuçin’e katılırlar. Her ne kadar iki kan kardeş birbirine sonsuz saygı duysa da, her ikisi de çekişen kaderlerinden dolayı bir gün karşı karşıya geleceğini bilir.
Timuçin’in daha da güçlenmesinden korkan Targutai ve Jamuhka ortak düşmanlarına karşı güçlerini birleştirir. Kalabalık düşmanları karşısında galibiyet şansı olmayan Timuçin karısıyla birlikte kabilesindeki kadın ve çocukları dağlara güvenli bir yere gönderir ve akıllıca bir savaş taktiği hazırlar. Ancak kuvvet ve sayıca üstün olan düşmanlarına karşı galibiyet alamaz ve esir düşer. Uzak bir yerde olan Tangut Krallığı’na köle olarak satılır.
Bir yıl sonra Borthe güvenli dağlardan inerek eşini tutsaklıktan kurtarır. Artık eşi ve çoçukları ile bir araya gelen Timuçin’in tek arzusu,herkesin uyması gereken kurallar koyarak tüm Moğolları bir araya getirmektir. Ancak bu yolda tek bir engel vardır: Kan kardeşi olan Jamuhka’nın ordusundan daha büyük bir ordu kurup onunla karşı karşıya gelmelidir. Bu son savaşta, kurnaz stratejisi, sadık savaşcıları ve yürekten sığınıp, inandığı Büyük Tengri’nin yardımlarıyla önemli bir zafer elde eder.
Tüm dünyada Cengiz Han olarak bilinen bu büyük hükümdar dünyanın yarısını ele geçirecektir.
Spiderwick Günceleri
Simon, Jared ve Mallory kardeşlerin hayatları alt üst olur ve anneleriyle birlikte yıkık dökük bir eve taşınırlar. Burada tesadüfen buldukları güncenin kapağını kaldırır kaldırmaz hayatları değişir. Fantastik bir dünyanın olağandışı girdaplarına kapılan kardeşler kendilerini öcüler, gulyabaniler, elfler ve daha nice tuhaf yaratıkla dolu yeni bir dünyada bulurlar.
Meleğin Sırları
Filmde, annesi tarafından ABD’ye gönderilen ancak oradaki hayat şartlarının filmlerde sunulduğu gibi toz pembe olmadığını anlayan masum bir genç kız olan Ebru’nun aşk hayatında yaşadığı hayal kırıklıkları ve başına gelen kötü olaylar sonrasında düştüğü durumu ve onu bu kötülüklerden korumaya çalışan Rusty isimli işitme engelli bir sanatçı konu ediliyor.
Miras
Mart 14th, 2008 Konuyu Açan admin
Yeni bir ülke kurma plânı yapan Yahudi sözcüleri Filistin toprakları karşılığında Osmanlı’nın tüm dış borcunu ödeyeceklerini söylemektedirler. Abdülhamit tahttan indirilince Kerkük’teki araziler Teşkilatı Mahsusa’ya geçer. Eski Osmanlılar görevlerini gelecek nesillere başarı ile aktaracaklarını söylerlerken günümüze geliriz. Topraklardaki petrolün kullanım hakkı için mücadele hâlâ sürmektedir.
Katagori Vizyona Girenler | Hic Yorum Yok »
Günahkarlar
Mart 14th, 2008 Konuyu Açan admin
Yıllarca cinsel suç işleyenleri yakalamaya çalışmakla ruhunda derin yaralar açılmış paranoyak ajan, bir yandan ajandasındaki suçlulardan biri tarafından kaçırıldığına emin olduğu bir kızı bulmaya çalışırken, bir yandan da kendi iç dünyasına karşı savaş vermektedir. Yanında çalışmakta olan Claire, bir yandan işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmeye, bir yandan da amirini kanunun yanında tutmaya çalışmaktadır.
Kuzuların Sessizliği ve Se7en gibi toplumun kıyısında kalmış kişiler üzerine gelişen gerilim filmlerinin yolundan giden THE FLOCK, Hong Kong’lu yönetmen Andrew Lau’nun ilk İngilizce filmi.
Etiketler:
Vizyona giren son filmler halilakpinar com
Sinsi virüsler: Rootkit’leri tanıyın ve silin
Sinsi virüsler: Rootkit’leri tanıyın ve silin
Rootkit’ler Windows dünyasında pek tanınmış bir fenomen değildir; işin kötü tarafı ise çok tehlikelidirler. Bu programlar zararlı yazılımları sisteme o kadar iyi saklarlar ki, birçok virüs tarayıcı onları bulamaz. Burada özel Anti-Rootkit araçlarına başvurmanız gerekiyor. CHIP Online bu sinsi düşmanların izini nasıl sürmeniz gerektiğini size gösterecek.
