23 Şubat 2008 Cumartesi

GAVS HAZRETLERİNİN SAPANCA SOHBETİ

GAVS HAZRETLERİNİN SAPANCA SOHBETİ
Tarikat şeriatın üstünde kurulmuş takva makamıdır. Şeriatsız tarikat olmaz. Bir evin yapımında temelde kullanılan demir beton eksik olursa bina sağlam olmaz, çabuk çöker. Tarikatın temeli de şeriattır. Temeli sağlam olmayan tarikat ehli de çabuk yoldan çıkar.
Bir kişi müslüman olması için ilk önce kelime-i şahadet getirmesi gerekir. Ondan sonra imanın şartlarını kabul etmesi gerekir ( amentü ) ondan sonra da İslâm’ın 5 şartını yapması lâzımdır. Bunlardan hac, zekât, oruç belli şartlara bağlanmıştır. Ama namaz akıl baliğ olan herkesin üzerine farzdır. Herkesin her şartta yapması gereken bir ibadettir. Yapılmazsa çok büyük cezası vardır. Bazı âlimlere göre 500 bazı âlimlere göre 70.000 yıl cezası vardır. Kişi hasta olsa hareket edemeyecek olsa bile ima ile de olsa namazını kılmak zorundadır. Kişi suda boğuluyor olsa sekerat anı gelmiş olsa o vaktin namazını eda etmek zorundadır. O vakit namazından sorumludur.
Yapılan hizmetlerde ve ibadetlerde niyet önemlidir. Niyet Allah rızası için olmalıdır. Biz 40 yıldır köyümüzde olanların ve sofîlerin fatihayı bildiklerini sanıyorduk. Gördük ki fatihayı eksik okuyorlar. O zaman namazları iptal oluyor. Bunda bizim de sorumluluğumuz var. Biz sofîler mahcup olmasın diye sormaya utandık. Tüm sofîler fatihayı öğrenmek zorundadır. Siz de bunun için çalışacaksınız. Bu işten sorumlusunuz. Namazlarda fatihalar ve diğer vecibeler eksik olmayacak. Bunun için çalışacaksınız. Namaz olmazsa yaptığınız hatme, rabıta ve virdlerde olmaz. Bir hadisi şerifte şöyle buyruluyor: “Dünya melundur. İçindekilerle birlikte lânetlenmiştir. Yalnız Allah rızası için yapılan hariç.” Yaptığınız ibadet ve hizmetler Allah rızası için yapılmalıdır. Niyetlerimiz Allah rızası için olmalıdır. Dünya için bile çalışsak niyet Allah rızası için olursa ibadete çevrilir. Gavs Hz. şöyle nakletti.“ kişi sabah evden çıkarken ya rabbi sen rızkıma kefilsin ondan şüphem yoktur. Çoluk çocuğumun rızkını kazanmayı üzerime vacip kıldın. Bu vacibi üzerimden kaldırman için işe gidiyorum “ der ve o niyetle işe giderse akşam evine dönünceye kadar geçen süre sanki alnı secdedeymiş gibi ibadet yerine geçer.Dünya da lâzım amma niyet Allah rızası olursa ibadet yerine geçer. Sizin paranız olmasa buraya nasıl gelecektiniz. Elbise, yiyecek nasıl alacaktınız. Amma sizin amacınız sadece dünya olmamalı, amacınız ahiret olmalı. Amacınız dünya parsı değil ahiret parası kazanmak olmalı. İnsan tarlaya ne ekerse onu biçer buğday ekse buğday biçer. Dünya ahiretin tarlasıdır. Sizde takva tohumu ekerseniz ahirette karşılığını alırsınız
Menzil.Net - Tasavvufi yazılar..kaynak<.www.menzil.net

Harama bakmak ve tokat

Mevlânâ Câmî'nin (k.s) talebelerinden biri anlattı:
Bir gün hocamı ziyaret için yola koyuldum. Yolda giderken karşıma güzel bir kadın çıktı. İlk görmemde etkilenmiştim, ikinci defa görmemek için gözümü başka tarafa çevirdim. Fakat başımı çevirip bir daha bakmak istedim.O anda yanımdan geçmekte olan odun taşıyan hamalın bir odunu gözüme çarptı. Öyle acıdı ki sanki gözüme ok saplanmıştı. Gözümden kan akmaya başladı. Yabancı kadına bakmanın cezasını hemen görmüştüm. Kan durduktan sonra hocamın bulunduğu meclise gittim. Hocam yanındaki pek çok kimseye nasihat ediyordu. Bir kenara oturup dinlemeye başladım. Hocam bir ara sohbetin konusunu değiştirerek:"Biri yolda gelirken, yanından geçmekte olan bir güzele bakmış. O anda bir el peyda olup, o kimsenin gözüne bir tokat vurmuş. Bu tokadın dehşetinden gözyaşları dinmemiş ve gözünden kan akıtmış. O esnada bir ses işitmiş:'Bir kere harama bakmaya bir dokunma kâfidir. Eğer sen bakmaya devam edersen, biz de dokunmamızı artırırız' buyurmuş."Hocam bunu anlattıktan sonra, benden tarafa bakarak,"İnsan harama bakmaktan gözü korumalıdır ki, ona el uzatmasınlar" buyurdu.

