YÖK'de rektörlük mülakatları başladı
Ağustos ayında 21 üniversite rektörünün görev süresi doluyor. 21 üniversitede geçen hafta yapılan rektörlük seçimlerinde en yüksek oyu alan adaylar YÖK’de mülakata girmeye başladı. Bugün, Akdeniz, Ankara ve Atatürk üniversiteleri rektör adayları YÖK’de mülakata girdi.
Bugün başlayan rektörlük mülakatlarına Akdeniz Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi rektör adayları mülakata katıldı. 18 profesör mülakata girerken YÖK, bu adaylar arasından 3 ismi seçerek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderecek. Cumhurbaşkanı Gül ise 3 aday arasından birini rektör atayacak.
BUGÜN, 18 PROFESÖR MÜLAKATA GİRDİ
Bugün yapılan ve saat 09.00’da başlayan mülakata Akdeniz Üniversitesi rektör adayları; mevcut Rektör ve ÜAK Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın (293), Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe (207), Prof. Dr. Mehmet Baykara (83), Prof. Dr. Oğuz Bircan (41), Prof. Dr. Aziz Kemal Emek (11) ve Prof. Dr. Mahmut Duran (8), katıldı. Mülakata Ankara Üniversitesi’nden ise Prof. Dr. Cemal Taluğ (372), Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu (336), Prof. Dr. Erkan İbiş (329), Prof. Dr.Necati Örmeci (266), Prof. Dr. Taner Demirer (171) ve Prof. Dr. Nezih Erverdi (74) YÖK’de mülakata girdi. Atatürk Üniversitesi rektör adaylarından ise Prof. Dr. Hikmet Koçak (214), Prof. Dr. Muammer Yaylalı (190), Prof. Dr. Enver Altaş (123), Prof. Dr. Ümit Demir (103), Prof. Dr. Turgut Göğebakan (97), ve Prof. Dr. Sebahattin Tüzemen (93) mülakata girdi. Rektör adayları, aday oldukları üniversitelerle ilgili sorunları çözüm önerileri ve projeleri ile ilgili sunum yaptı.
YÖK, 126 REKTÖR ADAYINI DİNLEYECEK
YÖK, mülakatlar kapsamında yarın Boğaziçi, Cumhuriyet, Dicle Üniversitesi rektör adaylarını, 2 Temmuz’da Ege, Erciyes Üniversiteleri rektör adaylarını, 3 Temmuz’da Fırat, Gazi, Gaziantep ve İnönü rektör adaylarını, 8 Temmuz da İstanbul Teknik, Karadeniz Teknik ve 19 Mayıs üniversiteleri rektör adaylarını, 9 Temmuz’da ise ODTÜ, Trakya, Uludağ ve Yıldız Teknik Üniversite adaylarını dinleyecek. Bu çerçevede toplam 21 üniversiteden 126 rektör aday adayını dinleyecek olan YÖK, Temmuz ayı sonunda bu isimleri Cumhurbaşkanı’na göndermeyi planlıyor.
ÜAK BAŞKANI AKAYDIN: “YÖK İÇTENLİKLE DİNLEDİ"
Akdeniz Üniversitesi’nde seçimlere katılan ve en yüksek oyu alan mevcut Rektör ve Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, ANKA’ya yaptığı açıklamada, mülakatların çok olumlu geçtiğini söyledi. Akaydın, YÖK’ün rektör adaylarını içtenlikle dinlediğini kaydederek, “Çok olumlu bir mülakattı. Mülakatla ilgili her şey çok güzel geçti" dedi.
26 Haziran 2008 Perşembe
Vekiller Terim'e kazık attı
Milli Takım teknik direktörü Fatih Terim’in, milletvekilleri hakkında sarfettiği sözlerin karşılığı vergi cezası oldu. Terim, mayıs ayı sonunda katıldığı bir televizyon programında 135 bin 595 YTL’lik maaşının Meclis’te tartışma konusu olmasını ‘Bazılarını tenzih ediyorum ama, milletvekillerinden 550 tane var benden 1 tane’ sözleriyle değerlendirirken karşılık gecikmedi.
Sözleri tepki toplamıştı
Vergi kanundaki değişiklik sırasında son dakika teklifi Terim’e de yarayacak vergi avantajını bir anda ortadan kaldırdı. Terim televizyon programında ‘Konuyu meclis kürsüsünde söyleyenler var. Devletten maaş almıyorum ama onlar alıyor. Ankara’da milletvekili evim yok. Kendi aldığım evim var. Maaşımın gündeme gelmesi abesle iştigaldir’ demişti.
Bu sözler milletvekillerinin tepkisiyle karşılaşmıştı. İşte mayıs ayı sonundaki bu sözlerden yaklaşık iki hafta sonra Meclis gündemine sporcular, antrenörler ve teknik direktörlerin gelir vergisini 2017’ye kadar düşüren kanun teklifi geldi. Teklifte 1 Temmuz 2008’den itibaren sporcular ile teknik direktörler ve antrenörlere yapılacak ücret ve ücret sayılan prim gibi ödemelerden, oynadığı lige göre yüzde 5-15 arasında gelir vergisi alınması öngörülüyordu. Bu kanun yasalaştı ancak Fatih Terim farkıyla. Çünkü 5 Haziran’daki görüşmeler sırasında son dakikada 5 milletvekilinin verdiği önergeyle antrenörler ve teknik direktörlerin gelir vergisi kesintisinin eskisi gibi yüzde 35’le devam etmesi kararı alındı.
Primden kaybetti
Kanun teklifinden antrenörler ve teknik direktörlerin çıkarılmasıyla Fatih Terim’in yıllık 1 milyon 627 bin YTL’lik geliri üzerinden ödenecek gelir vergisi yüzde 15’e karşılık gelen 244 bin 71 YTL yerine, 569 bin 499 YTL olacak. Yani Terim’e sarfettiği sözler 325 bin 428 YTL daha fazla vergi ödemesine mal olacak. 2009’dan itibaren yıllık zararı bu kadar olacak Fatih Terim, 1 Temmuz 2008’den itibaren kanun uygulanacağı için sadece 2008 zararı 162 bin YTL’yi bulacak. Terim böylece çeyrek finale kalındığı için verileceği açıklanan 300 bin YTL’lik prim üzerinden de 45 bin yerine 105 bin YTL vergi ödeyecek.
11.863 teknik direktörü yaktı
Fatih Terim’in sarfettiği sözler, Türkiye genelinde profesyonel olarak çalışan toplam 11 bin 863 teknik direktör ve antrenörün de daha düşük gelir vergisi kapsamına alınmasını engellemiş oldu. Halen Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği üyesi 949 teknik direktör, 3 bin 408 A lisanslı, 7 bin 168 de B lisanslı antrenör ile 338 kaleci antrenörü bulunuyor. Dernek yetkilileri düzenlemeyi bildiklerini, herhangi bir girişimde bulunmayı düşünmediklerini söyledi.
