3 Kasım 2008 Pazartesi

10 KASIM ATATÜRK’Ü ANMA PROGRAMI örnek

10 KASIM 2004 ATATÜRK’Ü ANMA PROGRAMI
Kasımlar gelince olur bu.Düşer üstümüzdeki gökyüzü.Gözümüz yaşlı,başımız eğik,yüreğimiz buruktur.
Bir sabah kalktık ki bayraklar yarıda,mavisiz gökyüzü,Atatürk’ün 66. ölüm yıldönümünde bize millet olmayı öğreten büyük insan M.Kemal Atatürk için ,onun manevi huzurunda sizleri 1 dakikalık saygı duruşuna ve ardından İstiklal Marşı’nı söylemeye davet ediyorum.
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek payidar kalacaktır.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
-Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yapmak üzere Okul Meclis Başkanı Emine KAPKA’yı buraya davet ediyorum.
“Beni görmek demek yüzümü görmek demek değildir.Benim fikirlerimi,benim duygularımı anlıyorsanız ve duyuyorsanız bu yeterlidir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
-3-A sınıfı öğrencilerinden Ahmet Özkurt’u şiirini okumak üzere buraya davet ediyoruz.
-4-A sınıfı öğrencilerinden Mine BEŞTAŞ “Kurtuluş öncüleri” isimli şiirini okuyacak.
“Çalışmak ve başarılı olmak her insan için temel ilke olmalıdır.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
-5-A sınıfı öğrencilerinden Emrah KIZIL’ı “Mustafa Kemal’i düşünüyorum” adlı şiiri okumak üzere buraya davet ediyorum.
-6-A sınıfı öğrencilerinden Birkan MOCAN ve Ümran ÖNDEMİR’i “Bir tutkudur Mustafa Kemal” isimli şiirini okumak üzere buraya davet ediyorum.
ATATÜRK’TEN BİR ANI
Atatürk bir gün askeri bölgeye giderken,otomobili arızalanır.
-Yürüyelim,otomobil yapılınca arkadan gelsin! Der.
-Dur! Kimsin?
-Durdular,Mehmetçik geldi.
-Buraya Atamız gelecek geçmek yasaktır.
-Ata güldü.
-Atatürk bana benzer mi?
-Mehmetçik baktı baktı ve gözleri parladı.
-Bnezemeye benzer ama askerlik bu bir de onbaşım görsün.der.
-7-A sınıfından Latife KÖK “Mustafa Kemal’e giden yol” adlı şiirini okuyacak.
“İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri görülmez”
Mustafa Kemal ATATÜRK
-8-A sınıfından Gülşah ŞAHAN’ı “Mustafa Kemaller Tükenmez” adlı şiiri okumak üzere buraya davet ediyorum
Sana bu 10 Kasımda da milletin selamı var.Sen içimizdesin.
Sunucular:Havva COŞKUN-Gülşah ŞAHAN


GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ

Bugün 10 Kasım yurdumuzun ve milletimizin kurtarıcısı,devletimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dünya hayatıns gözlerini yumduğu bir gün.

Atatürk Haftası,aslında her Türk’ün yaşadığı hayatın O’nun bıraktığı mirası koruyup korumadığını sorgulayacağı bir gündür.Bu hafta,bize,Atatürk’ün fikirlerini anlayıp vatanımızın gelişmesini,yüceltilmesini tamamlamak görevimizin hatırlandığı,hatırlatıldığı bir haftadır.

Atatürk,Türk Milleti’nin “Muasır milletler seviyesinin de üstüne çıkması” için ışıklı yolu göstermiştir.

Kılık-kıyafetten,ölçü-tartıya,takvimden-alfabeye kadar yaptığı inkılaplar,en büyük eserim dediği ve bizlere emanet ettiği cumhuriyet yönetimi ile gerçek bir devlet adamıdır.

Atatürk,Türk Milleti’nin olduğu gibi,yeryüzündeki pek çok ülkenin de önderi olmuştur.Onların mücadelelerine ilham kaynağı olmuştur.

İnanıyor ve biliyoruz ki ölümünün 66. yıldönümünde yaptığı işler ve bıraktığı eserlerle ülkemizde ve dünyada saygı ile anılmaktadır.O’nu saygı ve şükran duygularımızla selamlıyoruz.


Emine KAPKA
Okul Meclis Başkanı
8-B
10 KASIM TÜRKÜSÜ
Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler,
Bozkır ovalarına, Erciyes'e Ağrı'ya,
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte,
Senin sustuğunca!
Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
Ana baba oğul kız,
Dere tepe bucak köy,
Yeryüzü yaşamalarımla değil
Oralarda, Senin gittigince!
Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al,
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken,
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca.
F. Hüsnü DAĞLARCA










ATATÜRK
Sen Atatürk'ü tanımazsın çocuğum
Ne insandı O, ne insandı.
İzmir'e gelişini görseydin.
Ne şanlıydı O, ne şanlıydı.
Benzerdi sana, bana
Bizim gibiydi eli, ayağı
Ama bir yol baksaydın yüzüne.
İçin sevgisiyle dolardı.
Vapura biniyorsak dilediğimizde,
Sokakta geziyorsak hür,
İyi bak dört yana,
Atatürk'ün aklı görünür.
Arı Türkçe konuşuyorsak,
Türkçe düşünüyorsak bugün,
Her işimizde O'nun gücü.
Büyük öğretmeni Türk'ün.
Halkımızın arasında, halktan,
Davul vurur dengi dengine.
Dünya rastlamış mıdır?
Atatürk'ün dengine.
N. Ulvi AKGÜN














MUSTAFA KEMAL'İN ELLERİ
Elleri konuşuyor Mustafa Kemal'in;
Zaferi, barışı yaratmış elleri.
Hürriyeti, saadeti, adaleti
Sevgiyle dağıtmış elleri.
Elleri konuşuyor Mustafa Kemal'in,
İçli, temiz, mert elleri,
Bütün nimetlerini sunmuş bize
Türk sofrası gibi cömert elleri.
Elleri konuşuyor Mustafa Kemal'in;
Öğretmen elleri.
Bir tahta başında, bir kürsüde
Bize bizi öğreten elleri.
Elleri konuşuyor Mustafa Kemal'in;
Işık, deniz, sel elleri.
Bizi her şeyden çok seven
Güzel elleri.
A. Hikmet PAR












MUSTAFA KEMAL'E GİDEN YOL
Karşıda bir ışık, bir ümit yolu
Kollarımı yarına güvenle açacağım,
Karşıda bir ışık, bir ümit yolu
Bırakın, Mustafa Kemal'e varacağım.
Ellerimi uzatıyorum, daha ötede
Son duraktan biraz daha ötede
Gücümün kuvvetimin kesildiği yerde
Karşıda Mustafa Kemal'i görüyorum;
Gün geçer devir değişir
En olmaz istekler biter,
Bir ses bırakmaz kişiyi yerinde
Mustafa Kemal'in sesi, "İleri" der.
Boyuna yeniliğe, ileriye
Boyuna en yüce gerçeklere doğru!
Apaydınlık bir yoldasınız, bakın
Karşıda Mustafa Kemal, Mustafa Kemal yolu
Attığım her adımı biliyorum
Yarın daha güzel, daha aydınlık!
Nasıl durabilirim, Mustafa Kemal sesleniyor
Uzattım ellerimi varıyorum.
Yürüyorum, yılmadan yürüyorum
-Karşıda bir ışık, bir ümit yolu-
İşte, ışıklar içinde büyüyen
Mustafa Kemal'i görüyorum
Mustafa CANPOLAT






MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyorlar zaferden zafere...

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir Kasım sabahı!
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın
Yaşıyor damar damar yüreklerde.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Elllerinden öpüyorum.
Ü.Yaşar OĞUZCAN




MUSTAFA KEMAL SESLENSE
Yüzyıllar öncesinden
Yüzyıllar sonrasından sesleniyorum size
Ben Mustafa Kemal'im heyy...
Ben Mustafa Kemal'im.
Büyük büyük denizlerim vardır benim
Hürriyeti içmiş dalgalarım.
Hürriyetle kabarmış dalgalarım vardır benim
Ulusumun yarınında sevincim
Ben Mustafa Kemal'im heyy...
Karanlığı deler gözlerim.
Dalgalara binip gelmiş kahraman,
Gökçe gözlerine türküler yaktığımız...
Hâni bir güneş doğmuştu ya Samsun'dan
İşte benim...
Ben...
Mustafa Kemal...
Ölmek yaşamaktır vatan uğrunda
Deyip, öyle girdim savaşa
Komut verdim
Şahlandı cümle vatan
Boğdum kör talihi zindanında.
Bahtı gülen anaları yurdumun
Gökleri, dağları, denizleri
Yarınları, güvenip de uyuduğum
Aslan yeleli ışığı sınırlarımın
Mehmetleri
Tutun ellerinden yüreklerinizin
Sevgilerinizle beni yıkayın.
Yüzyıllar öncesinden
Yüzyıllar sonrasından gelir sesim
Sevdiğim
Bir tanem
Türkiye'lim
Sen varoldukça belli ki
Ben Mustafa Kemal'im.
Sen var oldukça belli ki
Ben Mustafa Kemal'im.
B.Kemal ÇAĞLAR

ÖĞRETMEN ATATÜRK
Yine derse giriyorsun Samsun kapısından
Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini
İl il, köy köy, can can
Tüm Anavatan.
Hemen başlıyor mutlu ders
Erzurum'dan
Sonra derinleşiyor volkan-öğütle
Sivas'taki son oturumdan.
Bütün memleket tek sınıf
Bir yön bayrak, bir yön tan
Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim
Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan.
Sınıfımız her an kutlu bir savaş
Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan
Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü
Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.
Mavi gözlerin hep barış barış
Mavi yüceliğin hep duman duman
Öyle alev alev bir ders ki
Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.
Anlatış tadı, kıvam kıvam öz
Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan
Kocatepe, yalnız coğrafya değil
Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan

Öpüyorsun hepimizi göz göz
Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.

Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e
Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından
Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze
Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.
Öğrenmeye son yok
Cumhuriyet, bir ders aynı konudan
Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz
Senin yarattığın vatan-kanıdan.
Anlatıyorsun açık ve seçik
Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan
Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin
Tümleniyor her eksik, yaratan vuruşundan.
Yaşatarak öğretmek senin elinde
Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan
Seni özledikçe bellemek güzel
Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.

Sor bize her şeyi, konuşsun her öz
Başlayı versin en zor imtihan
Özgürlük güneşin ilk cevap, inan
Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..
İ. Zeki BURDURLU











RESİM
Her gün,
Enginlerden engin,
Yücelerden yüce
Bir duygu sarar bizi,
Bu sınıfa girince.
Yanda, bir uçtan bir uca
Mavi deniz,
Odanın içinde güneşleri bulunca
Isınırız.
Enginlerin engini deniz olsa
Deniz ufak!
Yücelerin yücesi güneş olsa
Güneş küçük!
İlk günü gördük, nerden geldi:
Duvardaydı
Denizleri, güneşleri
Küçülten büyüklük.
Kürsünün üstünde bir resim:
Gözleri denizlerden mavi
Bakışları güneşlerden sıcak,
Dört mevsim
Kürsünün üstünde:
Atatürk'ün arkasında al bayrak,
Kollarını kavuşturmuş göğsünde.
Bu resimle başlar bizim günümüz,
Karşımızda Atatürk'ü gördükçe,
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

Öğretmenimizin kürsüde
Verdiği dersi
Dinler bizimle birlikte
Atatürk'ün resmi.
Çalışkanız, çünkü,
Çalışınca
Bakarız, Atatürk güldü.
Bir yanlışlık yapsak
Bulutlanır gözleri,
Anlarız, Atatürk üzüldü.
Gelsek kürsünün dibine
Görür bizi
Eğilince.
Kalksak, gitsek gerilere,
Otursak arkalarda;
Başımızı kaldırmadan duyarız
Atatürk orada.
Öteki odalarda
Başka başka resimleri Ata'mın.
Atatürk'üm, artık ömrüm oldukça
Bu resimle karşımdasın!
Yok hiç birinde
Bundaki tılsım,
Değişen çizgilerle
Canlı gibi bu resim.

Öyle canlı ki, sanırım,
Ben de bir gün okulu bitirince
Uzanan ellerinle
Okşanacak sırtım.
Öyle canlı ki, sanırım,
Karanlık bile olsa
Serpeceğin ışıkla
Aydınlanır yollarım.
Tıpkı sınıftaki gibi,
Yapacağım bir işte
Bu resmindir rehberim
Kötülüğe uzanırsam
Çat kaşlarını,
Tutulsun ellerim.
Tıpkı sınıftaki gibi,
Bütün ömrüm boyunca
Yaptığım bir işte
İyi, doğru oldumsa
Sevincini belli et,
Gülümse!
Yaprak yaprak dökülürken önümde
Her yıl, dört mevsim;
Sınıflar içinde yalnız bu sınıf,
Resimler içinde yalnız bu resim!
Behçet NECATİGİL




















MUSTAFA KEMAL'IN GÖK YAZILARI
Ben Mustafa Kemal, elimde tebeşir, Kocaman,
Mavicek bebelerin, ak kızların,
Taş ninelerin, çatal dedelerin gözleri, kocaman,
Bir 1O Kasım gecesi
Yazıyorum ateşten çağrımı karşınıza:
-Ey Türk gençliği...
Ben Mustafa Kemal, doyamadım haykırmaya,
Şimdi destan ellerimle yazıyorum,
Yeşiline suyun,
Kuşun,
Yelin,
Yaprağın:
"Ne Mutlu Türküm Diyene."
Ben Mustafa Kemal, önümde kırk bin köy,
Kırk bin ovaya karşı bir tek dağ gibiyim
Bayraklarım değerken evren bayraklarına şimdi,
Elimde tebeşir
Yazıyorum kara gecenin üstüne
Yazıyorum armağanımı:
"Övün, Çalış, Güven."
F. Hüsnü DAĞLARCA












SEN VARSIN ATATÜRK'ÜM HER ŞEYİMİZDE
Bu gün yatağımdan hür kalkıyorsam
Ekmeğim ak suyum berraksa,
Ağaçlar çiçek açıyor
Topraklar ısınabiliyorsa,
Sesim gür çıkıyor
Özgür özgür bakabiliyorsam,
Sen varsın göz bebeklerimde
Sen varsın Atatürk'üm sen varsın.
Yazabiliyorsam gönlümce
Okuyabiliyorsam...
Kazabiliyorsam toprağımı
Gün ışığında çapa kürek elde,
Çalışabiliyorsam gece gündüz
Ekip biçebiliyorsam dileğimce,
Sen varsın yüreğimde
Sen varsın Atatürk'üm sen varsın.
M. Esat TOZKOPARAN














ATATÜRK'Ü GÖRDÜM DÜŞÜMDE
Sizler yaşadıkça çocuklarım
Ben de yaşıyorum demek,
İşte aranızdayım Ahmetler, Mehmetler'le,
Sizler yaşadıkça çocuklarım
Elele
Yanınızdayım
Sizler yaşadıkça çocuklarım
Daha ferah içim,
Gök daha geniş denizler daha geniş,
Vatan ya vatan,
Vatan sonsuzluktan gelmiş
Sonsuzluğa açılan yol
Vatan siz.
Sizler yaşadıkça çocuklarım
Bilin ki
Ben de yaşarım,
Bir sevinç düştü mü içinize
Bir keder düştü mü içinize
Bilin ki
Aranızda ben varım.
A. Rıza ERGÜVEN












BİR TUTKUDUR MUSTAFA KEMAL
Bir Tutkudur Mustafa Kemal;
Nice sevdalara değişilmeyen.
Yitirilmiş Kasımlarda açan umuttur,
Bir baştır, vazgeçilmeyen...

Bir Türküdür Mustafa Kemal;
Suskun ağızlarda söyleşir, durur.
Çaltıburnu'nda gözetir denizi.
Köroğlu'nda bağdaş kurup oturur...
Bir İnançtır Mustafa Kemal;
Yurdun dört yönünde, bir çağdır yaşayan.
Sarmış kollarıyla, çepçevre ulusu.
Sakarya boylarından Akdeniz'e taşıyan...
Bir anlamdır Mustafa Kemal;
Belkahve'den dürbünüyle seyrediyor İzmir'i.
Özgürlük diyor, al atının üstünde,
Kırıyor kılıcıyla, tutsak eden zinciri...
Bir Bayraktır Mustafa Kemal;
Çekilmiş kalelere, rüzgârda dalgalanan.
Bozkırın bağrında yol alan kağnılara,
Işık tutan, güç veren, yol bulan...
Y.Doğan ERGENELİ











ATATÜRK'Ü DUYMAK
Ulu rüzgâr esmedikçe
Yaşamak uyumak gibi.
Kişi ne zaman dinç;
Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.
Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik.
Ekmek olmak için önce
Buğday olmak gibi.
Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe
Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi.
Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene
Her ışık-kaynak gibi.
En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz,
Daha da yakınsın, daha da sıcak
Bıraktığın toprak gibi.
Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz,
Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,
Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:
Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.
Behçet NECATİGİL








ATATÜRK GÜLÜMSEDİ
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Siz sınıfa girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca.
Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklayamadı sevincini.
Baktı ki gençsiniz bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca yöntemince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca.
Baktı ki karışmış aramıza
Çiziyorsunuz yolu
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu.
Anlaşılan bütün yaz
Atatürk gözünü kırpmamış
Çünkü boşmuş sıralar
Çünkü harf okunmamış.
.............................

Ama baktı ki gün doğmuş
Bir koşu varmışız okula
Özlemle açılmış kitaplar
Bir iştah kızda oğlanda.
Baktı ki zil çalmış sınıfa girmişsiniz
Bütün bakışlar sizde
Günaydın demiş derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde
Baktı ki Türkiye'si Türkiye'miz
Aydınlık ufuklara yürüyor hızla
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce.
Talât TEKİN


KURTULUŞ ÖNCÜLERİ İÇİN
Yan yana iki çocuk görsem
İşte Atatürk diyorum
Özgürlüğün toprağı uyanıyor
İçin için seviniyorum.
Koşuşan iki öğrenci görsem
İçimin güneşi ısınıyor
Yürüyen bir bakış gibi
Mustafa Kemal geliyor.
Kol kola iki işçi görsem
Ekmeğim çoğalıyor birden
Bir ışık düşüyor ortalığa
İşte Atatürk diyorum.
İşte Atatürk diyorum
İlk kuruluş öncüleri
Bir gül çağrısında hepsi
Bize uzanmış elleri.
Mehmet KIYAT
ATATÜRK YAZAR
Sordum seni;
Dağına, taşına Türkiye'min,
Herkes kendinden emin,
Yükseldi gür sesler;
Umutlar, sevgiler:
O biziz, O bizleriz.
Hepimiz bir parçayız
Atatürk'ten,
Bütün doğa,
Atatürk'ü anar,
Atatürk'ü şaşar.
Herşeydir OTürkiyem'de.
Göller, ırmaklar, ormanlar.
İmza imza Atatürk yazar.
M. Vasfi SARAL

MUSTAFA KEMAL'LER TÜKENMEZ
Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez
Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün geçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluşlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez
Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
Baştan sona herşeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın Kasım'larda Fatih'ler Kanunî'ler ölmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez
Halim YAGCIOGLU





















İnceleme Kurulu

Ali Behzat YAŞADI Seval TOPÇU Halil AKPINAR
İngilizce Öğretmeni Sınıf Öğretmeni Türkçe edebiyat Öğretmeni

*lütfen sitedeki sponsor linklere duyarsız kalmayınız.İlginizi çeken sponspor reklama tıklarsanız seviniriz

10 kasım mustafa kemal atatürkü anma tören programı örneği

Tören Programı

1. Günün anlam ve önemini belirten konuşma (Öğretmen)

2. Atatürk’ün görüşlerinin ve devrimlerinin anlatılması (Öğretmen)

3. Atatürk’ün hayatı ve devrimleri konulu konuşma (Öğretmen)

4. Şiir (Öğrenci)

5. Devlet adamlarının Atatürk hakkındaki görüşleri

6. “Sarı Zeybek” belgeselinin izletilmesi

7. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi (Öğretmen)

8. Gençliğin Ata’ya Cevabı (Tüm Öğrenciler)

9.Bitiş

2 Kasım 2008 Pazar

KOMPOZİSYON ÖRNEKLERİ DİL VE ANLATIM TÜRK EDEBİYATI DERSLERİ İÇİN

ONU: "ACINDIRIRSIN ARSIZ OLUR, ACIKTIRIRSIN HIRSIZ OLUR.'