19 Şubat 2008 Salı

Edebiyatçılarımızın Kullandıkları Takma Adlar - Lakaplar

Edebiyatçılarımızın Kullandıkları Takma Adlar - Lakaplar
· ADALET CİMCOZ: Fitne Fücur.
· ATTİLA İLHAN: Abbas Yolcu, Beteroğlu, Ali Kaptanoğlu, Nevin Yıldız.
· ÇETİN ALTAN: Hadi Borazan, Hüseyin Zurna.
· ERCÜMENT EKREM TALU: Çekirge, Karga, Torik Necmi, Kertenkere.
· FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL: Akıllı Ozan, Çamdeviren, İğne ile Kuyu Kazan.
· HALİDE EDİP ADIVAR: Halide Salih.
· HALDUN TANER: Can Enişte, Haldun Hasırcıoğlu.
· HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER: Toplu İğne.
· İSMAİL HAMİ DANİŞMEND: Rabia Hatun.
· KEMAL TAHİR: Bedri Eser, Nurettin Demir, Kemal Tahir Tipi, Kemal Tahir Benerci.
· MELİH CEVDET ANDAY: Gani Girgin, Zater.
· MURAT BELGE: Raif Özben.
· MUHSİN ERTUĞRUL: Ertuğrul May, Nabi Zeki, İp Çeken, Suflör, Servet Moray.
· NÂZIM HİKMET RAN: Ahmet Oğuz Saruhan, Ercüment Er, İbrahim Sabri, Kartal, M. İhsan, Nazım Hikmet Borjensky, Nurettin Eşfak.
· NURULLAH ATAÇ: Sabiha Yağızlar.
· AZİZ NESİN: Bahri Filefil, Berdi Birdirbir, Fettane Şatifil, Kerami Pestenkerani, Kerim Kihkih, Ord. Prof. Paf-Puf, Dr. Daim Değer, Oya Ateş, Vedia Nesin.
· ORHAN VELİ KANIK: Adil Hanlı, Mehmet Ali Sel.
· ORHAN KEMAL: Yıldız Okur, Hayrullah güçlü, Raşit Kemali.
· PEYAMİ SAFA: Server Bedi, Çömez.
· REŞAT NURİ GÜNTEKİN: Ateşböceği, Mizah Yazarı, Yıldızböceği.
· RIFAT ILGAZ: Mehmet Rıfat, Stepne, Remzi Işık.
· SEVGİ SOYSAL: Sevgi Nutku, Sevgi Sabuncu.
· TARIK DURSUN K.(Kakınç): M. Hasan Göksu, T. Kakınç.
· VALA NURETTİN: Veli Nuri, Va-Nu, Akşamcı, Hikayeci.
· VEDAT TÜRKALİ: Hüsamettin Gönenli.
· YUSUF ZİYA ORTAÇ: Akbaba, Çimdik, Kamber.
· YAHYA KEMAL BEYATLI: Ahmet Agah, Süleyman Sadi, S.S.
· ZİYA GÖKALP: Bimar, Büyük Baba, Meclis-i İdare Vilayet Kitabesi’nden Ziya.