Terim'in "Benden bir tane onlardan 550 tane var!" sözlerinin intikamı ağır oldu. Vekiller son anda öyle bir değişiklik yaptı ki...
Terim’in ‘Milletvekillerinden 550 tane benden 1 tane var’ sözünün rövanşı ağır oldu. Sporcuların Gelir Vergisi’ni 20 puan düşüren düzenleme son dakikada beş vekilin önergesiyle değişti. Teknik direktörler kanundan çıkarıldı. Fatih Terim bu yüzden yılda 325 bin YTL fazla vergi ödeyecek
Milli Takım teknik direktörü Fatih Terim’in, milletvekilleri hakkında sarfettiği sözlerin karşılığı vergi cezası oldu. Terim, mayıs ayı sonunda katıldığı bir televizyon programında 135 bin 595 YTL’lik maaşının Meclis’te tartışma konusu olmasını ‘Bazılarını tenzih ediyorum ama, milletvekillerinden 550 tane var benden 1 tane’ sözleriyle değerlendirirken karşılık gecikmedi.
Sözleri tepki toplamıştı
Vergi kanundaki değişiklik sırasında son dakika teklifi Terim’e de yarayacak vergi avantajını bir anda ortadan kaldırdı. Terim televizyon programında ‘Konuyu meclis kürsüsünde söyleyenler var. Devletten maaş almıyorum ama onlar alıyor. Ankara’da milletvekili evim yok. Kendi aldığım evim var. Maaşımın gündeme gelmesi abesle iştigaldir’ demişti.
Bu sözler milletvekillerinin tepkisiyle karşılaşmıştı. İşte mayıs ayı sonundaki bu sözlerden yaklaşık iki hafta sonra Meclis gündemine sporcular, antrenörler ve teknik direktörlerin gelir vergisini 2017’ye kadar düşüren kanun teklifi geldi. Teklifte 1 Temmuz 2008’den itibaren sporcular ile teknik direktörler ve antrenörlere yapılacak ücret ve ücret sayılan prim gibi ödemelerden, oynadığı lige göre yüzde 5-15 arasında gelir vergisi alınması öngörülüyordu. Bu kanun yasalaştı ancak Fatih Terim farkıyla. Çünkü 5 Haziran’daki görüşmeler sırasında son dakikada 5 milletvekilinin verdiği önergeyle antrenörler ve teknik direktörlerin gelir vergisi kesintisinin eskisi gibi yüzde 35’le devam etmesi kararı alındı.
Primden kaybetti
Kanun teklifinden antrenörler ve teknik direktörlerin çıkarılmasıyla Fatih Terim’in yıllık 1 milyon 627 bin YTL’lik geliri üzerinden ödenecek gelir vergisi yüzde 15’e karşılık gelen 244 bin 71 YTL yerine, 569 bin 499 YTL olacak. Yani Terim’e sarfettiği sözler 325 bin 428 YTL daha fazla vergi ödemesine mal olacak. 2009’dan itibaren yıllık zararı bu kadar olacak Fatih Terim, 1 Temmuz 2008’den itibaren kanun uygulanacağı için sadece 2008 zararı 162 bin YTL’yi bulacak. Terim böylece çeyrek finale kalındığı için verileceği açıklanan 300 bin YTL’lik prim üzerinden de 45 bin yerine 105 bin YTL vergi ödeyecek.
11.863 teknik direktörü yaktı
Fatih Terim’in sarfettiği sözler, Türkiye genelinde profesyonel olarak çalışan toplam 11 bin 863 teknik direktör ve antrenörün de daha düşük gelir vergisi kapsamına alınmasını engellemiş oldu. Halen Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği üyesi 949 teknik direktör, 3 bin 408 A lisanslı, 7 bin 168 de B lisanslı antrenör ile 338 kaleci antrenörü bulunuyor. Dernek yetkilileri düzenlemeyi bildiklerini, herhangi bir girişimde bulunmayı düşünmediklerini söyledi.
Sözleri tepki toplamıştı
Vergi kanundaki değişiklik sırasında son dakika teklifi Terim’e de yarayacak vergi avantajını bir anda ortadan kaldırdı. Terim televizyon programında ‘Konuyu meclis kürsüsünde söyleyenler var. Devletten maaş almıyorum ama onlar alıyor. Ankara’da milletvekili evim yok. Kendi aldığım evim var. Maaşımın gündeme gelmesi abesle iştigaldir’ demişti.
Bu sözler milletvekillerinin tepkisiyle karşılaşmıştı. İşte mayıs ayı sonundaki bu sözlerden yaklaşık iki hafta sonra Meclis gündemine sporcular, antrenörler ve teknik direktörlerin gelir vergisini 2017’ye kadar düşüren kanun teklifi geldi. Teklifte 1 Temmuz 2008’den itibaren sporcular ile teknik direktörler ve antrenörlere yapılacak ücret ve ücret sayılan prim gibi ödemelerden, oynadığı lige göre yüzde 5-15 arasında gelir vergisi alınması öngörülüyordu. Bu kanun yasalaştı ancak Fatih Terim farkıyla. Çünkü 5 Haziran’daki görüşmeler sırasında son dakikada 5 milletvekilinin verdiği önergeyle antrenörler ve teknik direktörlerin gelir vergisi kesintisinin eskisi gibi yüzde 35’le devam etmesi kararı alındı.
Primden kaybetti
Kanun teklifinden antrenörler ve teknik direktörlerin çıkarılmasıyla Fatih Terim’in yıllık 1 milyon 627 bin YTL’lik geliri üzerinden ödenecek gelir vergisi yüzde 15’e karşılık gelen 244 bin 71 YTL yerine, 569 bin 499 YTL olacak. Yani Terim’e sarfettiği sözler 325 bin 428 YTL daha fazla vergi ödemesine mal olacak. 2009’dan itibaren yıllık zararı bu kadar olacak Fatih Terim, 1 Temmuz 2008’den itibaren kanun uygulanacağı için sadece 2008 zararı 162 bin YTL’yi bulacak. Terim böylece çeyrek finale kalındığı için verileceği açıklanan 300 bin YTL’lik prim üzerinden de 45 bin yerine 105 bin YTL vergi ödeyecek.
11.863 teknik direktörü yaktı
Fatih Terim’in sarfettiği sözler, Türkiye genelinde profesyonel olarak çalışan toplam 11 bin 863 teknik direktör ve antrenörün de daha düşük gelir vergisi kapsamına alınmasını engellemiş oldu. Halen Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği üyesi 949 teknik direktör, 3 bin 408 A lisanslı, 7 bin 168 de B lisanslı antrenör ile 338 kaleci antrenörü bulunuyor. Dernek yetkilileri düzenlemeyi bildiklerini, herhangi bir girişimde bulunmayı düşünmediklerini söyledi.