Ana fikir: Ana ve babalar, çocuklarının maddî ve manevî ihtiyaçları karşısında anlayışlı ve olgun davranmazlarsa onların ahlâkını bozarlar.
(Bu konuda kompozisyon yazmaya girişilmeden önce, çocuk eğitiminde ailenin ne kadar büyük rol oynadığı üzerinde düşünülmelidir).
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Çocuk yetiştirmek, onu kişilik sahibi bir insan olarak topluma kazandırmak, hiç şüphesiz dünyanın en zor işlerinden biridir. Sağlam karakterli insanlardan meydana gelen huzurlu bir toplumun gerçekleşmesi için eğitime son derece ihtiyacımız vardır. Büyük Fransız romancısı Victor Hugo, Sefiller adlı eserinde, insanları aydınlıkta ve karanlıkta olmak üzere iki kısma ayırır. Karanlıkta olanlar, cahillerdir; onların aydınlığa kavuşması için büyük yazar; "İnsanlara biraz ışık gerek" diye haykırır. Bu ışık, eğitimdir.
Eğitim deyince, aklımıza hemen okul, öğretmen, kitap kavramları gelir. Oysa, eğitimin temeli ailede atılır. Çocuk her şeyden önce ailesinin; en yakınlarının etkisi altındadır. Cahil, kaba, görgüsüz bir anne baba tarafından yetiştirilen çocukta düşünüş ve davranış bozuklukları görülür. Anne babanın yersiz ve yanlış davranışları, çocuk karakterinin gelişmesinde olumsuz bir etken olur.
Çocuklarını dengeli ve ruhen sağlıklı olarak yetiştirmek isteyen anne babalar, kendi davranışlarına son derece dikkat etmelidir. Çocuğu başı boş bırakmak, çok sıkmak gibi aşırı ve yersiz davranışlar üzücü sonuçlar verip karakterin çarpık gelişmesine sebep olabilir. Öyle ki, dengesizlikleri okul eğitimi bile kolay kolay gideremez. Sonuçta, topluma dengesiz bir şahsiyet katılmış olur.

--------------------------------------------------

KONU: "ADAMIN İYİSİ İŞ BAŞINDA BELLİ OLUR."

Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Yaptığı iş, o insanın karakterini gösterir. Çevrenizdeki çalışan insanları gözleyiniz. Türlü karakterde olan insanların işleri karşısında tutumlarını izleyip düşününüz. Herkesin aynı istek ve iyi niyetle çalışmadığını göreceksiniz.
. Düşünce Düzeni:
1 - İyi adam (özellikleri, davranışları, tutumu).
2 - İyi adam (karakter) - İş ilişkisi (iyi adamın işine karşı tutu
mu).
3 - Genel yargı, ders veya sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"İyi adam, sağlam karakterde olan, iyi düşünen, iyi duygulara sahip olan, iyi hareket eden, iyi niyetli insandır. Ruhunu eğittiği içindir ki birtakım zararlı davranışlardan ve zaaflardan uzaktır. Çevresindekilerin çıkarlarını en az kendi çıkarları kadar düşünür, kayırır. Yardımseverdir; hak yemez, yalandan kaçınır.
"İş insanın aynasıdır" derler. Bu söz bize karakterle iş arasındaki bağlantıyı özlü bir şekilde anlatır. İyi adam, yaptığı işe kendini bütünüyle verdiği, çalışmayı en büyük görev saydığı ve yaptığının mükemmel olmasını istediği içindir ki canla başla çalışır. Kaytarma, işi başından atma yollarını araştırmaz; bunun, insanın hem kendi kişiliğine hem de çevreye karşı bir küçülme olduğunu bilir. Böyle, işlerine karşı iyi niyetli bir çalışma eğilimi içinde bulunan kimseler, ilk bakışta belli olur. Kendilerini işlerine kaptırmışlardır. Bir dakikalarını bile boş geçirmek istemezler. Bütün dikkatleri işleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Sağdan soldan gelen etkilere uymazlar, zararlı eğilimlere kapılmazlar. Derin bir sorumluluk duygusuyla yaptıklarının daima en iyi, en başarılı olmasını isterler. Bu amaçlarına ulaşırlar da...
Toplumun kalkınması için böyle sağlam karakterli, güvenilir, çalışkan bireylere ihtiyaç vardır. Bir insan kendisine verilen işleri canla başla, gerçek bir sorumluluk duygusuyla, en iyi şekilde yapmağa çabaladığı an, sağlam ve saygıdeğer bir kişiliğin temellerini atmış demektir.

---------------------------------------------------------

KONU: "ADAM ADAMA YÜK DEĞİL, CAN GÖVDEYE MÜLK DEĞİL."
Ana fikir: Ölümü düşünerek insanlara katlanmak gerekir.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanoğlu, başı sonu sırlarla dolu, göz kamaştırıcı bir evrenin aldanışlar içinde bulunan varlığıdır. Dünya zevklerine kapılmaya, kendi öz çıkarları uğruna türlü çılgınlıklar yapmaya niyetlidir; dünya malının heveslisidir. Daima rahat ve huzur peşinde koşar. Kendi huzurunu ararken başkalarının varlığı birer engel olarak ortaya çıkar. Sosyal hayatın olduğu yerde karşılıklı yardımlaşmaların, fedakârlıkların, eziyetlerin olması doğaldır. Ama çıkarına düşkün insan, bunu bir türlü kabul etmek istemez. Çevrenize şöyle bir kulak kabartırsanız, herkesin birbirinden yakındığını işitirsiniz. Gün geçtikçe maddeye doğru yönelen insan, dünyaya gelişimizin gerçek gayesinin insanları sevme, iyilik ve yardım etme olduğunu bilmezlikten gelir. Hatta, dünya nimetleri onun gözünü öyle kamaştırır ki, bunun dışında kalan şeyler üzerinde düşünmeye bile yanaşmaz. Zevklerin ortasında insan, kendisini ölümsüz bir varlık olarak görür veya böyle bir aldanışa kapılmayı hissiyatına daha uygun bulur. Kendini, kendi dünyasının biricik hâkimi sanır. Oysa, insanlara biraz düşünce ve alçak gönüllülük gerekir. Şu pırıl pırıl parlayan evren ruhumuzun fazilet ışıklarını söndürmemeli, hatta daha da nurlandırmalı. Yaşayışımızın tanrısal sırrı unutulmamalı. Bize bir nimet olarak verilen hayatın temel amacı gözden kaçırılmamalı. Bir gün öleceğimizi düşünerek maddî hırs ve zevklere başkalarını feda edercesine kapılmaktan kendimizi alıkoymalı; ardımızda iyi bir isim bırakmak için insanları sevmeli; onlara yardım eli uzatmalı, onlarla birlik olunmalıdır. İnsanlığın maddî ve manevî kurtuluşu için hepimize düşen bir görev vardır. Bunu unutmayalım."


----------------------------------------------

KONU: "ÂLİM UNUTMUŞ, KALEM UNUTMAMIŞ."
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Uygarlık ateşin bulunmasıyla başlar denir ama, benim*uy-garlık ve kültür anlayışıma göre; gerçek başlangıç, yazının bulunmasıdır. Ömrün geçiciliğini kavrayan insanlığın, kendi yaratıcı gücünü ispatlamaya kalkışması, geçen zamana hâkim olmak istemesi ve bedenen ölse de manen yaşama düşüncesiyle yazıyı icat etmesi, sanıldığından da önemli bir olaydır.
İnsan aklı ve hayal gücü tükenmez bir hazinedir. Bilginler, dahî sanatçılar, tanrısal bir ilham ve şahsî çalışmalarıyla bu hazineyi gereğince kullanmasını bilirler. Bugünkü uygarlık ve kültürün parlak bir seviyeye ulaşması hep onların çalışması sayesindedir. Ama nasıl bir çalışma? Acaba bir buluşu, bir gerçeği, bir parlak düşünceyi yazıyla ifade etme olanağı olmasaydı, insanlık böylesine ileri gidebilir miydi? Şüphesiz, hayır... İfade ve ifadeyi kayıt, yani; yazma veya bir eser meydana getirme, sürekli bir ilerleme ve manen ölümsüzlük demektir. Ne kadar kuvvetli ve dahiyane olursa olsun, yalnız hafızaya hapsedilen düşünce veya fikir sonunda sönmeye, unutulmaya mahkûmdur. Ama bir yazılı anlatım, bir eser, doğusundaki tazelik, güzellik, canlılık ve pırıltıyla daima karşımızdadır. İnsanlar ölür, düşünceler zamanla hafızadan silinir ama, eser ölmez."