DEDE KORKUT KİTABI

DEDE KORKUT KİTABI
Orta dönem halk nesrinin en güzel örneklerini toplayan bu kitabın asıl adı : Kitab-ı Dede Korkut alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân (Oğuz Boyun dilince yazılmış Dede Korkut Kitabı)’dır. Bugüne kadar iki yazma eser ele geçmiştir. Bunlardan birincisi 150 yıl önce Dresten Kıral Kitaplığında bulunmuş olan 12 hikayeden ibaret tam nüshadır. İkincisi 1950 yılında Vatikan kitaplığında ele geçen altı hikayelik eksik nüshadır. Vatikan nüshasında altı hikaye, Dresten yazmasındaki altı hikayenin aynısıdır. Ancak ufak tefek kelime ve cümle ayrılıkları vardır. Eski ve tam nüsha olduğu için Dede Korkut hakkındaki bütün derleme ve araştırmalar, Dresten yazması üzerinden yapılmıştır. Bu yazmayı bulan Fleischer’dan sonra, ilk önemli araştırmaları H. F. ???? (1811-1815) ile W. Barthold (1894) yapmışlardır. Türkiye’de ilk önce Kilisli Rıfat Dresten yazmasının bir kopyasına dayanarak (1916) kitabı Arap harfleri ile yayınlamıştır. Bundan sonra Orhan Şaik Gökyay (1938) yeni harflerle bastırmıştır. Kitabın son yayımı ise, Dresten ve Vatikan nüshalarının karıştırılması suretiyle transkripsiyonlu olarak, (1958) Dr. Muharrem Ergin tarafından yayınlanmıştır. Esere Dede Korkut denmesinin sebebi, Dede Korkut adında mübarek, yaşlı ve bilgili ozanın her oniki hikayede ortaya çıkıp “Boy boylayıp, soy soylaması” ve bu hikayelerin düzüp koşucusu gösterilmesidir. “Dede Korkut Hikayeleri”nden ; “Yücelerden yücesin, kimse bilmez nicesin, görklü Tanrı. Çok cahiller seni gökte arar, yerde ister sen hod müminlerin gönlündesin. Daim duran Cabbar Tanrı, ulu yollar üzerine imaretler yapayım senin içün, aç görsem toyurayım senin içün, yalıncak görsem tonatayım senin içün, alursan ikimizin canın bile algıl, korısan ikimizin canın bile kogıl, keremi çok Kadir Tanrı”. Türk edebiyatında bazı söyleyiş kalıplarının ve cümlelerin tekrarını, devamını sağlayan temel unsurlar sözlü halk edebiyatı mahsulleriyle halk dilinin kalıplarıdır. Türk mensur eserlerinde dikkati çeken bir başka unsur da ikili yapılardır. Nesrimizde başlangıcı İslamiyet öncesine giden bir ikili yapı kullanma alışkanlığı vardır. Bu kullanımların ilk örneklerini Uygur dönemi mensur metinlerinde görmekteyiz. Bu metinlerdeki ikili yapılar eş anlamlı kelimelerin yan yana kullanılmasıyla oluşturulmuşlardır. “Ol yime Maharadı İlhan ertingü ulug, bay barımlıg, tsanlıgları agılıkları tarıg ed tavar öze tolu, alp atım... Bu kısa parçada bile pek çok ikili yapı vardır. Bu ikililer şunlardır; bay-barımlıg (zengin varlıkları), tsang-ağırlık (ambar-hazine) ed-tavar (mal-mülk), alp atım (yiğit kahraman) Klasik nesrimizde en ağır metinlerin çoğu bu tür gruplarla ve ses olarak birbirine bağlanmış iki yapılarla oluşturulmuşlardır. Bugün de bu ikili kullanma alışkanlığı dilimizde yaygın olarak yaşamaktadır. Kullandığımız ikililerin bazıları ses olarak, bazıları da anlam olarak bağlantılıdır. Hatta bazen aynı anlama gelen iki kelimenin bile yanyana kullanıldığı görülmektedir. Mensur eserlerimizde yüzyıllar boyunca devam eden daha pek çok söyleyişten, ifade kalıbından, yapı özelliğinden söz etmek mümkündür. Türkçenin halk dilinde yaşayan söyleyiş kalıplarının ve nesir eserlerimizdeki ortak yapıların bir dökümünün yapılmasının nesir geleneğimizin ortaya çıkarılması için gerekli olduğuna inanıyoruz. Türk nesir tarihine bakacak olursak, Türk nesrinin İslamiyet öncesinde, İslami dönemde ve batı kültürü etkisinde farklı karakterler taşıdığını görürüz. Bununla beraber bütün önemli kültür değişmelerine, tarih ve coğrafya farklılıklarına rağmen mensur eserlerimizdeki bağlar devam etmiştir. Türk kültürüne İslamiyet öncesi dönemde zengin bir dil ve edebiyat geleneği oluşturmuş olması, Türk edebiyatının “Arap ve İran edebiyatlarını taklit eden kişiliksiz bir edebiyat” halini almasını engellemiştir. Türkler yeni girdikleri ve bütün kalpleriyle benimsedikleri İslam diniyle ilgili konuları, zaman zaman eski inanışlarıyla birleştirerek söylemekten çekinmemişlerdir, İslam kültür ve medeniyetiyle kendi milli zevklerinin bir sentezine gitmişlerdir. İlk İslami metinlerde eski Türk inanışlarından kaynaklanan bazı motifler bunun çok açık delidir. İslam kültürü etkisindeki klasik edebiyatımız, uzun bir süre manzum bir edebiyat gibi düşünülmüştür. Bu edebiyatın “divan edebiyatı” şeklinde adlandırılması da bu yaklaşımın bir ifadesidir. Böyle bir adlandırma bütün mensur eserleri dışarıda bıraktığı gibi, mesnevi gibi divanlara girmeyen bazı manzum türlerin de gözardı edilmesi tehlikesini doğurmaktadır. Bu nedenle artık iyice yaygınlaşan bu adlandırmayı eksikliklerine unutmadan dikkatle kullanmak gereklidir. Ayrıca pek çok divan şairi, nesri dağılmış incilere, nazmı ise bir araya getirilmiş bir inci kolyeye benzetmişlerdir. Bu tanımlamada her iki anlatım vasıtasına da inci benzetmesiyle yaklaşılması dikkat çekicidir. Balagat kitaplarındaki ortak yaklaşım