Terim'in "Benden bir tane onlardan 550 tane var!" sözlerinin intikamı ağır oldu. Vekiller son anda öyle bir değişiklik yaptı ki...
Terim’in ‘Milletvekillerinden 550 tane benden 1 tane var’ sözünün rövanşı ağır oldu. Sporcuların Gelir Vergisi’ni 20 puan düşüren düzenleme son dakikada beş vekilin önergesiyle değişti. Teknik direktörler kanundan çıkarıldı. Fatih Terim bu yüzden yılda 325 bin YTL fazla vergi ödeyecek
Milli Takım teknik direktörü Fatih Terim’in, milletvekilleri hakkında sarfettiği sözlerin karşılığı vergi cezası oldu. Terim, mayıs ayı sonunda katıldığı bir televizyon programında 135 bin 595 YTL’lik maaşının Meclis’te tartışma konusu olmasını ‘Bazılarını tenzih ediyorum ama, milletvekillerinden 550 tane var benden 1 tane’ sözleriyle değerlendirirken karşılık gecikmedi.
Sözleri tepki toplamıştı
Vergi kanundaki değişiklik sırasında son dakika teklifi Terim’e de yarayacak vergi avantajını bir anda ortadan kaldırdı. Terim televizyon programında ‘Konuyu meclis kürsüsünde söyleyenler var. Devletten maaş almıyorum ama onlar alıyor. Ankara’da milletvekili evim yok. Kendi aldığım evim var. Maaşımın gündeme gelmesi abesle iştigaldir’ demişti.
Bu sözler milletvekillerinin tepkisiyle karşılaşmıştı. İşte mayıs ayı sonundaki bu sözlerden yaklaşık iki hafta sonra Meclis gündemine sporcular, antrenörler ve teknik direktörlerin gelir vergisini 2017’ye kadar düşüren kanun teklifi geldi. Teklifte 1 Temmuz 2008’den itibaren sporcular ile teknik direktörler ve antrenörlere yapılacak ücret ve ücret sayılan prim gibi ödemelerden, oynadığı lige göre yüzde 5-15 arasında gelir vergisi alınması öngörülüyordu. Bu kanun yasalaştı ancak Fatih Terim farkıyla. Çünkü 5 Haziran’daki görüşmeler sırasında son dakikada 5 milletvekilinin verdiği önergeyle antrenörler ve teknik direktörlerin gelir vergisi kesintisinin eskisi gibi yüzde 35’le devam etmesi kararı alındı.
Primden kaybetti
Kanun teklifinden antrenörler ve teknik direktörlerin çıkarılmasıyla Fatih Terim’in yıllık 1 milyon 627 bin YTL’lik geliri üzerinden ödenecek gelir vergisi yüzde 15’e karşılık gelen 244 bin 71 YTL yerine, 569 bin 499 YTL olacak. Yani Terim’e sarfettiği sözler 325 bin 428 YTL daha fazla vergi ödemesine mal olacak. 2009’dan itibaren yıllık zararı bu kadar olacak Fatih Terim, 1 Temmuz 2008’den itibaren kanun uygulanacağı için sadece 2008 zararı 162 bin YTL’yi bulacak. Terim böylece çeyrek finale kalındığı için verileceği açıklanan 300 bin YTL’lik prim üzerinden de 45 bin yerine 105 bin YTL vergi ödeyecek.
11.863 teknik direktörü yaktı
Fatih Terim’in sarfettiği sözler, Türkiye genelinde profesyonel olarak çalışan toplam 11 bin 863 teknik direktör ve antrenörün de daha düşük gelir vergisi kapsamına alınmasını engellemiş oldu. Halen Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği üyesi 949 teknik direktör, 3 bin 408 A lisanslı, 7 bin 168 de B lisanslı antrenör ile 338 kaleci antrenörü bulunuyor. Dernek yetkilileri düzenlemeyi bildiklerini, herhangi bir girişimde bulunmayı düşünmediklerini söyledi.
Orgeneral Başbuğ: Başbakan Erdoğan ile sadece terörü konuştuk
Orgeneral Başbuğ: Başbakan Erdoğan ile sadece terörü konuştuk
ANKARA (ANKA)
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Başbakan Erdoğan ile dün Başbakanlık Merkez konutunda gerçekleşen görüşmesinde ordunun bazı konularda talepte bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Başbuğ, görüşmenin Başbakan Erdoğan’ın talebi üzerine gerçekleştiğini söyleyerek “Bu görüşmenin yapılmasına ilişkin benden ya da bizden herhangi bir istek gelmemiştir" dedi.
Orgeneral Başbuğ, Malıköy İstasyonu Müzesi’nin açılışında gazetecilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin sorularını yanıtladı. Başbuğ görüşmede terör örgütüne yönelik alınacak tedbirlerin konuşulduğunu belirterek görüşmenin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın bilgisi ve müsaadesi dahilinde gerçekleştiğini söyledi. Orgeneral Başbuğ şöyle konuştu:
“Yapmış olduğumuz görüşmede değinilen konular Başbakanlığın sizlere yapmış olduğu basın açıklamasında açıkça yer almaktadır. Benim bunlara ilave edeceğim bir şey yok. Sadece şunu söyleyebilirim, görüşmemizin ana konusunu önümüzdeki dönemde terörle mücadele kapsamında gerçekleşebilecek durumlar ve buna karşı alınacak tedbirlerdi. Son cümle olarak şunu ifade etmek istiyorum basın bir kamu görevi yapıyor. Biz de buna sonsuz saygılıyız. Ancak şunu da ifade etmekte yarar görüyorum, bazen medyamız kendilerine iletilen bir bilgiyi kontrol etmeden bunu haber olarak yayınlıyor. Bunlar devam ederse zor bir durum yaşayabiliriz. Bizim bu konuda istirhamımız basına bazı kaynaklardan bilgiler gelebilir. Bunların araştırılıp sağlaması yapıldıktan sonra haber yapılmasıdır. Bu bizim faaliyetlerimizi de kolaylaştırır."
ANKARA (ANKA)
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Başbakan Erdoğan ile dün Başbakanlık Merkez konutunda gerçekleşen görüşmesinde ordunun bazı konularda talepte bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Başbuğ, görüşmenin Başbakan Erdoğan’ın talebi üzerine gerçekleştiğini söyleyerek “Bu görüşmenin yapılmasına ilişkin benden ya da bizden herhangi bir istek gelmemiştir" dedi.