--------------------------------------------

KONU: "AKILSIZ BAŞIN CEZASINI AYAKLAR ÇEKER."
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"İşlerini düşünerek, bir plâna göre düzenlemeyen insanlar, bir türlü olumlu bir sonuca ulaşamaz, daima eksiklikler peşinde koşarlar. Bu yüzden çok yorulur ve bunalırlar. Pek tabiî, neticede hep üzüntü çekerler.
Böyle gereksiz yorgunluklara ve bunalımlara düşmemek için akıl ve düşünceyle iş birliği etmek, onların aydınlattığı yoldan ilerlemek kendi lehimizedir. Her şeyin bir anda olup bitmesini isteyen, aceleci insanlar, bir şeye karar verdikleri anda, etraflıca düşünmeden apar topar harekete geçerler. Birçok engelle karşılaştıkları zaman, bunları zamanında hesap edememenin pişmanlığı içinde tekrar hareket ettikleri noktaya dönerler. Böyle insanların hayatı, gereksiz çaba ve yorgunluklarla tükenir gider.
Pek tabiîdir ki, her şeyin başarılması için izlenmesi gereken doğru ve ideal yollar vardır. Harekete geçmeden önce, bu yolu bulabilmek çok önemlidir. Bu da aklın kutsal ışığı sayesinde mümkündür.
Birçokları, olaylar ve gerçekler karşısında mantıktan çok his ve heyecanlarıyla hareket ederler. Acı kayıplara uğrayıp, sonunda pişman olanlar, hep bu şekilde davranan, aklın kılavuzluğuna başvurmayan kimselerdir.
Şu halde; birtakım kırgınlıklara, bunalımlara, kötü durumlara düşmemek, bizi ruhen ve bedenen yoracak kayıplara uğramamak için, yapmaya karar verdiğimiz işler üzerinde ilk önce düşünme yoluna girmemiz gerekir. Bu da, basit bir düşünmeden çok, sistemli ve araştırıcı düşünme olmalıdır. İşlerinin hatalı, eksik taraflarını düşünmeyen, zorlukları, ihtimalleri önceden hesap etmeyen insanlar, daima amaçlarına ulaşamadan yorgun düşer."


------------------------------------------

KONU: "ANAMIN EKMEĞİNE KURU, AYRANINA DURU DEMEM."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Bu atasözündeki amaç, anamızın verdiklerini küçümsemememiz; ona sadakat ve saygıyla bağlanmamız gerektiğini belirtmektir. Annelerinizin sizin için ne büyük önem taşıdığını bilirsiniz. Buna göre sizin de en büyük göreviniz; onu daima saymak ve sevmek, fedakarlıklarının değerini bilmektir.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Analarımız bizim en değerli varlıklarımızdır. Şüphesiz onlar, hayattaki en fedakâr sadık dostlarımızdır. Bizim varlığımız, sağlığımız için canlarını seve seve vermeğe hazırdırlar. Yemezler; yedirirler, giymezler; giydirirler. En büyük istekleri bizim başarılı, sağlıklı ve mutlu olmamızdır. Buna karşılık biz de analarımıza ölmez sevgi bağlarıyla bağlıyız. Varlığımız ancak onlarla bir bütün meydana getirir.
Bizi hayata getiren, yaşamayı, gülmeyi, erdemi, sevgiyi ve bütün insanca şeyleri öğreten analarımızdır. Sevginin ilk ve içten şeklini onlardan öğreniriz. Hayata bağlanmamız, insanlığı sevmemiz hep onların sayesindedir. Ana ile çocuk arasındaki bu bağ ve sevgi, şüphesiz kutsal bir anlama sahiptir. Fedakârlığı ödenemeyecek kadar büyük olan bu kutsal varlıklara karşı bizim de birçok görevlerimiz vardır; onları sevgilerin-en derin ve en ölmezi ile sevmek, saymak bu görevlerin başında gelir. Analarımız bizim içten inanç kaynağımızdır. Onların yaptığı her şey bizim iyiliğimiz içindir. Onlara karşı çıkmak, isteklerini yerine getirmemek, kalplerini kırmak günahların en büyüğüdür; affedilmez bir nankörlüktür. Verdiklerini küçümsemek, kusurlu bulmak aslında kendimizi küçümsemek demektir.
Şunu unutmamalıyız ki, onların kendi şartları içinde verdikleri, yaptıkları her şey kendi iyiliğimiz ve mutluluğumuz içindir."

----------------------------------------

KONU: "ATBULUNUR, MEYDAN BULUNMAZ. MEYDAN BULUNUR ATBULUNMAZ."

Ana fikir: Birbirini tamamlayan şeyleri bir araya getirmek her zaman mümkün değildir.

ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Doğumdan ölüme kadar ömrümüz, daimî bir çaba ve çırpınma içinde geçer. Genel zaafımız, sürekli olarak bir şey istemek, ihtiyaç duymak ve arzuladığımız şeylerin tümüne kavuşamamaktır. Bütün çırpınmalarımıza rağmen, ihtiyaçlarımız hiçbir zaman bitmez. Bir isteğimizi yerine getirdiğimiz anda bir başkasının telâşına kapılırız; sonra yine bir koşuşmadır başlar.
Galiba insanın kaderi hep çabalamak ve bir şeylerin peşinde koşmak. Bu, ona bir bakıma zevk de verir, eziyet de... Geçenlerde, her zaman alışveriş ettiğim bir kırtasiyeciye, ihtiyaçlarımın hiç bitmediğinden şikâyet etmiştim. Oda bana şu sözü söylemişti: "İhtiyaçlar ancak ölümle biter:" Bu söz bana çok anlamlı geldi, üzerinde uzun uzun düşündüm. Belki de yaşamak denen şey, hep bir şeylere ihtiyaç duymak... Bir düzen kuramadığımızdan, eksikliklerden, iki yakamızın bir araya gelmeyişinden yakınmadan önce, Pollyana gibi kendi kendimize bir felsefe yaratırsak, sızlanmalarımızın yerini belki de tükenmez bir mücadele gücü alır. Yaşamak mademki hep değişik şeylere ihtiyaç duymaktır, o halde ihtiyaç duyduğumuz nispette yaşıyoruz demektir. Ne dersiniz?"

---------------------------------------

KONU: "ATILAN OK GERİ DÖNMEZ."
Ana fikir: İlk adımı atarken ihtiyatlı olmak gerekir.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Konuşurken veya bir davranışta bulunurken İhtiyatı elden bırakmamak gerekir. Düşünmeden söylediğimiz bir söz, yaptığımız bir hareket bizi giderilmesi imkânsız hatalara düşürebilir. O zaman pişmanlık da fayda vermez. Olan olmuş, söylenen söylenmiştir bir kere... Her işte başarılı olmanın ön koşulu, doğru olanı yapmayı bilmektir. Bizi tanıyan veya tanımayan bir çevrede herhangi bir davranışta bulunmadan veya söze girişmeden önce, çok düşünmek ve isabetli davranmak gerekir. Davranışlar veya sözler kişiliğin aynası olarak kabul edilirse, bir hususta düşüncesizce yapılan kontrolsüz atılışların bizi ne kadar olumsuz tanıtacağı unutulmamalıdır. Olgun insan, harekete geçmeden önce iyice düşünen, davranışlarını kontrol etmesini, sözünü ölçüp tartmasını bilen, yerine, zamanına göre konuşabilen, yeteneklerine göre adım atan kimsedir."

------------------------------------------

KONU: "AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; masraflarımızın ve yatırımlarımızın gücümüz ölçüsünde olması gerektiğidir. Buna göre şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Parasını idare etmeyi bilmeyen insanların uğrayacağı güç
durumlar açıklanabilir.
2 - Yetişkin insanlar, para harcama eğilimleri yönünden ele
alınıp incelenebilir.
3 - Konuyla ilgili örnekler verilebilir.
4 - Para harcama konusunda bilinçli kişilerin durumu anlatıla-
bilir.
5 - Fikir ve görüşlerin derlenmesi, sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Bazı insanlar vardır; kendi güçlerini ve maddî durumlarını gerektiği şekilde değerlendiremezler. Yani, kendi kendilerine karşı bir çeşit vurdumduymazlık içindedirler. Nerden geldiğini düşünmeden ölçüsüz yatırımlarda bulunur, har vurup harman savururlar. Tabii ki, böyle düşüncesiz hareketler yüzünden sonunda yine kendileri zarar görürler. "Ayağını yorganına göre uzat" sözü böyle ölçüsüzlüklerde bulunan insanlara uyarı niteliğinde söylenir.
Hayatı anlamış, olgun bk insan, böyle pişmanlık verici durumlara düşmemek için önce kendini tanır, maddî durumunu değerlendirir, sınırlar. Varlığının bilincine varmak insanı gereksiz hareketlerden ve ölçüsüzlüklerden alıkoyar.
Anlaşılıyor ki, herkesin maddi sıkıntılardan korunması kendi elindedir. Herkes gönlünce birçok şeye sahip olmak ister. Ama akıllı bir insan gereksiz ve aşırı isteklerden sakınır. Yapılması, kendi kudreti ve şartları içinde mümkün olan şeylere yönelir. Kudretiyle - isteklerini, geliriyle - giderini ayarlayabilen bir kimse ölçüsüzlüklerin kurbanı olmaktan uzaktır.

----------------------------------------

KONU: "AZICIK AŞIM,KAYGISIZ BAŞIM."

Açıktama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı, insanın elindeki az şeyle mutlu olabileceğidir. Elindekilerle yetinmeyen, hep büyük şeyler isteyen, birçok şeye sahip olmak için çabalayan insanları düşününüz. Gerek zorluk ve engellerden, gerekse hayatın kendisinden yakınır dururlar; hep sıkıntı içindedirler.
Buna göre yazıda, aşağıdaki hususlar vurgulanabilir:
1 - İhtiras yönünden insan karakteri;
2 - Çok şeye sahip olmak için gerekli çabalar, zorluklar ve sı
kıntılar;
3 - Elindekiyle yetinmenin faydası;
4 - Sonuç veya ders.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanoğlunun büyüktedir gözü hep. Elinde bulunanlarla yetinmeyi bilmez; gönlünce birçok şeye sahip olmak ister. İstekler, başka istekleri doğurur ve insan ihtiyaç denizi içinde çırpınır durur. Oturduğu yerde sadece birçok şey isteyip kıvranan insanlar yanında, bu yolda çaba gösterenler de vardır. Bu çaba, ilhamını gereksiz tutkulardan almadığı zaman insanı mutluluğa ***ürme yönünde faydalı olabilir. Ama insanın gözünü karartan bir tutku söz konusu olduğu zaman, kişi sonsuz mutsuzluğa sürükleniyor demektir.
Türlü nedenler dolayısıyla içinde bulunduğumuz şartlan aşamadığımız zaman gereksiz bir açgözlülükle kudretimiz dışında olan şeylerin hayaline kapılıp huzurumuzu bozmamalıyız. Çabalarımızın sonunda elde ettiğimiz şeylerle mutlu olabiliyorsak daha büyük şeylere de lâyığız demektir.
Büyük şeylerin sıkıntısı büyük olur derler. Bu sıkıntılara katlanacak durumda değilsek, niçin gözümüz yükseklerde olsun? Mücadele gerektirmeyen basit ve gösterişsiz bir yaşantı en büyük parçayı elde etme yolunda yapılan didişmelerden daha rahattır."