ise nazım olsun, nesir olsun güzel ve manalı söylenen her ifadeyi edebi kabul etmektedir. Yüksek kültürün içinde yetişen belagatçılar, manayı bir güzele, edebi sanatları ise onun giyinip kuşandıklarına, sürdüğü boyalara, taktığıtakılara benzetmişlerdir. Böyle bir yaklaşım ise klasik edebiyatımızda ana amacın, şiirde de nesirde de anlamı söyleşiye feda etmemek olduğunu açıkça gösterir. Belegatçıların nesre bu tür tutarlı yaklaşımlarının yanısıra eserlerini büyük ölçüde nazma ve şiir sanatlarına ayırdıklarını da belirtmek gerekir. Kısacası eski kültürümüzün insanları mensur eserler de vermekle beraber genellikle nazmı nesirden üstün kabul etmişlerdir.Türk nesri başlangıcından Tanzimat’a kadar üç kolda gelişmiştir: sade nesir, süslü nesir ve orta nesir. Bu üç nesir türüyle aynı yüzyılda oluşturulmuş farklı karakterlerde eserlere rastlamak mümkündür. Söz gelişi, Veysi ile Nergisi’nin süslü nesirle eserler verdikleri bir çağda Evliya Çelebi tamamen halk üslubuna yakın bir dille Seyehatname’yi kaleme almıştır. Nesir türlerinin kullanımı yazarın bir eserinden diğerine bile değişmektedir. Buna örnek olarak Fuzuli’nin eserlerini verebiliriz. Fuzuli yüksek bir kültür seviyesine hitap ettiği Türkçe divanın önsözünde, sanatını gösterme endişesiyle ağır bir dil kullanırken, ortalama kültür seviyesindeki halk için yazdığı Hadikatüs Süeda’sında nispeten sade bir dil kullanmıştır. Bütün bunlardan sonra Türk nesir dilinin gittikçe ağırlaştığı düşüncesinin yanlışlığı açıkça görülmektedir. Sanatçılarımız eserlerinde kullandıkları dili anlatacakları konuya ve hitap ettikleri kişilere göre belirlemişlerdir. Eski nesrimizle ilgili tenkitlerin çoğu süslü nesir metinlerine yöneliktir. İnşa metinlerimize araştırmacılarımız bile eleştiren bir gözle bakmışlardır. Hemen hepsi süslü nesrin mükemmel örneklerini veren Sinan Paşa’dan bahsettikten sonra Veysi ve Nergisi’nin, nesir dilini tam bir çıkmaza soktuğunu kaydetmişlerdir, Veysi ve Nergisi’nin nesir dillerinin anlaşılmazlığının sebebini de “artık söyleyecek söz kalmamış yazarların bunu gizlemek için başvurdukları yok” olarak açıklamışlardır. Her edebi tarzı iyi kullananlar olduğu gibi kötü kullananlar da vardır. Özellikle XVII. yüzyıldan sonra söyleyecek sözü kalmadığı için süslü nesre başvuran yazarlar olmuştur, fakat Veysi ve Nergisi gibi son derece kültürlü ve kabiliyetli yazarların dillerinin ağırlığını, söyleyecek sözlerin olmayışına bağlamak çok büyük bir hata olur. Nergisi’nin Nihalistanlı’sına aldığı konuları kendi devrinden ve çevresinden seçtiği, Veysi’nin Habname’sinin de devrin fikri ihtiyaçlarına cevap verdiği bilinmektedir. Durum böyle olunca süslü nesir arayışının başka sebeplerini düşünmek gerekir. Süslü nesir metinlerine insan zihninin üst seviyedeki kompleks faaliyetleri olarak bakmak meseleyi büyük ölçüde çözecektir. Böyle düşününce Nergisi’nin Hamse’siyle Picasso’nun modern resminin benzer bir yaklaşımından doğduğu anlaşılacaktır. Çünkü her ikisinin de klasik yapıyla yetinmeyip onun üzerine çıkma çabası vardır. Bu nedenle modern resmi anlamak için nasıl üst seviyede bir eğitim ve düşünce faaliyeti gerekliyse Klasik edeiyatta da Nergisi’yi anlamak için böyle bir çaba gereklidir. Kompleks yapıların güzelliği bugün pek çok sanat estetiği tarafından kabul edilmiş durumdadur. Bunun en tipik örnek olarak ontolojik yaklaşım verebilir. Ontolojik estetikte sanat eseri tabakalı bir yapı olarak düşünülür ve eserdeki tabaka sayısının eserin sanat değeriyle doğru orantılı olduğu kabul edilir. Bu estetiğe göre bir esere giren tabaka sayısının eserin sanat değeriyle doğru orantılı olduğu kabul edilir. Bu estetiğe göre bir esere giren tabaka sayısı ne kadar çoksa eser o kadar değerlidir. Bu metodu süslü nesir metinlerine uygularsak bu tür metinlerin değeri ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte bu tür bir yaklaşım bizi sade ve yalının güzel olmadığı düşüncesine götürmemelidir. Bir eserin başarısı sade ve kompleks olmasıyla değil kullanılan tekniğin özelliğiyle tabi eleştiriye tabi tutulmalıdır. Süslü nesir metinlerinin dili konusuna gelince; bu metinler gerçekten de ağır bir dille yazılmışlardır. Bununla birlikte bu durum metinlerin anlaşılmasını engellemez. Çünkü en ağır dille yazılmış inşa metinlerinde bile sağlam bir cümle vardır. Cümle gruplarına, terkiplere takılı kalmadan cümleyi yakalamak metni çözmeyi kolaylaştırır. Cümle gruplarına, terkiplerine takılı kalmadan cümleyi yakalamak metni çözmeyi kolaylaştırır. Üstelik inşa metinlerinde dil hep aynı ayarda devam etmez. Genellikle çok ağır bir dille başlayan metinin dili sadeleşir. Buna örnek olarak Fuzuli’nin Nişancı Mehmet Paşa’ya yazdığı Şikayetname adlı mektubu verilebilir. Metin ağır bir dille bu şekilde başlar : “Malik-i mülk-ara’yı alem ve hakim-i hikmet-feza-yı ekalim mamure-i cihanı vakf-ı istirzak idüp tevliyetin mülluk-ı adalet-şiar ve hükkam-ı merhamet-disare revfiz ettikçe...”