Bir rootkit tek başına tehlikeli değildir. Fakat virüs, solucan ve Truva atları ila beraber cidden şeytani bir potansiyele sahiptirler: Rootkit’ler ne kullanıcının ne de anti-virüs yazılımlarının dijital zararlıların varlığından haberdar olmamasını sağlıyor. Genellikle Windows’un derinliklerine yerleşirler ve oradan sistem fonksiyonlarını kontrol ederler. Böylece Windows Explorer, görev yöneticisi veya virüs tarayıcının dosya sistemine ilişkin sorgularını yakalar, kendilerine ilişkin tüm izleri siler ve sonrasında sorguya sahte bir yanıt verirler. Sonuç: En azından standart araçlarla rootkit’lerin izini sürmek mümkün değil. Burada özel araçlar devreye girmek zorunda.
Önemli:
Rootkit avına çıkmadan önce tüm kişisel dosyalarınızın (dokümanlar, resimler, müzikler) yedeğini alın. Zararlı yazılımları herhangi bir yan etki oluşmadan ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmuyor.
Tek bir klik: Rootkit’ler için ilk yardım
Hacker Defender
Hacker Defender ismindeki rootkit yardımıyla Sophos Anti-Rootkit‘in nasıl işe yaradığını görselleştirelim (Küçük bir uyarı: Sophos Anti-Rootkit Vista desteğine sahip değil). Hacker Defender Windows için yazılmış ilk rootkit’lerden ve şu sıralar birçok anti-virüs tarayıcı tarafından bulunuyor. Yinede bu zararlı yazılım rootkit’lerin nasıl çalıştığını etkileyici bir şekilde gösteriyor: Kurulumdan sonra "hxdef" ile başlayan tüm dosyaları, işlemleri ve kayıt defteri girdilerini saklıyor. Böylece parolaları ispiyonlayan veya PC’nin kendisini uzaktan kontrol eden bir trojan kendini meraklı bakışlardan gizleyebilir.
Küçük fark
Sophos Anti-Rootkit’i kurun ve başlatın. Başlangıçta hangi bölgeleri taramak istediğiniz size soruluyor. Buradaki tüm bölgeleri seçin ve "Start Scan" tuşuna basın. Araç çalışan tüm işlemleri, Windows kayıt defterini ve sabit diski tarar. Bu süre zarfında program sıradan Windows fonksiyonlarının oluşturduğu sorgular ile kendisinin doğrudan veri taşıyıcısı veya kayıt defterine baktığında elde ettiği sorguları karşılaştırır. Listedeki farklar saklı bir nesnenin, yani bir rootkit’in varlığına işaret eder.
Silme çalışmaları
Anti-Rootkit bu sinsi yazılımları listeler. Burada bulunan dosyaları işaretleyip "Clean up checked items" tuşuna basarak silebilirsiniz. Özellikle şüphe duyulan program veya sürücü dosyaları önceden seçili olarak listelenir. Kayıt defteri girdilerini manüel olarak regedit ile silmelisiniz (Başlat > Çalıştır kutusuna "regedit" yazarak). Temizleme işleminden sonra bilgisayarınızı yeniden başlatın. Sophos Anti-Rootkit zararlı yazılımın tüm önemli bileşenlerini silmiş olmalıdır. Artık kendini rootkit ile saklamış olan trojanlar da ortaya çıkacaktır. Bunları da Avira AntiVir veya avast! 4 Home gibi normal bir virüs tarayıcı ile silebilirsiniz.
Alternatifler
Rootkit avı sırasında sloganınız "Çok aracın yardımı da çok olur" olmalı. Tek bir Anti-Rootkit tüm zararlıları bulamayabilir. Bu yüzden arama işlemi için farklı programlar kullanın. Mesela alternatif olarak Spybot Search & Destroy’un geliştiricisi Patrick Kolla’nın RootAlyzer yazılımını kullanabilirsiniz. Program geliştirme aşamasında bulunuyor ve şu an sadece kayıt defteri ve sabit diski tarayabiliyor. Ama devamlı olarak iyileştirilecek.