KONU: "BAKARSANBAĞ, BAKMAZSAN DAĞ OLUK"
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı, her şeyin beğenilir niteliklere sahip olması için bakımın gerekli olduğudur. Özel eşyalarınıza bile dikkat ve bakım göstermediğiniz sürece onların harap olması pek doğaldır. Buna göre şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Bakılmayan şeylerin harap olmaya mahkûm oluşları;
2 - Beğenilir ve göz alıcı durumda olmak için bakımın gerekliliği;
3 - Tutumlu insanların karakteri;
4 - Sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Çoğu zaman elimizdekilerin kıymetini bilmeyiz. İlgisizlik ve kayıtsızlıkla onları harap olmaya terk ederiz. Sonra, darmadağın, perişan bir görünüm karşısında kaldığımız zaman da üzülür ve pişmanlık duyarız.
"Sahip olma" duygusu kuvvetli olan insanlar, ellerindekilerin kıymetini daima bilirler. Malını koruyabilmesi, insanı insan yapan özelliklerden biridir. Babadan kalma eski bir ev düşünelim; kayıtsızlığımıza kurban olduğu takdirde sonu viran olup yıkılmaktır. Böyle bir evi devamlı olarak onarır ve korursak, sonunda emeklerimizin karşılığı olan şirin ve güzel bir evle karşılaşırız. İnsan ilgisi, irade ve çabası, isterse çirkini güzel yapar. İlgisizlik ve ihmalinse, en üstün güzellikleri dahi yok edeceği unutulmamalıdır.
Elimizdekilerin kıymetini bilmeyi, onları korumayı, değerlendirmeyi, çocukluğumuzda öğrenmemiz gerekir. Bu öğrenim bizde kökleştiği, karakterimizin bir parçası olduğu zaman elimizin altında olan her şey iyiye, güzele, mükemmele ulaşacaktır."

----------------------------------------

KONU: "BAŞBAŞA VERMEYİNCE TAŞ YERİNDEN KALKMAZ.

Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; büyük işlerin başarılması, zorlukların yenilmesi için insanlar arasında birliğin gerekli olduğudur. Özel ve sosyal hayatta birliğin sağladığı faydaları düşünerek şu şekilde bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Hayatta yalnız olan insanların başarı dereceleri;
2 - İnsanların her işte birlik olmalarının ve birbirlerine fikir danışmalarının faydalan;
3 - Konu ile ilgili örnekler verilebilir;
4 - Sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanlar arasında birliğin ve dayanışmanın iş başarma ve mutlu olma yolunda gerekli olduğuna inanan atalarımız "Bir elin nesi; iki elin sesi" demişler. Hayatın zorlukları ve doğal olaylar karşısında tek insan âciz ve kudretsizdir; silinmeye mahkûmdur. Başkalarından uzaklaşan, yalnız kendilerine inanan insanların daima yenilgiye uğrayışları bu gerçeği ispatlamak için yeterlidir.
Yaşamak, zorlukları yenmek, başarı yolunda mesafe kazanabilmek için insanların birbirlerinin güçlerine, fikir ve düşüncelerine ihtiyaçları vardır. Birinin düşünce ve görüşlerinin tükendiği yerde, diğerinin zekâsı ve buluşları sonuca ulaşmada yararlı olabilir. Birlik olunan yerde ele alınan işlerin başarı yolları daha doğru ve sağlam olarak bulunabilir; çalışma düzeni daha sağlam bir şekilde kurulabilir. Fikir ve görüş çatışmaları dahi, gerçeğin ortaya çıkmasına yardım eder.
Bütün girişim ve atılımlarımızda, daima bizden daha tecrübeli olanların fikir ve görüşlerine, yardımlarına başvuralım. Birliğin güçlü ahenginden ayrılmayalım."

-------------------------------------------

KONU: “DAĞ NE KADAR YÜCE OLSA, YOL ONUN ÜSTÜNDEN AŞAR”
Ana fikir: Aşılamayacak engel yoktur. Yolunu bilen her güçlüğü yener.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Bize ilk bakışta çok zor görünen işlere başladığımız zaman karşımıza çıkan engeller, hemen yılgınlığa kapılmamıza sebep olur; azmimiz yavaş yavaş kuvvetini kaybeder, dizlerimizin dermanı kesilir. Bir sonuç alamamanın verdiği manevî yorgunlukla çöker kalırız.
Azmin elinden kurtuluş olmaz derler. Pek doğru olan bu söz, hayat mücadelemizde asla vazgeçmeyeceğimiz bir kılavuz olmalıdır.
İnsan, davasına inanmalı, azmi hiçbir zaman elden bırakmamalıdır. Plânsız bir mücadele, insana hayal kırıklıklarından başka bir şey vermez. Her şeyde olduğu gibi hedefe ulaşmak için yapılan yol tayinlerinde de aklı ve mantığı kullanmak gerekir.
Engeller, azimli insanları başarı yolunda kamçılayan manevî güçlerdir. Bunlar ilk bakışta ne kadar korkunç görünürlerse görünsünler, sağlam bir mantığın, kuvvetli ve inanılmış bir davanın, çelik gibi bir irade ve bükülmez azmin hedefe ulaşmasını kös tekleyemezler. O halde, önce ne istediğimizi, ne yapmamız gerektiğini bilelim. Sonra, bilgi, irade, azim ve cesaretimize güvenelim. Başarı er geç bizim olacaktır."

--------------------------------------------

KONU: "DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR, DAMLACIKTAN SEL OLUR."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı, tasarrufun insana büyük faydalar sağlayacağıdır. Buna göre, şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Tasarrufun tanımı;
2 - Tasarrufun insana sağlayacağı faydalar;
3 - Konuyla ilgili örnekler;
4 - Sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Tasarruf, maddenin değerini bilme; onu yerinde ve zamanına göre kullanabilme, bir tedbir vasıtası olarak değerlendirebilme demektir. Hayatta maddî bunalımlara düşmemek için tasarrufa ihtiyaç vardır. Herkes gelirinin bir kısmını zorunlu yerlere harcadıktan sonra, geri kalan bölümünü, gelecekte düşebileceği kötü durumlar veya birtakım ideallerinin gerçekleşmesi için biriktirmelidir.
Tasarruf, meyvesini zamanla verir. Bugünden azar azar, karınca kararınca biriktirdiğimiz paralar bir gün bizi şaşırtan, bazı maddî arzularımızı gerçekleştirecek kadar büyük bir yekûn oluşturur. Tasarruf yapan herkes, sonunda böyle mutluluk verici bir sonuca kavuşur. Böylece, insanın isteklerine kavuşabilmesinin bir bakıma elinde olduğu anlaşılır. Tasarruf yapan kimseler tedbirli kimselerdir; önceden hazırlıklı oldukları için güç duruma düşmezler. Bir köşede birikmiş paraları, her zaman onların yardımcısı, desteği ve huzur kaynağıdır.
İnsanoğlu tasarrufa çocuklukta alışmalıdır. Kendi ihtiyaçlarını tasarruflarıyla almaya çalışan çocuklar, en güzel alışkanlıklardan birini elde etmiş olurlar. Tasarruf varlığın garantisidir."

--------------------------------------------

KONU: "DEVE BOYNUZ UMARKEN KULAKTAN OLMUŞ."
Ana fikir: Hakkından fazlasına tamah edenler ellerindekini de kaybederler.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanda yükselmek, büyük başarılara ulaşmak için azim ve ihtiras olmalı; her yerde, her zaman hak için mücadele etmesini bilmeli. Ancak insan, ihtiraslarına hakim olmasını da öğrenmeli. Haktan ötesini istememeli. Lâyık olduğu hakka razı olmak, iyi yetişmiş, olgun ve erdemli insanların meziyetidir. Bazı insanların türlü felâketlere, kayıplara uğramalarının sebebi; aç gözlü olmaları, eldekiyle yetinmeyi bilmemeleridir. Bu insanlara hadlerini bilmeyenler de diyebiliriz. Çünkü, tok gözlü olmamanın kötü bir huy olduğunun farkında bile değillerdir. Bunlarda maddeye karşı tükenmez bir iştah vardır; doymak bilmeyen bir açgözlülükle gözleri daima yukarıda ve çoktadır. Hayatı bir çeşit kumar masası olarak kabul ederler. Daima daha fazla kazanmak için akıl ve mantık dışında hareket etmeyi bir alışkanlık haline getirirler. Tabii, şansları her zaman umdukları gibi yaver gitmez; çoğu kez, kazanacakları yerde ellerindekini kaybederler. Çok zaman farkına varmadan ihtiraslarını doyurmak için her şeye boyun eğerler. Sonunda zavallı ve yoksul bir duruma düşerler. Yanlış tutumları yüzünden kimse tarafından sevilip sayılmadıkları için yapayalnız kalırlar. Dostsuz ve sevgisiz kalmak kayıpların en büyüğüdür.
O halde, hayatımız boyunca birtakım zararlara, zor ve gülünç durumlara düşmemek için kanaatkar olmasını bilmeliyiz. Akla ve mantığa aldırmayıp, sadece ihtiraslarımızı doyurmak için kumar oynarcasına, gücümüz dışında yatırımlar yapmaya kalkışmak bize hayal kırıklığından başka bir şey kazandırmaz."