18 Şubat 2008 Pazartesi

CEMİL MERİÇ BİYOGRAFİSİ

Cemil Meriç Kimdir ?BİYOGRAFİ
Yazar ve mütercim. 12 Aralık 1916’da Hatay Reyhanlı’da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’dan göçmüştü. Fransız idaresindeki Hatay’da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi’nde okudu. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü, Tercüme kaleminde reis muavinliği yaptı.
1940’da İstanbul Üniversitesi’ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. 1941’den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayin Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. 1942 ve 45 yılları arasında Elazığ lisesinde, 1952 ve 54 yılları arasında ise İstanbul`da Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul üniversitesi Edebiyat fakültesinde yabancı diller okutmanlığı görevinde bulundu, Sosyoloji bölümünde dersler verdi. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı, kendi ifadesiyle, “söküyor”du.
1955’de gözlerindeki miyobunun artması sonucu görmez oldu, ama olağan üstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 yılında İstanbul üniversitesinden emekli oldu ve yıllarının birikimini ardarda kitaplaştırmaya girişti. 1984’te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987’de vefat etti.
Cemil Meriç`in ilk yazısı Hatay`da Yeni Gün Gazetesi`nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Türk Edebiyatı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Hisar dergisinde “Fildisi Kuleden” başlığıyla sürekli denemeler yazdı. Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Hanore de Balzac ve Victor Hugo`dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi. Bati medeniyetinin temelini araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu ve sansüre, anarşik edebiyata şiddetle çattı.Ruhu şad olsun!
Eserleri
İlk telif eseri Balzac üzerine küçük bir incelemeydi. Hint Edebiyâtı(daha sonra "Bir Dünyanın Eşiğinde" başlığıyla iki kez daha basıldı), Saint Simon- Ilk Sosyolog, Ilk Sosyalist-, Bir Dünyânın Eşiğinde, Bu Ülke, Mağaradakiler, Bir Fâciânın Hikâyesi, Işık Doğudan Gelir ve Kültürden İrfana başlıca eserleridir.
Bu Ülke (1974, 5 baskı), Umrandan Uygarlığa (1974, 2 baskı), Mağaradakiler (1978, 2 baskı), Kırk Ambar (1980), Bir Facianın Hikâyesi (1981), Işık Doğudan Gelir (1984), Kültürden İrfana (1985). Balzac’tan yaptığı çevirilerin ilki 1943´te yayımlandı. Fransız edebiyatından yaptığı çevirilerin yanı sıra, Uriel Heyd’in Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri (1980), Thornton Wilder’in Köprüden Düsenler (1981) ve Maxime Rodinson’un Bati’yi Büyüleyen İslâm (1983) adlı eserlerini de Türkçe’ye kazandırdı. İletisim Yayınları Cemil Meriç’in “Bütün Eserleri”ni toplu halde basarken, daha önce yayımlanmamış üç kitabını daha yayımlandı: Jurnal 1 (1992), Jurnal 2 (1993), Sosyoloji Notları ve Konferanslar (1993). “Bütün Eserleri” dizisinden “gözden geçirilmiş yeni baskı”sı yapılan kitaplar ise şunlardır: Bu Ülke (1983), Bir Dünyanın Eşiğinde (1994), Saint-Simon, İlk Sosyolog İlk Sosyalist (1995), Ümrandan Uygarlığa (1996), Mağaradakiler (1997), Kırk Ambar - Cilt 1 - Rümuz-ül Edeb (1998). Aldığı ödüller:Ümrandan Uygarlığa (1974), Kırk Ambar (1983) isimli eserleriyle iki defâ Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülünü kazandı. Kırk Ambar adlı eseriyle "Türkiye Millî Kültür Vakfı" ödülü, Ankara Yazarlar Birliği Derneği'nin"Yılın Yazarı", Kayseri Sanatçılar Derneği'nce, "İnceleme", Kültürden İrfana adlı eseriyle, Türkiye Yazarlar Birliği "Yılın Fikir Eserleri" ödüllerini aldı...

Kuşlara benzer kelimeler, odana dolarlar bir akşam. Nereden

17 Şubat 2008 Pazar

ŞERİAT NEDİR?