Orgeneral Başbuğ, Malıköy İstasyonu Müzesi’nin açılışında gazetecilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin sorularını yanıtladı. Başbuğ görüşmede terör örgütüne yönelik alınacak tedbirlerin konuşulduğunu belirterek görüşmenin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın bilgisi ve müsaadesi dahilinde gerçekleştiğini söyledi. Orgeneral Başbuğ şöyle konuştu:
“Yapmış olduğumuz görüşmede değinilen konular Başbakanlığın sizlere yapmış olduğu basın açıklamasında açıkça yer almaktadır. Benim bunlara ilave edeceğim bir şey yok. Sadece şunu söyleyebilirim, görüşmemizin ana konusunu önümüzdeki dönemde terörle mücadele kapsamında gerçekleşebilecek durumlar ve buna karşı alınacak tedbirlerdi. Son cümle olarak şunu ifade etmek istiyorum basın bir kamu görevi yapıyor. Biz de buna sonsuz saygılıyız. Ancak şunu da ifade etmekte yarar görüyorum, bazen medyamız kendilerine iletilen bir bilgiyi kontrol etmeden bunu haber olarak yayınlıyor. Bunlar devam ederse zor bir durum yaşayabiliriz. Bizim bu konuda istirhamımız basına bazı kaynaklardan bilgiler gelebilir. Bunların araştırılıp sağlaması yapıldıktan sonra haber yapılmasıdır. Bu bizim faaliyetlerimizi de kolaylaştırır."
Bu kez milli heyecan Genel Kurul'u kapattı
Bu kez milli heyecan Genel Kurul'u kapattı
ANKARA (ANKA)
A Milli Takımı’nın bu akşam Almanya ile yarı final oynayacak olması Meclis çalışmalarına da damgasını vurdu. Gün boyu Meclis kulisinde milli maç konuşulurken, Saat 20:00’ye kadar çalışması planlanan Genel Kurul da 1 saat önce kapandı.
A Milli Takımı’nın bu akşam Almanya ile yarı final oynayacak olması Meclis çalışmalarına da damgasını vurdu. Gün boyu Meclis kulisinde milli maç konuşulurken, saat 20:00’ye kadar çalışması planlanan Genel Kurul da 1 saat önce kapandı.
A Milli Takımı’nın 21.45’de İsviçre’de Almanya ile oynayacağı yarı final maçı, gün boyu Meclis’in de gündemini oluşturdu. Meclis kulisinde milletvekilleri maç üzerine tahminde bulunurken, Meclis Genel Kurulu da, maç nedeniyle erken kapandı. AKP Grup Başkanvekili Nihat Ergün ve 16 milletvekilinin, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi Meclis Genel Kurulu’nda ele alınırken, teklifin 3’ncü maddesi üzerine görüşmelerin sürdüğü sırada oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Nevzat Pakdil 5 dakika ara verdi. Verilen aranın ardından komisyon ve hükümetin yerinde bulunmaması nedeniyle, Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’de şube açmasını öngören tasarının görüşmelerine geçildi. Bu tasarı da komisyon ve hükümetin yerinde olmaması nedeniyle Pakdil yarın saat 13.00’de toplanmak üzere birleşimi kapattı. Pakdil A Milli Takımı’nın oynayacağı yarı final maçını hatırlatarak “Finale kalacağımız ümidini taşıyorum. Milli Takıma başarılar diliyorumö dedi. Genel Kurul’un alınan karar gereği bugün 20.00’ye kadar çalışması gerekiyordu.
ANKARA (ANKA)
A Milli Takımı’nın bu akşam Almanya ile yarı final oynayacak olması Meclis çalışmalarına da damgasını vurdu. Gün boyu Meclis kulisinde milli maç konuşulurken, Saat 20:00’ye kadar çalışması planlanan Genel Kurul da 1 saat önce kapandı.
A Milli Takımı’nın bu akşam Almanya ile yarı final oynayacak olması Meclis çalışmalarına da damgasını vurdu. Gün boyu Meclis kulisinde milli maç konuşulurken, saat 20:00’ye kadar çalışması planlanan Genel Kurul da 1 saat önce kapandı.
A Milli Takımı’nın 21.45’de İsviçre’de Almanya ile oynayacağı yarı final maçı, gün boyu Meclis’in de gündemini oluşturdu. Meclis kulisinde milletvekilleri maç üzerine tahminde bulunurken, Meclis Genel Kurulu da, maç nedeniyle erken kapandı. AKP Grup Başkanvekili Nihat Ergün ve 16 milletvekilinin, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi Meclis Genel Kurulu’nda ele alınırken, teklifin 3’ncü maddesi üzerine görüşmelerin sürdüğü sırada oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Nevzat Pakdil 5 dakika ara verdi. Verilen aranın ardından komisyon ve hükümetin yerinde bulunmaması nedeniyle, Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’de şube açmasını öngören tasarının görüşmelerine geçildi. Bu tasarı da komisyon ve hükümetin yerinde olmaması nedeniyle Pakdil yarın saat 13.00’de toplanmak üzere birleşimi kapattı. Pakdil A Milli Takımı’nın oynayacağı yarı final maçını hatırlatarak “Finale kalacağımız ümidini taşıyorum. Milli Takıma başarılar diliyorumö dedi. Genel Kurul’un alınan karar gereği bugün 20.00’ye kadar çalışması gerekiyordu.
Etiketler:
Bu kez milli heyecan Genel Kurul'u kapattı
DEMİREL İYİCE ZIRVALADI!
DEMİREL İYİCE ZIRVALADI!
Demirel: Cumhuriyeti sokakta bulmadık
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel milyonlarca insanın cumhuriyeti savunduğunu belirterek “Bu cumhuriyeti sokakta bulmadık ve kimseye bırakacak değiliz" dedi.
ABD’deki Johns Hopkins Ünivesitesine bağlı Orta Asya Kafkasya Enstitütüsü’nün İpek yolu programının üç araştırmacısının sorularını yanıtlayan Demirel, Atatürk’ün din ve devleti birbirinden ayırarak İslam dünyasında bir ilki gerçekleştirdiğini kaydetti.
Türkiye’de dinin baskı altında olmadığını belirten Demirel, kendisini de iyi bir Müslüman olarak tanımladığını kaydederek “iktidardaki güçlerin herkesi kendileri gibi davranmaya ve ibadet etmeye zorlamak istediklerini" söyledi.