---------------------------------------------

KONU: "DÎLİM, GİYDİRİR BANA KİLİM."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamanızın amacı; gereksiz konuşmaların, gevezeliklerin insanı daima güç duruma soktuğu olmalıdır. Çevrenizde, gevezelikleriyle size bıkkınlık veren insanlar üzerinde düşünün. Buna göre düşünce düzeninizi şöyle kurabilirsiniz:
1 - Olaylar karşısında gereksiz konuşmaların, heyecansal
tepkilere dayanan çıkışların zararları;
2 - Sırasında, sükûtun altın değerinde olması;
3 - Sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanoğlunun çektiği dili belasıdır derler. Susmayı gerektiren yerlerde susmamak, olumlu olumsuz heyecan gösterileri yapmak, yerli yersiz müdahalelerde bulunmak birçok kayıplara sebep olur. "Söz gümüşse sükût altındır" derler. Her ne kadar insan altta kalmamak çabasında ise de, bazı durumlarda dilini tutabilmek, konuşmaktan çok daha değerli ve yerindedir. Bilhassa heyecan ve öfke anlarında zapt edilmesi gereken bir organdır dil. Küçük bir gevşeklik anı, onarılmaz hataların yapılmasına yol açar. Bir kere söylenilen söz geri alınmaz ve yaptığı hasar kolay kolay onarılamaz. İnsanın dilini tutabilmesi, bir bakıma iradesine hâkim olabilmesi demektir. Özel hayatımızda birtakım nedenler yüzünden haksızlıklara uğrayabilir, umulmadık durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. Böyle durumlarda hemen paniğe kapılıp itibarımızı sarsmaktan, çevremizde olumsuz bir etki bırakmaktan sakınmalıyız. Gücümüzü heyecan tepkilerimizin ifadesi olan konuşmalara bağladığımız sürece hatalara ve yanılgılara uğramaktan, güç durumlara düşmekten kendimizi kurtaramayız.
Böyle, sonradan pişmanlık verecek güç durumlara düşmemek için, olaylara hâkim olabilecek bir olgunluğa ve irade kuvvetine sahip bulunmak gerekir. Heyecanlarımızı, tatminsizliklerimizi dışa vurmamak her zaman bizim lehimizedir. Çevrede itibar ve saygı gören insanlar, az, öz ve yerinde konuşan kimselerdir."

---------------------------------------------

KONU: "DEVEYİ YARDAN UÇURAN BİR TUTAM OTTUR."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamanızın amacı, kaprislerimizin ve küçük çıkarlarımızın bizi felâkete sürükleyebileceği olmalıdır. Buna göre düşünce düzeninizi şöyle kurabilirsiniz:
1 - İnsan karakterinin zayıf yönleri;
2 - Birçok yıkımlara sebep olan kapris ve zaaflar;
3 - İradeli ve erdemli kimselerin kazancı;
4 - Sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanoğlu bütün gücüne, kudretine ve iradesine rağmen zaman zaman yersiz isteklere ve zaaflara düşmekten kendini alı-koyamayan bir varlıktır. Ruhumuzun derinliklerinde, doldurulamayan nice boşluklar, karanlık taraflar vardır. İnsan, bunların pençesine düşmeye görsün; bir anda yanlış eğilimlerinin ve zaaflarının kurbanı olur. Küçük çıkarlarını tatmin etmek isterken çok büyük kayıplara uğrar. Toplum içindeki saygınlığını ve seçkin yerini kaybediverir. Basit çıkarları ve kaprisleri uğruna hayatları mahvolmuş nice insanlar vardır.
Hayatımızın her anında hislerimizin ve kaprislerimizin esiri olmaktan kurtulmak için aklın bilinçli kılavuzluğu altında eğitimin, iradenin ve vicdanın kurtarıcı ışığına sığınmalı, basit çıkarlara kapılarak hem kendimize hem de topluma zararlı olmaktan sakınmalıyız.
Sağlam karakterli, güçlü kişiler, olgun davranmaktan vazgeçmeyen, zayıf anlarının esiri olmayan insanlardır."

--------------------------------------------

KONU: "DEVLET, ADAMA AYAĞI İLE GELMEZ."
Ana fikir: Saadeti elde etmek için onu aramak ve elde etmek için çaba harcamak gerekir.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Ne kötü bir huyumuz vardır; elimizi şakağımıza dayayıp başımızı havaya kaldırarak mutlulukların hep gökten bir zembille inmesini bekleriz. Ağzımızda hep tekdüze ve alışılagelmiş yakarışlar: "Ah bir piyango çıksa da zengin olsam!", "Ah, bir arabam olsa!", "Ah, bir evim olsa!", "Ne olur sanki, müdürlük görevini bana verseler!", veya "Nerde o sınavı kazanacak şans bende?" v.s. Tabiî, zamanımız çaba harcamaktan çok hayal kurmak ve yakarışla geçtiğinden, özel yaşayışımızda pek az bir ilerleme kaydeder veya olduğumuz yerde duraklarız. Sonra, talihsizliklere ve kadere bir yüklenmedir başlar. Hani, Allah da çalışmayan, gerekli mücadeleyi yapmayan kulu kayırmaz. İnsan, bir mevki, bir mutluluk hayal ediyorsa, oturmaktan veya olur olmaz, akılsızca bir mücadeleye girişmeden önce, plânlı bir şekilde düşünmeli. Acaba kavuşmak istediği şey nasıl bir mücadeleyi gerektiriyor? Amaca ulaşmak için izlenecek yolu belirledikten sonra, ne kadar yorucu olursa olsun, hedefi bulmak ve erişmek mümkündür. "Azmin elinden bir şey kurtulmaz" sözü, bunu özlü bir şekilde ifade eder. Düşün, çalış, yıkılma, sonunda er geç isteğine ulaşırsın. Yeter ki, iste... Ama bütün gücünü harcama pahasına da olsa istemesini ve azmetmesini bil."

--------------------------------------------

KONU: "DİLSİZ DE OLSA KÂMİL BELLİ OLUR."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı, olgun insanların dış görünüşlerinden belli olduğunu yansıtabilmektir. Düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - Kâmil insanların kişilik ve özellikleri;
2 - Kâmil insanların çevredeki etkileri;
3 - Sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Kültürlü, iyi eğitilmiş, olgun ve faziletli insanların kendilerine özgü bir havaları vardır. Görünüşlerinde sanki yaşadıkları yılların ve tecrübelerinin izlerini taşırlar. Akıllı, onurlu, saygıdeğer, ciddî ve anlayışlı davranışlarıyla toplumdaki yerlerini sessiz sedasız buluverirler. Varlıklarında, ruhen eğitilmiş olmanın davranışlara, bakışlara kazandırdığı bir incelik ve başkalık vardır. Böyle insanları nerede olsa ayırabilmek mümkündür. Gereksiz ve kaba davranışlardan, asabîlikten, dengesizlikten, heyecanlardan uzaktırlar. Ruhî asaletleri onlara ağırbaşlı bir görünüm kazandırır. Konuşmaları ve davranışlarıyla kişiliklerini kabul ettirirler.
Demek oluyor ki, kâmil insan olma yolunda gösterdiğimiz çabalar, sonunda bizi.üstün kişilikli, saygıdeğer bir varlık haline getirir. Bu da en büyük kazançtır."

-------------------------------------------

KONU: "DOSTUNATTIĞI TAŞ, BAŞ YARMAZ."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; dostlarımızın, bizim iyiliğimizi isteyen ve bunun için çalışan yakınlarımız olduklarıdır. Buna göre düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - Dostluğun anlamı ve insan hayatındaki önemi;
2 - Dostlarımızın bizim iyiliğimiz yolunda gösterdikleri çabalar;
3 - Dostlarımıza karşı inancımız;
4 - Sonuç.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Dost, kötü günlerimizde teselli ve şefkatine sığındığımız, mutluluklarımızı paylaştığımız, ruhumuzun bütün sırlarını rahatlıkla açıklayabildiğimiz insandır. O, en fazla ihtiyaç duyduğumuz vazgeçilmez, kutsal bir varlıktır. Başımız darda kaldığı zaman koştuğumuz ilk yer onun kapısıdır. O, bizi tamamlayan parçamız, devamımız demektir; onu kendimizden ayıramayız. Dostumuz bizi en az kendimiz kadar kayırır. Vefakâr ve fedakârdır.
Gönlümüzde ve düşüncelerimizde büyük bir yer kaplayan dostumuz, daima bizim iyiliğimizi ister. Başarılarımızı alkışlar, kötü bir davranışta bulunduğumuz zaman bizi uyarır, doğru olanı gösterir. İyiliklerimizi över, kusurlarımızı gidermeye çalışır. Ona olan inancımız sonsuzdur. Bu yüzden yüzümüze vurduğu gerçekler ne kadar acı olsa, bizi incitmez. Hatalarımızı onarmaya, yanlışlarımızı düzeltmeye yöneltir. Onun ışık tutan, tesellî eden varlığı; bizi mükemmelliğe eriştirmek için tenkit eden kılavuzluğu sayesinde kötülükleri yenmeye çalışırız. Ona karşı duyduğumuz saygı, derin ve samimi inanç bizi moral çöküntüsünden kurtarır. Dolayısıyla, onun gösterdiği yol bizi başarısızlığa değil, başarıya, mutsuzluğa değil, mutluluğa ***ürür.
İyi niyeti, sevgiyi ve inancı hissetmek bizi güçlü kılar. Temenni edelim ki, bunun kaynağı olan dostlarımız eksik olmasın:"

-------------------------------------------

KONU: "DUVARI NEM, İNSANI GAM YIKAR."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; gereksiz üzüntülerin, tasaların insanı bir gün mahvedeceğini yansıtmak olmalıdır. Düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - Duvar ve nem, zarar ilişkisi yönünden incelenir;
2 - Gamın ne olduğu açıklanır;
3 - İnsan ve gam, zarar ilişkisi yönünden incelenir.
4 - Mutlu olmak için umutlu olmanın gerekliliği üzerinde duru-
lur.
5 - Fikir ve görüşler derlenerek sonuca varılır.