Şemsettin Sami efendinin dilimizin en esaslı lugatı olarak bilinen "kamus" adlı eserinde; şeriat "evamir ve navahi-yi ilahiyye ve ayet ve hadis ve icma-i ümmet esasları üzerine müesses kanun-u ilahi" diye tarif edilir. Burada iki unsur dikkat çekiyor. Biri şeriat'ın "ilahi emirler ve yasaklar oluşu" diğeri bu ilahi kanunların "ayet, hadis ve icma" denilen temellerin üzerine kurulu olduğudur.Ömer Nasuhi Bilmen ise "hukuk-u islamiyye ve ve ıslahat-ı fıkhiyye kamusu" adlı eserinde geniş bir şekilde ele alır ve şu şekilde tamamlar.
1- Şeriatı kulları için Allah koymuştur.
2- Şeriat, dini ve dünyevi hükümlerin tamamıdır.
3- Şeriat, "din" kelimesiyle eşanlamlıdır.
4- Şeriat kavramının içinde, imani hükümlerin yanında ahlaka, ibadete ve günlük hayattaki işlere dail hükümlerin hepsi vardır.5- Genel anlamda, her peygamberin getirdiği ilahi kanunlara da şeriat denir.6- Şeriat kelimesiyle açıkça; kur'ana, hadise ve icmaya dayanan hükümler kastedilmiş olur.Yine en önemli müfessirlerimizden Elmalılı Hamdi Efendinin "hak dini kur'an dili" adlı eserinde;1-Şeriatı Allah koymuş ve kullarını sorumlu tutmuştur.Allah şeriatı, kullarının ebedi hayata ve hakiki saadete ulaşmaları için gönderilmiştir.ve yine çağımızın en büyük alimi ve önemli düşünürlerinden olan Bediüzzaman'da şeriatı ikiye ayırarak şöyle ifade eder;1- "Küçük alem" olan insanın fiillerini ve işlerini düzenleyen ve Allah'ın "kelam" sıfatından gelen bildiğimiz şeriat.2-"büyük insan" olan alemin hareketlerini ve durumlarını düzenleyen şeriat.ve devamındaki açıklamada; maddi alemdeki kanunlara "tabiat" demek yanlış. çünkü, bu kavram insanın hatırına Allah'ı getirmiyor. oysa bu "fıtri" kanunları koyan ve tatbik eden şüphesiz O'dur. bu izah başka bir manayı daha doğuruyor: kainattaki bütün varlıklar, Allah'ın "fıtri" kanunlarına İSYANSIZ itaat ettikleri için bu alem muntazam ve mükemmel. Hiç bir yerde en küçük bir karışıklık yok. DEMEK İNSANLARDA YAŞAYIŞLARINDA İLAHİ KANUNLARA İSYANSIZ İTAAT ETSELER, ÖZLENEN AHENGE KAVUŞACAK VE ARADIKLARI SAADETE ERECEKLERDİR. UYUMSUZLUĞUN VE HUZURSUZLUĞUN SEBEBİ, İSYAN VE TUĞYANDIR. AHİRET SAADETİ GİBİ, DÜNYEVİ HUZURUN DA ÇARESİ İSLAMDIR. alıntıdır..
*islami kaynaklardan alıntıdır.

DURSUN ALİ ERZİNCANLI-SEN YOKTUN ŞİİR KLİBİ

NAAT-ARİF NİHAT ASYA

NAAT

Seccaden kumlardı...
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!

Mescit mü’min, minber mü’min...
Taşardı kubbelerden Tekbîr,
Dolardı kubbelere “âmin!”

Ve mübarek geceler, dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler, ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı.

Kapına gelenler, yâ Muhammed,
-Uzaktan, yakından-
Mü’min döndüler kapından!

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,
İki dünyada aziz ümmet;
Muhammed ümmetiydi.

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi...
Nerde kaldın ey Resûl,
Nerde kaldın ey Nebi?

Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,
Çağlar ne çağlardı:
Daha dünyaya gelmeden
Mü’minlerin vardı...
Ve bir gün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halîme’nin kucağında
Abdullah’ın yetimi
Âmine’nin emaneti ağlardı.
Hatice’nin goncası,
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği
Göklerin resûlüydün...

Elçi geldin, elçiler gönderdin...
Ruhunu Allah’a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan
Medine’ye göçerdin.
Biz bu dünyadan nereye
Göçelim, yâ Muhammed?

Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
“Ebu Leheb öldü” diyorlar.
Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada
Mevlidine hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi, ey Nebî,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık, yolunu bilmiyor;
Artık, yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kâbe’ne siyahlar
Yakışmamıştır, yâ Muhammed
Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta;
Gurur, Kafdağı’nda derebeyi...
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği...
İyiliğin türbesine
Türbedâr oldu iyi.

Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına,
İyilikler getir, güzellikler getir
Âdem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir...
Fethedemedik, yâ Muhammed,
Senelerdir.

Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi...
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği!

Bayram yaptı yapanlar;
Semâve’yi boşaltıp
Sâve’yi dolduranlar...
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar...
Ağlasın Yesrib,
Ağlasın Selman’lar!

Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti, ey Nebî,
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Ne oldu, ey bulut,
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı, ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar, taşlar,
Kafile kafile, kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar!

Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine, izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir.

Şu tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir...
Örümcek ne havada,
Ne suda, ne yerdeydi;
Hakkı göremeyen
Gözlerdeydi!

Şu kuytu cinlerin mi;
Perilerin yurdu mu?
Şu yuva -ki, bilinmez-
Kuşları Hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?
Kuşlarını, bir sabah,
Medine’ye uçurdu mu?

Ey Abvâ’da yatan ölü,
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hâtıran, uyusun çöllerin
Ilık kumlarıyla örtülü!

Dinleyene, hâlâ,
Çöller ses verir;
“Yaleyl!” susar,
Uğultular gelir.
Mersiye okur Uhud,
Kaside söyler Bedir.
Sen de bir hac günü,
Başta Muhammed, yanında Ebû Bekir;
Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü
Destan yap, ey şehir!

Ebû Bekir’de nûr, Osman’da nûrlar...
Kureyş uluları, karşılarında
Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;
Ali’nin önünde kapılar açılır,
Ali’nin önünde eğilir surlar,
Bedir’de, Uhud’da, Hayber’de
Hakk’ın yiğitleri, şehîd olurlar...
Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı,
Yerde kalmazdı ruh... kanatlıydı.