“SORUNU ARINÇ BAŞLATTI"
Süleyman Demirel, sorunun 2006 yılında Bülent Arınç’ın laikliğin yeniden tanımlanması gerektiğini söylemesi ile başladığını belirterek bu durumun dini politikaya soktuğunu söyledi. Demirel şöyle devam etti:
"Dinin politikaya sokulması gerçekleştiği zaman her şey değişir; çünkü, politikada eğer dinin rolünü sınırlandırmaya çalışırsanız ’din düşmanı’ ve ’İslam dışı’ olarak tanımlanırsınız ve o zaman tabii ki kaybedersiniz. Bu durumda iki seçenek var. En kolayı, ancak en kötü seçenek, her partinin kendi çıkarları için dini kullanması. Ancak bu ikisini de yok eder, politikayı ve aynı zamanda dini de. Diğer seçenek laiklik."
"İSLAM’DA DİN VE DEVLET SİYAM İKİZİ GİBİ"
Demirel, İslam dünyasında din ve devletin siyam ikizleri gibi olduğunu, bu bölgede onları ayırmayı ancak Türkiye’nin başardığını söyledi.
Necmettin Erbakan dini politik çıkarlar için kullanmaya başladığı zaman insanlara “Cennet için bilet satanlara inanmayın" dediğini anlatan Demirel, kendisinin Erbakan’ı kontrol etmeye başardığını da ifade etti.
“CUMHURİYET İNSANLARIN KIYAFETİNE KARIŞABİLİR"
Eski Cumhurbaşkanı Demirel, söyleşide, Türkiye Cumhuriyeti Devrimi’nin hedefinin bir ulus yaratmak ve Türkiye’yi modernleştirmek olduğunu belirterek “O zaman halk vardı ama millet yoktu. Esasen devrim bununla ilgili idi. Bir ulus yaratmak, Türkiye’yi modernleştirmek. Geçmiş ve geri kalmışlıkla bağları kopartmak.ö dedi. Demirel şöyle devam etti:
“Bu durumda kıyafet kanunu ile ilgili yasalar ortaya çıktı. İnsanlar, devrim ve demokrasi arasında çatışma olduğunu söylüyorlar. Bence yok. Türban konusunu ele alalım. Yedi bin kişinin hatIrı için ülkeyi kaosa sürükleyeceksin. Cumhuriyet, insanların kıyafetine karışabilir mi? Evet, çünkü Cumhuriyet, modernlikle ilgili. Anayasamıza bakın, 174. maddesine bakın. 1924’ten 1960 ve 1980’e kadar sahip olduğumuz her anayasada birçok değişiklik yapıldı ancak bir madde hep kaldı: Devrim Kanunları’nın korunması“
“TÜRKİYE’DE DEVRİM GERİYE DOĞRU İTİLİYOR"
Birçok devrim kanununun bulunduğunu ifade eden Demirel, bunlardan bir kısmının eğitim ile ilgili olduğunu belirterek “Eğer dini eğitim almak istiyorsanız Suudi Arabistan’a gidebilirsenizö şeklinde konuştu.
Eğer modern ve batılı olmak isteniyorsa giyim şeklinin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Demirel, önümüzdeki dönemde ne olacağının sorulması üzerine, “Türkiye’de devrim, geriye doğru itiliyor. Geçmiş geri geliyor ve ona meydan okuyorö ifadesini kullandı.
Süleyman Demirel, “Ancak akıl galip çıkacaktır.ö dedikten sonra şöyle konuştu:
“Sadece bir savcı veya bir yargıç bu meydan okumaya karşı çıkmıyor, onlar tek başlarına değiller, arkalarında da silah yok. Cumhuriyet kuşakları onların arkasında ve kanun ve adaletin hakim olmasını sağlayacaklar. Şüphesiz ki bu cumhuriyeti savunacak milyonlar var. Onları geçen sene cumhuriyet mitinglerinde gördük. Bu cumhuriyeti sokakta bulmadık ve kimseye de bırakacak değiliz" şeklinde konuştu.
Demirel: Cumhuriyeti sokakta bulmadık
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel milyonlarca insanın cumhuriyeti savunduğunu belirterek “Bu cumhuriyeti sokakta bulmadık ve kimseye bırakacak değiliz" dedi.
ABD’deki Johns Hopkins Ünivesitesine bağlı Orta Asya Kafkasya Enstitütüsü’nün İpek yolu programının üç araştırmacısının sorularını yanıtlayan Demirel, Atatürk’ün din ve devleti birbirinden ayırarak İslam dünyasında bir ilki gerçekleştirdiğini kaydetti.
Türkiye’de dinin baskı altında olmadığını belirten Demirel, kendisini de iyi bir Müslüman olarak tanımladığını kaydederek “iktidardaki güçlerin herkesi kendileri gibi davranmaya ve ibadet etmeye zorlamak istediklerini" söyledi.
“SORUNU ARINÇ BAŞLATTI"
Süleyman Demirel, sorunun 2006 yılında Bülent Arınç’ın laikliğin yeniden tanımlanması gerektiğini söylemesi ile başladığını belirterek bu durumun dini politikaya soktuğunu söyledi. Demirel şöyle devam etti:
"Dinin politikaya sokulması gerçekleştiği zaman her şey değişir; çünkü, politikada eğer dinin rolünü sınırlandırmaya çalışırsanız ’din düşmanı’ ve ’İslam dışı’ olarak tanımlanırsınız ve o zaman tabii ki kaybedersiniz. Bu durumda iki seçenek var. En kolayı, ancak en kötü seçenek, her partinin kendi çıkarları için dini kullanması. Ancak bu ikisini de yok eder, politikayı ve aynı zamanda dini de. Diğer seçenek laiklik."
"İSLAM’DA DİN VE DEVLET SİYAM İKİZİ GİBİ"
Demirel, İslam dünyasında din ve devletin siyam ikizleri gibi olduğunu, bu bölgede onları ayırmayı ancak Türkiye’nin başardığını söyledi.
Necmettin Erbakan dini politik çıkarlar için kullanmaya başladığı zaman insanlara “Cennet için bilet satanlara inanmayın" dediğini anlatan Demirel, kendisinin Erbakan’ı kontrol etmeye başardığını da ifade etti.
“CUMHURİYET İNSANLARIN KIYAFETİNE KARIŞABİLİR"
Eski Cumhurbaşkanı Demirel, söyleşide, Türkiye Cumhuriyeti Devrimi’nin hedefinin bir ulus yaratmak ve Türkiye’yi modernleştirmek olduğunu belirterek “O zaman halk vardı ama millet yoktu. Esasen devrim bununla ilgili idi. Bir ulus yaratmak, Türkiye’yi modernleştirmek. Geçmiş ve geri kalmışlıkla bağları kopartmak.ö dedi. Demirel şöyle devam etti:
“Bu durumda kıyafet kanunu ile ilgili yasalar ortaya çıktı. İnsanlar, devrim ve demokrasi arasında çatışma olduğunu söylüyorlar. Bence yok. Türban konusunu ele alalım. Yedi bin kişinin hatIrı için ülkeyi kaosa sürükleyeceksin. Cumhuriyet, insanların kıyafetine karışabilir mi? Evet, çünkü Cumhuriyet, modernlikle ilgili. Anayasamıza bakın, 174. maddesine bakın. 1924’ten 1960 ve 1980’e kadar sahip olduğumuz her anayasada birçok değişiklik yapıldı ancak bir madde hep kaldı: Devrim Kanunları’nın korunması“
“TÜRKİYE’DE DEVRİM GERİYE DOĞRU İTİLİYOR"
Birçok devrim kanununun bulunduğunu ifade eden Demirel, bunlardan bir kısmının eğitim ile ilgili olduğunu belirterek “Eğer dini eğitim almak istiyorsanız Suudi Arabistan’a gidebilirsenizö şeklinde konuştu.