ÖRNEK ÇALIŞMA:
Kolay kolay yıkılmaz etkisi bırakan kalın, güçlü duvarlar vardır; devamlı rutubet ve nem sinsi sinsi içine işledi mi artık o duvar yıkılmaya ve çökmeye mahkûmdur. Gam denilen gereksiz tasa ve üzüntüyü de, sinsi sinsi insan vücudunu mahvetme niteliğiyle neme benzetebiliriz. Gerçekten, karamsarlıkların tümü demek olan gam, insan ruhuna bir kere yerleşti mi, yavaş yavaş kök salmaya ve bedeni hâkimiyeti altına almaya başlar. Devamlı üzüntü ve ruhî mutsuzluk insan sağlığını mahveder; onarılmaz moral çöküntüleri yaratır. Böyle bir ruh, birçok bedensel hastalığın temelini oluşturur. Bu durumda insan yaşama gücünü kaybeder, hayattan yavaş yavaş uzaklaşır. Ve sonunda, sinsi sinsi, içten içten yıpranan, çürüyen bir vücut halinde hayatiyetini kaybeder.
Bu dünyada her şey geçicidir. Bütün karamsarlıklar yersizdir. Kara günlerin ve sıkıntıların sonu aydınlıktır. Olaylar karşısında hiçbir zaman ümitsizliğe, karamsarlığa, bunalıma düşmemeli; ruhumuzu bir karamsarlık ve üzüntü çölü haline getirmemeliyiz. Ümidini kaybetmeyen insanlar mutluluğa hak kazanırlar."

-------------------------------------------

KONU: "DÜŞMAN KARINCA OLSA, KENDİNİ MERDANE TUT.
Ana fikir: Düşman ne kadar zayıf olursa olsun küçümsenmemelidir.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Ne kadar güçlü ve mükemmel bir insan olursak olalım, tedbiri hiçbir zaman elden bırakmamak gerekir. Çünkü, yakınımızda veya uzağımızda bizi çekemeyenler, kuyumuzu kazmak isteyenler olacaktır. İyilerin ardında uğursuz bir gölge g.b. sinsi kötülerin var oluşu, dünyanın olağan hallerinden ve insanlığın kaderindendir. Çabalarımız, ideallerimiz ve düşüncelerimizle bunu değiştiremeyiz.
Hayatta başarılı insan olabilmek için her tür şanssızlığı, aksiliği hesaplamalı, her şeyi akıl terazimizde ölçüp tartmalı, çevreye karşı daima uyanık durmalıyız. Ne kadar iyi olursa olsun hiç kimse, "benim düşmanım yoktur" diye övünemez. Sinsi emellerin, kara niyetlerin barınağı çok zaman kesinlikle saptanamaz. Ayrıca, kendi seviye ve kuvvetimizin aşağısında olan düşmanlarımızı küçümsememek gerekir. Düşmanın ve iftiranın büyüğü küçüğü olmaz; insanı olmadık yerlerde, olmadık zamanlarda güç durumda bırakabilir. O halde, başarı ve mutluluk yolunda sağlam ve azimli adımlarla ilerlerken, gözlerimizi ideallerin ışığı kamaştırmamalı; ilerlediğimiz yola ve yoldakilere dikkat etmek, başkalarının bizi ezmelerine hiçbir şekilde fırsat vermemek başlıca prensibimiz olmalıdır. Kuşkulandığımız ufak bir hareket, söz veya kişi karşısında düşünmeli, tedbirli olmanın yollarını aramalıyız."

KONU: "EDEBİ, EDEPSİZDEN ÖĞREN."
Ana fikir: Edepsizin hareketleri, bu tür davranışların çirkinliğini ve yakışıksızlığını gözler önüne sererek edepli davranmanın yollarını kendiliğinden öğretir.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
"Bütün eğitim çabalarının, toplum ve ahlâk yasalarının gayesi nedir? İnsanı faziletli, dürüst, terbiyeli bir kişi olarak topluma kazandırmak, doğruya, güzele yöneltmek... Aldığı eğitimi sindirmiş bir insan, neyin iyi, neyin kötü olduğunu kolaylıkla ayırt edebilir. Terbiye görmemiş, ahlaken eğitilmemiş kişiler kendi çaplarında birer zavallı oldukları gibi, toplum için de birer yüz karasıdırlar. Onlar, sadece kendi duygularının ve içgüdülerinin kanunlarına uyarlar. İşlerine gelmeyen durumlarda kimseye aldırış etmeden türlü edepsizlikler yaparlar. Hatta zaman zaman gülünç bir üstünlük kompleksine kapılan bu basit ve zavallı kişiler,kendilerini oldukları gibi görmeyi bir türlü beceremezler. Ne derece iğrenç ve çirkin hallere düştüklerini bir kavrayabilseler!
Toplumun örf, âdet ve geleneklerine ters düşen, ahlâk kavramlarıyla bağdaşmayan, insanî duyguları yaralayan bu tür davranışlar, bütün his ve vicdan sahibi insanlar tarafından kınanır ve kabul edilemez bulunur. Kendi şahsî çıkarları uğruna başkalarına haksızlık eden, bu amaçla her türlü yalan ve hileye başvuranların korkunç gayretleri karşısında aklı başında hangi insan "edepsizlik ve haksızlık etmenin aşağılaştırıcı bir durum" olduğunu düşünüp de buna tepki göstermez! Toplum içinde şirretlik ve saygısızlık eden insanların hali hangimizde küçümseme duygusu uyandırmaz? Hangimizi toplum kurallarına uyma yolunda dolaylı olarak uyarmaz? Erdemli insan, bayağı insanların çirkin davranışlarından kendine bir ibret ve tecrübe payı çıkaran kimsedir."

Reklam oku para kazan Reklam izle Para kazan Arama yap para kazan

1-SÜPERTEKLİF
E-postanıza gelen reklamları açarak puan biriktirin puanlarınız nakit paraya çevrilsin.1000 puan 1 ytl 100.000 puan 100 ytl...
Süperteklife üye olun hiçbirşey kaybetmezsiniz internetten para kazanın

HEMEN ÜYELİK İÇİN TIKLAYIN

2-REKLAM İZLE PARA KAZAN REKLAMMATİK
HEMEN ÜYELİK İÇİN TIKLAYIN

3-SEARCH EARN ARAMA YAP PARA KAZAN
GOOGLEDAN ARAMA YAPARAK ZATEN SIRTINDAN YÜZLERCE DOLARI KAZANDIRIYORSUN.AMA BU SİSTEMLE ARAMA YAPARKEN OLUŞAN PARA SANA DÖNÜYOR.SEARCH EARN SİSTEMİNDE ÜYELERİN ÇOĞALDIKÇA VE KULLANDIKÇA KAZANCIN KATLANIYOR.
HEMEN ÜYE OL

1 Kasım 2008 Cumartesi

10 KASIM ATATÜRKÜ ANMA PROGRAMI KONUŞMA METNİ ÖRNEĞİ

10 KASIM ATATÜRKÜ ANMA PROGRAMI KONUŞMA METNİ ÖRNEĞİ


Sayın Valim,Değerli Konuklar ,
Mustafa Kemal gibi düşünebilmek; işçisiyle, memuruyla; öğrencisiyle, öğretmeniyle; genciyle, yaşlısıyla Mustafa Kemal gibi düşünebilmek…

Uygarlık yolunda ilerlediğimiz 21. yy’da ileriyi görebilen ve daha ileriye gitmeyi amaçlayan, yeni nesiller yetiştirmek, Mustafa Kemal gibi düşünebilmenin ilk adımıdır.

Bu adımı atarken, yeni neslin geçmişini iyi bilmesi ve özümsemesi gerekmektedir. Bunun içindir ki her fert üzerine düşen sorumluluğun bilincinde olmalıdır.

Gerçekte ülkenin yönetimini devralacak, geleceğimizi yönlendirecek, uygar ve saygın bir ulus olma bilincini daha da pekiştirecek gençler, Ulu Önder Atatürk’ün İlke ve Devrimlerinin ışığında ilerlemelidir.

Bilinmelidir ki 1920–1938 yılları arasında sağlanan gelişme ve değişmeler hem milletin birbiriyle kucaklaşması, hem de çağ ile yarışmak düşüncesiyle doğmuştur. Uygulanması da milletin çağdaşlaşmaya katılması ve ona katkıda bulunması şeklinde gerçekleşmiştir.

Atatürk’ün Türk milletini büyük bir atılıma hazırladığı ve yönlendirdiği yüzyılda Avrupa ve Asya’nın pek çok ülkesinde totaliter rejimler veya diktatörlükler bulunuyordu. Böyle bir dünyada o yabancı bir gazetecinin sorusuna “Ben kalpleri kırarak değil, kazanarak hükmetmek isterim.” diye cevap vermiştir.

Aynı çağda yaşayan, gerek kendi milletleri, gerekse dünya için endişe ve korku kaynağı olan bazı liderler, bu gün ya unutulmuş ya da kötü miraslarıyla anılır olmuştur. Atatürk ise, sevgi ve saygı uyandırarak Türk milletini çağ ile tanıştırmaya gayret edip varlığını teminat altına almaya yöneltmiştir.

Yalnızca 10 Kasımlar değil, düşünce ufkumuzda Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorululukları ve gösterdiği hedefler asla unutulmamalıdır.

Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya koyduğu milli hedef ve stratejilerin hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve değerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir.

Ancak bu şekilde önderin kutsal emanetini gelecek çağlara ve nesillere ulaştırabiliriz.

Ünlü bir devlet adamının dediği gibi “Atatürk gibi insanlar, bir nesil için doğmadıkları gibi, belli bir devre için de doğmazlar; onlar önderlikleriyle yüzyıllarca milletlerin tarihlerinde hüküm sürecek insanlardır.”
Atatürk’üm, iyi ki bizimleydin, iyi ki bizimlesin ve bizimle var olacaksın.

Saygılarımla…

Not:Siteye konulan metinler örnek maksadıyla konmaktadır!