Konsun –yine- pervazlara güvercinler
“Hû hû”lara karışsın âminler.
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Vicdanlar, sakat çıkmadan,
Yâ Muhammed, yarına;
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Âdem oğullarına!

Yüreklerden taşsın
Yine, imanlar!
Itrî, bestelesin Tekbîr’ini;
Evliyâ, okusun Kur’ân’lar!
Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın
Kayışzâde Osman’lar
Na’tını Galip yazsın,
Mevlid’ini Süleyman’lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan’lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey Muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır...
Hacdan döner gibi gel;
Mi’râc’dan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, rüzgâr kanat;
Hızır kanad, Cibril kanad;
Nisan kanad, bahar kanad;
Âyetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad...
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilâl-i Habeşî sustuysa
Ezânlarını Dâvûd okusun!

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Arif Nihat Asya

VEDA HUTBESİ-Hz..MUHAMMED(s.a.v)

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma) Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.
VEDA HUTBESİ
Bismillahirrahmanirrahim"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. "
Ey Nâs! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.
İnsanlar!Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.
Ashâbım!Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.
Ashâbım! Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.
Ashâbım! Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.
Ey Nâs!Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.
Mü'minler! Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.
Ey Nâs! Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.
Ashâbım! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.
Mü'minler! Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.
Ey Nâs!Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.
Ashabım! Alllah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.
Ey Nâs! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:
- Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler. Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:
Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! buyurdu.

16 Şubat 2008 Cumartesi

İNTERNETTEN PARA KAZANMA YÖNTEMLERİ

İNTERNETTEN PARA KAZANMA YÖNTEMLERİ BU YÖNTEMLER DENENMİŞ VE ÖDEMELERİ ALINMIŞ SİSTEMLERDİR.

SEARC-EARN :::Arama yaparak para kazan

Search-Earn sisteminden para kazanın

Merhaba. Ben internetin yeni reklam paylaşım mecrası olan ve her geçen gün büyüyen, Search-Earn'e üye oldum. Düşündüm ki tamamen ücretsiz olan bu sisteme sen de üye olmak ve kazanmak isteyebilirsin. Bu sebeple seni Search-Earn.com üyeliğine davet ediyorum.

Search-Earn'e üye olarak, internet aramalarını Search-Earn üzerinden gerçekleştirir ve karşına çıkan reklamlara her tıkladığında gelir kazanırsın. Bu sayede, arama sonuçların gene Google, Yahoo hangi arama motorunu tercih edersen oradan gelmesine rağmen, aramalarından gelir kazanırsın.

Detaylı bilgiyi Search-Earn internet sitesinden alabilirsin. Daha çok bilgi almak istersen benim referans linkime tıkla ve detaylı bilgiyi siteden edin.
http://www.search-earn.com/Halil%20AKPINAR


Seninde aramıza katılman dileğimle!

SÜPER TEKLİF NEDİR? Reklam oku para kazan

SüperTeklif web sitesine üye olan kullanıcıların izinleri doğrultusunda farklı kanallardan tanıtım mesajları yayınlayan ve bu mesajlardan gelen kazançlarının belli bir kısmını kullanıcılarına dağıtan Türkiye'nin ilk web tabanlı izinli pazarlama platformudur.

Üyelik ücretsiz üstelik 5000puan hediye

Nasıl Puan kazanmaya başlayacağım?
SüperTeklif'e üye olduktan sonra, Profil ve Tercih bilgilerinizi doldurarak Puan kazanmaya başlayacaksınız. SMS,e-mail ve diğer kanallarla size göndereceğimiz tanıtım mesajlarını görüntüledikçe ve ayrıca sizin davetinizle SüperÜye olan arkadaşlarınızın okudukları mesajlar sayesinde Puan'larınızı artıracaksınız.

Okuduğum her tanıtım mesajından Puan kazanacak mıyım?
Size gönderilen ve okuduğunuz her tanıtım mesajından Puan kazanabileceksiniz. Ancak mesajların size gönderilmiş olması Puan kazanabilmeniz için yeterli değildir. Puan kazanabilmeniz için size gönderilen mesajları okumanız gerekmektedir. Yakında, tanıtım mesajlarını okumak dışında yapacağınız birtakım işlemlerden de para kazanacaksınız.

Davet göndererek nasıl daha fazla Puan kazanabilirim?
Daha fazla Puan kazanıp Puanınız’ı artırmak için üye olduktan sonra arkadaşlarınızı davet edebilir; davetinizle üye olan arkadaşlarınızın gördüğü mesajlardan kendiniz okumuş gibi Puan kazanabilirsiniz. Davetinizle üye olan arkadaşlarınızın sayısı artıp görüntüledikleri mesaj sayısı fazlalaşınca daha fazla Puan kazanacak, Puanlarınız’ı hızla artırarak kısa sürede paraya çevirebileceksiniz. Özetle, davet gönderince değil, davet ettiğiniz arkadaşlarınız üye olup reklam mesajı okumaya başladığında Puan kazanacaksınız.