Eğer modern ve batılı olmak isteniyorsa giyim şeklinin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Demirel, önümüzdeki dönemde ne olacağının sorulması üzerine, “Türkiye’de devrim, geriye doğru itiliyor. Geçmiş geri geliyor ve ona meydan okuyorö ifadesini kullandı.
Süleyman Demirel, “Ancak akıl galip çıkacaktır.ö dedikten sonra şöyle konuştu:
“Sadece bir savcı veya bir yargıç bu meydan okumaya karşı çıkmıyor, onlar tek başlarına değiller, arkalarında da silah yok. Cumhuriyet kuşakları onların arkasında ve kanun ve adaletin hakim olmasını sağlayacaklar. Şüphesiz ki bu cumhuriyeti savunacak milyonlar var. Onları geçen sene cumhuriyet mitinglerinde gördük. Bu cumhuriyeti sokakta bulmadık ve kimseye de bırakacak değiliz" şeklinde konuştu.
CHP NİN BAŞÖRTÜSÜ DÜŞMANLIĞI TÜM HIZLA DEVAM EDİYOR CHP başörtüsü düşmanı özgürlük düşmanı
CHP NİN BAŞÖRTÜSÜ DÜŞMANLIĞI TÜM HIZLA DEVAM EDİYOR CHP başörtüsü düşmanı özgürlük düşmanı
RTÜK'te türbanlı stajer krizi
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda yaklaşık 10 gün önce staja başlayan türbanlı stajyer tartışmalara neden oldu. Salı günü toplanan RTÜK Genel Kurulu’nun gündemine de gelen türbanlı stajyerden RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın haberdar olmadığı ve gereğini yapacağını söylediği öğrenildi. CHP’li üyeler Şaban Sevinç ve Mehmet Dadak ise, kamuda türbanın yasak olduğunu belirterek bu duruma izin vermeyeceklerini kaydettiler.
RTÜK’teki türbanlı stajyer tartışmaları da beraberinde getirdi. Yaklaşık 10 gün önce staja başladığı ve üniversite öğrencisi olduğu öğrenilen stajyerin kurumda türban takması CHP’li üyelerin tepkisine neden oldu. Türbanlı stajyere ilişkin ANKA’ya değerlendirmede bulunan RTÜK üyeleri Şaban Sevinç ve Mehmet Dadak, bu duruma kesinlikle izin vermeyeceklerini bildirdiler.
KURULUN GÜNDEMİNE GETİRDİM, BAŞKAN GEREĞİNİ YAPACAK
RTÜK’ün CHP’li üyesi Şaban Sevinç, konuyu Salı günü düzenlenen RTÜK Genel Kurulu’nun gündemine getirdiğini belirterek, “Kurulda bunun yanlış olduğunu, buna izin verilemeyeceğini, kamuda türbanın yasak olduğunu söyledimö dedi. Bu durumun yasalara aykırı olduğunu ifade eden Sevinç, RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın ise, durumdan kendisinin de haberdar olmadığını söylediğini bildirdi. Sevinç şunları söyledi:
“Başkan bana ‘Benim de haberim yok. Ben staj yapanları onaylıyorum; ama onaylarken türbanlı mı türbansız mı bilmiyorum. Gereğini yapacağım’ dedi. Ben de başkanın gereğini yapmasını bekliyorum."
“KAMUDA TÜRBAN OLMAZ"
Diğer bir CHP’li üye olan Mehmet Dadak ise, kamuda türbanın yasak olduğunu anımsatarak, “Kesinlikle müsaade etmeyiz" dedi. Dadak, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararının, gerek Danıştay’ın, gerek Yargıtay’ın, gerekse Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararların kamu kurumlarında türban takılamayacağı yönünde olduğunu söyleyerek “Durum böyleyken RTÜK’te bizim istisna uygulamamız mümkün değildir" diye konuştu.
RTÜK'te türbanlı stajer krizi
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda yaklaşık 10 gün önce staja başlayan türbanlı stajyer tartışmalara neden oldu. Salı günü toplanan RTÜK Genel Kurulu’nun gündemine de gelen türbanlı stajyerden RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın haberdar olmadığı ve gereğini yapacağını söylediği öğrenildi. CHP’li üyeler Şaban Sevinç ve Mehmet Dadak ise, kamuda türbanın yasak olduğunu belirterek bu duruma izin vermeyeceklerini kaydettiler.
RTÜK’teki türbanlı stajyer tartışmaları da beraberinde getirdi. Yaklaşık 10 gün önce staja başladığı ve üniversite öğrencisi olduğu öğrenilen stajyerin kurumda türban takması CHP’li üyelerin tepkisine neden oldu. Türbanlı stajyere ilişkin ANKA’ya değerlendirmede bulunan RTÜK üyeleri Şaban Sevinç ve Mehmet Dadak, bu duruma kesinlikle izin vermeyeceklerini bildirdiler.
KURULUN GÜNDEMİNE GETİRDİM, BAŞKAN GEREĞİNİ YAPACAK
RTÜK’ün CHP’li üyesi Şaban Sevinç, konuyu Salı günü düzenlenen RTÜK Genel Kurulu’nun gündemine getirdiğini belirterek, “Kurulda bunun yanlış olduğunu, buna izin verilemeyeceğini, kamuda türbanın yasak olduğunu söyledimö dedi. Bu durumun yasalara aykırı olduğunu ifade eden Sevinç, RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın ise, durumdan kendisinin de haberdar olmadığını söylediğini bildirdi. Sevinç şunları söyledi:
“Başkan bana ‘Benim de haberim yok. Ben staj yapanları onaylıyorum; ama onaylarken türbanlı mı türbansız mı bilmiyorum. Gereğini yapacağım’ dedi. Ben de başkanın gereğini yapmasını bekliyorum."