Tek-Klik-Anti-Rootkit-Araçları
* Sophos Anti-Rootkit
* RootAlyzer
Diğer Alternatifler
* AVG Anti-Rootkit
* F-Secure Blacklight
Deneyimliler için: Her saklananı bulun
Tek-Klik-Rootkit savarların kullanımı kolaydır ama her zararlıyı bulamazlar. Burada sistemin derinliklerini tarayan ve tüm saklanma yerlerini bilen uzmanlar devreye girmeli; fakat bunların kullanımı pek de kolay değil. CHIP Online ücretsiz araç Gmer ile profesyonellerin nasıl rootkit avına çıktığını size gösterecek.
FU-Rootkit
Örnek olarak burada FU rootkit’ini kullanacağız. FU yürütülen işlemleri saklıyor ve ne görev yöneticisi ne de Sysinternals’ın Process Explorer aracı bunları bulabiliyor. Böylece bir trojan size çaktırmadan sisteminizin derinliklerinde cirit atabilir. Burada Gmer aracı işin içine giriyor. Programı kurmanıza gerek yok, EXE dosyasına çift tıklamanız yeterli. Daha başlangıçta Gmer ilk taramasını yapıyor, fakat bu tarama tahmin edebileceğiniz gibi yüzeysel bir tarama. Bu yüzden »Rootkit/Malware« sekmesinde ikinci bir tarama başlatmalısınız. Sağ taraftaki tüm kutucuklara tik atın ve taranacak sürücüyü seçin. »Scan« tuşuna basmanız ile tarama başlayacaktır.
Detaylı tarama
Artık Gmer tüm saklı dosyaları, işlemleri ve kayıt defteri girdilerini listeler; aynı zamanda bunların tam dosya yolunu da gösterir. Bu sayede rootkit’in hangi nesneleri nerede sakladığını görebilirsiniz. Özellikle »Processes« kısmında işaretli olan girdiler ilgi çekicidir. Bunların üzerinde sağ fare tuşu ile tıklayın ve içerik menüsünde »Kill Process« ibaresini seçin. Böylece rootkit’e ait olan ve zararlı yazılımı saklayan işlemi sonlandırmış olursunuz. Ayrıca »Files« sekmesi üzerinde tarama sonucu ortaya çıkan dosyaları silebilirsiniz. Gizli dosyanın saklandığı yolu »Rootkit/Malware« sekmesi ile bulabilirsiniz. Aynı şey rootkit’lerin sakladığı servisler için de geçerlidir. Bunları »Services« kısmında bulabilirsiniz. Hatalı kayıt defteri girdilerini »Registry« altında bulabilirsiniz ama silme işlemini burada yapamıyorsunuz. Bu iş için rootkit’leri devre dışı bıraktıktan sonra regedit komutunu kullanmalısınız. İşlemleri sonlandırdıktan ve gizli dosyaları sildikten sonra daha önceden rootkit yardımıyla kendilerini saklayan gerçek zararlıları yani virüsleri, solucanları ve trojanları bir virüs tarayıcı ile avlamaya başlayabilirsiniz.
Çetin tuzaklar
Bu prosedürden sonra bile PC’nizin temiz olup olmadığından emin değil misiniz? O zaman bir radikal çözüm daha var. Gmer’i çalıştırın ve »Processes« sekmesine gidin. Burada »Kill all« tuşuna basın. Artık "gmer.exe" ve "csrss.exe" dışındaki tüm işlemler sonlandırılacaktır; doğal olarak rootkit’ler de. Kamuflaj artık aktif değildir. »Run« butonu ile virüs tarayıcınızı yeniden başlatın. Mesela Avira AntiVir‘i kullanın ve "Gözat" butonu ile »C:\Program Files\Avira\AntiVir PersonalEdition Classic« dizininde »avcenter.exe« dosyasını bulun. »OK« ve »Run« dedikten sonra program başlayacaktır. Zararlı yazılımı anti-virüs programı ile sildikten sonra PC’nizi »Processes | Restart« ile yeniden başlatın.
Bir püf nokta daha: Eğer bir rootkit veya trojan Gmer yazılımının çalışmasını engellerse gmer.exe’nin ismini gmer.bat veya test.exe şeklinde değiştirin. Tüm durumlarda olmasa bile birçok durumda bu hile işe yarayacaktır.
Deneyimliler için Anti-Rootkit’ler
* Gmer
Etiketler:
Sinsi virüsler Rootkitleri tanıyın ve silin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)