Daha çok üye kazanmanın yolları
Sadece birkaç ayrıntıya dikkat ederek, şu an sahip olduğunuzdan çok daha fazla Puan kazanmayı başarmanız çok kolay! İşte size ipuçları:
· Davet linkinizi oluşturup kendi web sitenize yerleştirin.
· Davet linkini bloglarınıza ekleyin
· Davet linkinizi e-maille tanıdıklarınıza yollayın.
· Davet linkinizi forumlara, mail gruplarınıza yaptığınız gönderilerinize ekleyin.
CHAT YAPMAYI SEVİYOR MUSUNUZ? LİNKİNİZİ GÖRÜNTÜLÜ, SESLİ VEYA YAZILI CHAT YAPARKEN SÜPERTEKLİF’TEN BAHSEDİP HEMEN GÖNDERDİĞİNİZDE ARKADAŞINIZ O ANDA TIKLAYARAK HEMEN ÜYE OLABİLİR.

HEMEN ÜYE OLMAK İÇİN TIKLA





BU İŞLEMLER TAMAMEN YASALDIR VE HERHANGİ BİR PROGRAM İÇERMEZ YANİ GÜVENLİDİR

Sizlerle bi siteden gördüğüm ilginç bi yazıdan alınıtyı aktarıyorum..umarım ilginizi çeker..benim referansımı kullanan arkadaşlara da teşekkürler..

Kredi kartıyla alışveriş yapmaktan çekinen veya para vermek istemeyen arkadaşlar günde 5 dakikanızı ayırarak cebinizden para çıkmadan premium alma imkanı

Öncelikle bir paypal hesabımız olması gerekli...Varsa bu kısmı geçiniz.(NOT: paypal için kredi kartı gerekli değildir)

http://www.paypal.com/ adresinden " sing up " butonuna tıklayarak paypal.com a üye olmanız gerekmektedir.

Paypal Üyelik İşlemleri Resimli Anlatımı:
1) " Sing Up " Butonuna Tiklayip Üyelik islemlerine Baslayiniz

2) Ülkenizi Seciniz ve " Personal Account " Butonuna Tiklayiıp Continue butonuna tıklayıp devam ediyoruz...

3) Daha sonra çıkan formu doludurp bizden istenen bazı bilgileri giriyoruz

4) Asagidaki Resimlere Sirayla Bakarak Uyelik Formunu Doldurunuz

5) Kredi Karti Bilgilerinizi isteyen ekrana geldiğimizde Cancel diyerek o kısmı geçiyroruz.

6) Karsiniz Cikan Pencerede " Confirm E mail " Butonuna Tiklayiniz

7) E Mail Adresinize Paypal dan Gönderilen Kodu çıkan penceredeki ilgili yere yapıştırıyoruz.

Paypal işlemi tamamdır.Şimdi geçiyoruz para kazanma sitemize

http://bux.to/?r=akpinarhalil


adresine tıklıyoruz.Çıkan sayfada altta join now... diyiyoruz ve gerekli kısımları doldurup üye olunuz.
Bux.to Kullanımı



Üyelik işlemleriniz Tamamladiktan Sonra Burdan adresinden ;
-" Login " Butonuna Basarak Sisteme Giriş Yapınız.
-" Surf Ads " Butonuna Tıklayarak Size Ait O Günkü Reklam Linklerini Görececeksiniz. Bu linklere Sırayla Tek Tek Tıklayarak Çıkan Reklam Penceresindeki Üst Köşedeki 30 sn lik Geri Sayımı Beklemeniz ve Onay İsaretini Görmeniz Size Tıklama Başına 0.01 $ Kazandıracaktır.
-" My Stats " Butonuna Tıklayarak Toplam Kazancınızı Öğrenebileceksiniz. Yine Bu Bölümde Üstte Size Ait Olan Burdan Linkini Arkadaşlarınıza Gönderip Onlarıda Üye Ederseniz Onların Her Tıklamaları ile Yine 0.01 $ ( %100 Kazanç ) Para Kazanabileceksiniz!
Yani Anlaşılacağı gibi Sistemden İyi Bir Kazanç Sağlamak İçin Sisteme Yeni Üyeler Katmanız Gerekmektedir!

Örnegin;
Günlük 10 Reklama Tıklarsanız Tıklama Başına 0.01$ dan Günlük 0.1 $ Kazanacaksınız!

10 tane Eklediğiniz Arkadaşınız Olsa 100 Tıklama ve Bu da Size Günlük 1 $ Kazandıracak Bu da Size Ayda 33 $ Para Kazandıracak!

Eğer 100 Kişi Eklerseniz Bu Size Ayda 303$ Kazandıracak!

Kısacası Ne Kadar Çok Kişiyi Eklerseniz O Kadar Çok Para Kazanacaksınız!
Sistem Bu Kadar Basit!

Ne Zaman Hesabınızda 10$ veya Üstünde Para Birikirse Bu Parayı Paypal.com Hesabınıza Transfer Edebilirsiniz!

Kazandığınız Parayla net üzerinden alışveriş yapabilirsiniz...oyunlardan premium alablirsnizi...Veya online alışveriş sitelerinden istediğinizi alabilirsiniz...Hepsi bu kadar...İyi kazançlar

NOT: Sistem Denenmiş Olup % 100 Çalışmaktadır!

reklam izle kazan

SPONSOR REKLAMLAR