“KAMUDA TÜRBAN OLMAZ"
Diğer bir CHP’li üye olan Mehmet Dadak ise, kamuda türbanın yasak olduğunu anımsatarak, “Kesinlikle müsaade etmeyiz" dedi. Dadak, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararının, gerek Danıştay’ın, gerek Yargıtay’ın, gerekse Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararların kamu kurumlarında türban takılamayacağı yönünde olduğunu söyleyerek “Durum böyleyken RTÜK’te bizim istisna uygulamamız mümkün değildir" diye konuştu.
Acil servislere 'hasta kabul' genelgesi
Acil servislere 'hasta kabul' genelgesi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde hastanelerin acil servislerinde yaşanan çeşitli gerekçelerle hasta kabul etmeme olaylarının son bulması için bir genelge yayımladı. Erdoğan, acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl karşılanacağının sorgulanmayacağını ve hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemlerin de acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacağını bildirdi.
Başbakan Erdoğan’ın “Acil Sağlık Hizmetlerinin Sunumuyla İlgili Genelgesi" Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Genelgede son zamanlarda acil sağlık hizmetlerinin sunumunda vatandaşların bazı mağduriyetler yaşadığını belirten Erdoğan, “Doğru ve zamanında yapılan tıbbi müdahale hayat kurtarmakta, en küçük gecikme, telafisi mümkün olmayan olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir" dedi. Başbakan Erdoğan, acil tıbbi müdahaleyi gerektiren durumlarda hastanın uygun bir sağlık kuruluşuna gecikmeksizin ulaştırılması ve hastanın getirildiği sağlık kuruluşunca da, gereken acil müdahalelerin öncelikle ve ön şartsız yapılması insani bir görev olduğu gibi hukukun da gereği olduğunu vurguladı.
MEVZUAT HATIRLATMASI
Anayasa ve sağlıkla ilgili diğer kanunları ve mevzuatlarını anımsatan Erdoğan, bunlara göre özel veya kamu ayrımı yapılmaksızın tüm sağlık kuruluşlarının acil durumlarda hastaya gereken tıbbi müdahaleleri yapmaları zorunlu olduğunu kaydetti.
Erdoğan genelgesinde başlıca şu hususlara dikkat edilmesini istedi:
-Acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü bulunan sağlık kuruluşları, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabul edecek ve gerekli tıbbi müdahaleyi kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapacaktır. Hiçbir sağlık kuruluşu acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınmayacaktır.
-Hekim tarafından tıbben acil olarak değerlendirilmeyen olgularda, tıbbi ve hukuki sorumluluk sağlık kuruluşunun uhdesinde kalmak üzere gerekli yönlendirme yapılacaktır.
112 KOMUTA KONTROL MERKEZİ
-Acil vakalarda, yoğun bakım hizmeti dahil olmak üzere gerekli ilk müdahale yapılarak hastanın stabilizasyonunun sağlanması esastır. Stabilizasyonu sağlanamayan veya stabilizasyonu sağlanmakla birlikte ileri tetkik ve tedavi amaçlı başka bir sağlık kurumuna sevkine lüzum görülen hastaların nakli için 112 komuta kontrol merkezi ile irtibata geçilecektir. Sağlık kuruluşunda yatarak veya ayakta tedavi görmekte iken durumu ağırlaşan ve acilen başka bir sağlık kuruluşuna sevki gereken hastalar için de komuta kontrol merkezi ile temas kurulacaktır.
-Hasta yakınları veya hastanın tedavisini üstlenen sağlık kuruluşu, hastanın acil sevkini kendi imkânlarıyla yapmak istemeleri halinde, sevk edilecek sağlık kuruluşu ile irtibat kurmak ve hastanın mağduriyetine meydan vermemek, durumu komuta kontrol merkezine bildirmek kaydıyla nakli gerçekleştirebileceklerdir.
DOLULUK ORANLARI BİLDİRİLECEK
-Tüm yataklı tedavi kurumları Sağlık Bakanlığınca belirlenen esaslar ve kurulmuş bulunan çağrı kayıt ve operasyon yönetim sistemi çerçevesinde yatak kapasitesi, doluluk oranları, fiilen çalışan uzman hekim durumları gibi bilgileri güncel olarak komuta kontrol merkezine vermekle yükümlüdür. Bütün sağlık kuruluşları, komuta kontrol merkezinin çalışmalarında gerekli yardımı ve kolaylığı sağlamak, acil vakaya ait tıbbi bilgileri vermek ve komuta kontrol merkezinin nakille ilgili talimatlarına uymak ve sevk edilen hastayı kabul etmek zorundadır.
- Acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl karşılanacağı sorgulanmayacaktır. Hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemler acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacaktır.
-Herhangi bir sağlık güvencesi olmayan vatandaşlarımızdan ödeme gücü bulunmayanların acil sağlık hizmeti bedelleri kendilerinden talep edilmeyecektir. Bunlardan kamuya ait sağlık kuruluşlarından ve ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarından acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri sağlık kuruluşunun bulunduğu yer sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından talep edilecektir. Bu konuda gerekli tedbirler ilgili vakıf başkanlıklarınca alınacaktır. Özel hastanelerden acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri ise talep edilmesi halinde sağlık kuruluşunun bulunduğu yerin belediyesince ödenecektir. Bu amaçla belediyelerce bütçelerine yeterli ödenek konulacaktır.
Erdoğan genelgeye uymayanlar hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin yetkililer tarafından ivedilikle yapılacağını da belirtti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde hastanelerin acil servislerinde yaşanan çeşitli gerekçelerle hasta kabul etmeme olaylarının son bulması için bir genelge yayımladı. Erdoğan, acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl karşılanacağının sorgulanmayacağını ve hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemlerin de acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacağını bildirdi.
Başbakan Erdoğan’ın “Acil Sağlık Hizmetlerinin Sunumuyla İlgili Genelgesi" Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Genelgede son zamanlarda acil sağlık hizmetlerinin sunumunda vatandaşların bazı mağduriyetler yaşadığını belirten Erdoğan, “Doğru ve zamanında yapılan tıbbi müdahale hayat kurtarmakta, en küçük gecikme, telafisi mümkün olmayan olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir" dedi. Başbakan Erdoğan, acil tıbbi müdahaleyi gerektiren durumlarda hastanın uygun bir sağlık kuruluşuna gecikmeksizin ulaştırılması ve hastanın getirildiği sağlık kuruluşunca da, gereken acil müdahalelerin öncelikle ve ön şartsız yapılması insani bir görev olduğu gibi hukukun da gereği olduğunu vurguladı.
MEVZUAT HATIRLATMASI
Anayasa ve sağlıkla ilgili diğer kanunları ve mevzuatlarını anımsatan Erdoğan, bunlara göre özel veya kamu ayrımı yapılmaksızın tüm sağlık kuruluşlarının acil durumlarda hastaya gereken tıbbi müdahaleleri yapmaları zorunlu olduğunu kaydetti.