Reklam oku para kazan Reklam izle Para kazan Arama yap para kazan

1-SÜPERTEKLİF
E-postanıza gelen reklamları açarak puan biriktirin puanlarınız nakit paraya çevrilsin.1000 puan 1 ytl 100.000 puan 100 ytl...
Süperteklife üye olun hiçbirşey kaybetmezsiniz internetten para kazanın

HEMEN ÜYELİK İÇİN TIKLAYIN

2-REKLAM İZLE PARA KAZAN REKLAMMATİK
HEMEN ÜYELİK İÇİN TIKLAYIN

3-SEARCH EARN ARAMA YAP PARA KAZAN
GOOGLEDAN ARAMA YAPARAK ZATEN SIRTINDAN YÜZLERCE DOLARI KAZANDIRIYORSUN.AMA BU SİSTEMLE ARAMA YAPARKEN OLUŞAN PARA SANA DÖNÜYOR.SEARCH EARN SİSTEMİNDE ÜYELERİN ÇOĞALDIKÇA VE KULLANDIKÇA KAZANCIN KATLANIYOR.
HEMEN ÜYE OL

RESULULLAH SEVDASINA İLAHİSİNİN SÖZLERİ

Bastığı taşlar eridi
Ağaç zikredip yürüdü
Örümcek ağın bürüdü
Resulullah Sevdasına
Can AHMEDİN SEVDASINA

Sevdasına sevdasına
Canlar gitti sevdasına
UHUDDA HAMZALAR DÜŞTÜ
Musap gitti sevdasına
Resulullah sevdasına

Yeşeren çok dallar düştü
Sancak tutan kollar düştü
Medineye hicretinde
Yollar düştü sevdasına
Can AHMEDİN SEVDASINA

Sevdasına sevdasına
Canlar gitti sevdasına
UHUDDA HAMZALAR DÜŞTÜ
Musap gitti sevdasına
Resulullah sevdasına

Celaleddin Ada - Kara Sevda (2008) full albüm alın dinleyin müzik marketlerde

01. Celaleddin Ada - Kara Sevda - Hüküm Giymişim { Canahmedim }
02. Celaleddin Ada - Kara Sevda - Kara Sevda
03. Celaleddin Ada - Kara Sevda - Ayırma
04. Celaleddin Ada - Kara Sevda - Usandım
05. Celaleddin Ada - Kara Sevda - Kabem
06. Celaleddin Ada - Kara Sevda - Zikir Halinde
07. Celaleddin Ada - Kara Sevda - RESULULLAH Sevdasına
08. Celaleddin Ada - Kara Sevda - Ya RESULALLAH
09. Celaleddin Ada - Kara Sevda - Şehitler Ölmez

Örnek olması açısından albümden bir ilahiyi indirin ve albümü satın alın.Celaleddin güzel bir ses iyi bir yorum Allah razı olsun.
SEVDASINA ilahisini indirin gidin albümü alın
RESULULLAH SEVDASINA İLAHİSİNİN SÖZLERİ
Bastığı taşlar eridi
Ağaç zikredip yürüdü
Örümcek ağın bürüdü
Resulullah Sevdasına
Can AHMEDİN SEVDASINA

Sevdasına sevdasına
Canlar gitti sevdasına
UHUDDA HAMZALAR DÜŞTÜ
Musap gitti sevdasına
Resulullah sevdasına

Yeşeren çok dallar düştü
Sancak tutan kollar düştü
Medineye hicretinde
Yollar düştü sevdasına
Can AHMEDİN SEVDASINA

Sevdasına sevdasına
Canlar gitti sevdasına
UHUDDA HAMZALAR DÜŞTÜ
Musap gitti sevdasına
Resulullah sevdasına

2008-2009 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI TÜRK EDEBİYATI DERSİ,10.SINIFLAR,1.YAZILI YOKLAMASI

2008-2009 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI,YOZGAT ANADOLU TEKNİK,TEKNİK VE ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ,1.DÖNEM,TÜRK EDEBİYATI DERSİ,10.SINIFLAR,1.YAZILI YOKLAMASIDIR.
SORULAR
www.halilakpinar.com halilakpinar@hotmail.com
S.1-Aşağıdaki boşlukları uygun şekilde doldurunuz.
a)Sözlü edebiyat …………….dönemde oluşmaya başlamıştır.
b Mersiyenin İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatındaki karşılığı …………..dur
c)Oğuz Kağan Destanı ……….. ………… açısıyla yazılmıştır.
d)İlk resmi gazete ……….. …………’dir.
e)Köktürk Yazıtları …………… devleti tarafından dikilmiş ve ……….. ……….. tarafından yazılmıştır.
S.2- Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise (D) yanlış ise (Y) yazınız
a)Destanlardan toplumun yaşama biçimiyle ilgili bilgilere ulaşılamaz. ( )
b)Alp Er Tunga sagusunda coşkulu, heyecanlı bir söyleyiş vardır. ( )
c)Sagu ve koşuklar hece ölçüsü ve dörtlüklerle söylenir. ( D ) d) “Hayat Ağacı” miti Uygur destanlarında görülür. ( )
e)Sözlü edebiyat ürünleri yazının olmadığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. ( )

S.3- Aşağıdaki kavramları yazılı olarak karşılıklı bir şekilde eşleştiriniz.
Mesnevi – Destan – Roman – İslamiyet – Göktürk Devleti – Batı Uygarlığı – Beyit – Karahanlı Devleti – Göktanrı İnancı – Mitolojik.Ögeler

S.4- “Koşuk”, “Şaman”, “Destan”, “Mit” ve “Kurgan” kavramlarını tanımlayınız.

S.5- “Savaş ve Barış”, “Safahat” , “Esir Şehrin İnsanları”, “Araba Sevdası” ve “Şiir ve İnşa” eserlerinin yazarlarını yazınız.

S.6-a)İslamiyet öncesi Türk Edebiyatı kaça ayrılır? Maddeleyerek yazınız.
b) “Doğal destan ile yapma destan” arasındaki farklılıkları yazınız.

S.7-a)Söz sanatlarının şiirin anlamı üzerindeki etkisi nedir? Yazınız.
b) Felek öcün aldı mı? Cümlesinde hangi söz sanatı vardır ? Yazınız .

S.8-Sözlü edebiyatın özelliklerini maddeler halinde yazınız.(9 madde)

S.9-Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatına ait türlerden biridir?
A) AĞIT B)GAZEL C)SEMAİ D)SAV E)KOŞMA

S.10- Aşağıdakilerden hangisi destan dönemi sözlü edebiyat ürünlerinden birisi değildir?
A)DESTAN B)SAGU C)SAV D)MERSİYE E)KOŞUK



NOT:SÜRE 40 DAKİKADIR. PUANLAMA:1. ,2.ve 3.sorular 10 PUAN-4. VE 5.SORULAR 15PUAN -7.VE8.S0RULAR 9PUAN-9.VE10.S0RULAR 5PUAN VE 6.SORU12 PUANDIR.
BAŞARILAR DİLERİM.
OLCAY TAŞ
TÜRK EDEBİYATI ÖĞRETMENİ

www.halilakpinar.com halilakpinar@hotmail.com

CÜMLEDE ANLAM ÇALIŞMASI

www.halilakpinar.com halilakpinar@hotmail.com

CÜMLEDE ANLAM ÇALIŞMASI
Bu ekip şampiyonada başarısız olur.
Eski dostluklarından ötürü yanlışını yüzüne vuramıyordu.
Hani tatilde bize uğrayacaktın?
Ah,nerede o güzel yaz akşamları?
Para kazanmak için Almanya’ya gitti.
Öğretmen, Ezgi’ye ”Ödevleri yarın getirin “dedi.
Hastalandı da işini bitiremedi.
Tiyatrodan çıkarken, arkadaşım, annemin beni çağırdığını söyledi.
Çocukların en beceriklisini bulup getirdi.
Yağmurun yağmasıyla maç ertelendi.
Lirik şiir, duyguların coşkuyla anlatıldığı şiir türüdür.
Akşam geri vermek üzere kitabımı aldı.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
Dikkatli davranırsa aynı hataları yapmaz
Her koyun kendi bacağından asılır.
Hava soğuduğundan ceketimi giydim.
Öykülerin hepsinde eylem cümlelerine yer verilmiş.
Çok konuştuğu için sevilmiyor.
Bu öyküler, duyarlık dolu bir gözlem ürünü sayılabilir.
Zaman bulursam seni ararım.
İkide bir karşıma çıkıyor, sanki beni izliyor.
Kadın kocasını sevmiyormuş.
Betimlemelerde çarpıcı benzetmelere yer verilmiş.
Sanat,hayatın en canlı en yüksek anlatımıdır
Masal anlatırmış daha önce
Dershaneye gitmek için evden çıktı
Basit bir soru işte,neresinde zorlanıyorsun ki?
.-Misafir gelmez gelmez de işte böyle birden gelir.
Amcası,teyzesi,halası tüm akrabaları oradaydı
Camus ”Sevmek dünyayı olduğu gibi kabul etmekle başlar.”der.
Camus, sevmenin dünyayı olduğu gibi kabul etmekle başlayacağını söylemiş.
Bugün gelen kadınlar daha temiz görünüyor.
Yarın geometriden sınav olabiliriz.
Yüz lirayı ellişer ellişer paylaştık
Sınava ablamla çalışsaydım notumu yükseltebilirdim.
Gol atmak için taktiği değiştirmeyi deneyin.
Ya yanıt kağıdında kaydırma yaptıysam!
İnsan bayramda amcasına uğramaz mı?
--------------------------------------------------------------
Yukarıdaki cümlelerden hangilerinin aşağıda belirtilen anlam ya da anlam ilişkisine
örnek olduğunu gösteriniz.
1-Neden sonuç ilişkisi 2-hayıflanma anlatan cümle 3-önyargı bildiren cümle
4-Amaç sonuç ilişkisi 5-sitem anlamlı cümle 6-kaygı anlatan cümle
7-Karşılaştırma anlamı 8-yakınma bildiren cümle
9-Koşul ilişkisi 10-tümdengelim cümlesi 11-tümevarım cümlesi
12-Yorum cümlesi 13-önemsememe anlamlı cümle 14-öznel anlamlı cümle
15-Nesnel anlatımlı cümle 16-mecazlı söyleyiş içeren cümle 17-tanım cümlesi
18-Dolaylı anlatım 19-doğrudan anlatım 20-başkasından duyma anlamı
21-varsayım anlamlı cümle 22-özlem anlamlı cümle 23-Olasılık anlamlı cümle
24-Eşitlik anlamı veren cümle 25-Öneri içeren cümle


www.halilakpinar.com halilakpinar@hotmail.com

reklam izle kazan

SPONSOR REKLAMLAR