Erdoğan genelgesinde başlıca şu hususlara dikkat edilmesini istedi:
-Acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü bulunan sağlık kuruluşları, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabul edecek ve gerekli tıbbi müdahaleyi kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapacaktır. Hiçbir sağlık kuruluşu acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınmayacaktır.
-Hekim tarafından tıbben acil olarak değerlendirilmeyen olgularda, tıbbi ve hukuki sorumluluk sağlık kuruluşunun uhdesinde kalmak üzere gerekli yönlendirme yapılacaktır.
112 KOMUTA KONTROL MERKEZİ
-Acil vakalarda, yoğun bakım hizmeti dahil olmak üzere gerekli ilk müdahale yapılarak hastanın stabilizasyonunun sağlanması esastır. Stabilizasyonu sağlanamayan veya stabilizasyonu sağlanmakla birlikte ileri tetkik ve tedavi amaçlı başka bir sağlık kurumuna sevkine lüzum görülen hastaların nakli için 112 komuta kontrol merkezi ile irtibata geçilecektir. Sağlık kuruluşunda yatarak veya ayakta tedavi görmekte iken durumu ağırlaşan ve acilen başka bir sağlık kuruluşuna sevki gereken hastalar için de komuta kontrol merkezi ile temas kurulacaktır.
-Hasta yakınları veya hastanın tedavisini üstlenen sağlık kuruluşu, hastanın acil sevkini kendi imkânlarıyla yapmak istemeleri halinde, sevk edilecek sağlık kuruluşu ile irtibat kurmak ve hastanın mağduriyetine meydan vermemek, durumu komuta kontrol merkezine bildirmek kaydıyla nakli gerçekleştirebileceklerdir.
DOLULUK ORANLARI BİLDİRİLECEK
-Tüm yataklı tedavi kurumları Sağlık Bakanlığınca belirlenen esaslar ve kurulmuş bulunan çağrı kayıt ve operasyon yönetim sistemi çerçevesinde yatak kapasitesi, doluluk oranları, fiilen çalışan uzman hekim durumları gibi bilgileri güncel olarak komuta kontrol merkezine vermekle yükümlüdür. Bütün sağlık kuruluşları, komuta kontrol merkezinin çalışmalarında gerekli yardımı ve kolaylığı sağlamak, acil vakaya ait tıbbi bilgileri vermek ve komuta kontrol merkezinin nakille ilgili talimatlarına uymak ve sevk edilen hastayı kabul etmek zorundadır.
- Acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl karşılanacağı sorgulanmayacaktır. Hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemler acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacaktır.
-Herhangi bir sağlık güvencesi olmayan vatandaşlarımızdan ödeme gücü bulunmayanların acil sağlık hizmeti bedelleri kendilerinden talep edilmeyecektir. Bunlardan kamuya ait sağlık kuruluşlarından ve ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarından acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri sağlık kuruluşunun bulunduğu yer sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından talep edilecektir. Bu konuda gerekli tedbirler ilgili vakıf başkanlıklarınca alınacaktır. Özel hastanelerden acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri ise talep edilmesi halinde sağlık kuruluşunun bulunduğu yerin belediyesince ödenecektir. Bu amaçla belediyelerce bütçelerine yeterli ödenek konulacaktır.
Erdoğan genelgeye uymayanlar hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin yetkililer tarafından ivedilikle yapılacağını da belirtti.
Etiketler:
Acil servislere 'hasta kabul' genelgesi
İkinci grup nükleer santral Sinop'ta kurulacak
İkinci grup nükleer santral Sinop'ta kurulacak
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi
Güler, ikinci grup nükleer santralin Sinop’ta kurulacağını ve ihalesinin
de bu yıl içinde yapılacağını bildirdi.
Elektrik İşleri Etüt İdaresi ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı
(JICA) tarafından dün akşam düzenlenen enerji verimliği konusundaki bir
kursun kapanış kokteyline katılan Bakan Güler, bir grup gazeteci ile
yaptığı sohbet sırasında, kurulması planlanan nükleer santral konusunda
bilgi verdi.
Sinop İnceburun’da belirlenen alanda yer lisansı çalışmalarının bu yıl
içinde tamamlanacağını, dolayısıyla ikinci paket nükleer santralin
Sinop’ta kurulacağını belirten Güler, şöyle konuştu:
"Sinop’ta yer lisansı çalışmaları son sürat yapılıyor. Dolayısıyla
buranın ihalesi de bu yıl içinde söz konusu olacak. İkinci paket nükleer
santral için bir çalışma başlattık. İhale modeli ve diğer detaylar henüz
şekillenmedi. Şekillendiği zaman sizlerle paylaşacağız."
Bakan Güler, ikinci nükleer santralin büyüklüğünün henüz
belirlenmediğini, fakat Mersin Akkuyu’dan daha küçük olmayacağını
söyledi.
Mersin Akkuyu’ya kurulması planlanan nükleer santralin ihale sürecinin
devam ettiğini kaydeden Güler, şu ana kadar ihale için 6 firma veya
konsorsiyumun şartname aldığını ve ihalede herhangi bir ertelemenin söz
konusu olmayacağını bildirdi.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının da büyük bir hızla devam ettiğini ve
bu ay içinde Ege Bölgesinde 3 rüzgar santralı tesisinin daha açılacağını
kaydeden Güler, "Cuma günü İzmir’de olacağım. Bölgeye yeni bir rüzgar
tesisi daha geliyor. Hem bedava girdi hem çevre dostu. Bu yatırımlara da
büyük ilgi var" diye konuştu.
NÜKLEER SANTRAL İÇİN 6 ŞARTNAME
Bu arada, TETAŞ tarafından Mart ayında ihaleye çıkarılan ve 24 Eylül
2008 tarihine kadar teklifleri alınacak olan nükleer santral ihalesinde,
bugüne kadar 6 firma şartname aldı. Şartname alan firmalar şöyle:
AECL Atomic Energy Of Canada Limited (Kanada),
Itochu Corporation (Japonya),
Vinci Construction Grand Projets (Fransa),
Suez Tractebel (Fransa-Belçika),
Atostroyexport (Rusya),
KEPCO (Güney Kore)."
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi
Güler, ikinci grup nükleer santralin Sinop’ta kurulacağını ve ihalesinin
de bu yıl içinde yapılacağını bildirdi.
Elektrik İşleri Etüt İdaresi ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı
(JICA) tarafından dün akşam düzenlenen enerji verimliği konusundaki bir
kursun kapanış kokteyline katılan Bakan Güler, bir grup gazeteci ile
yaptığı sohbet sırasında, kurulması planlanan nükleer santral konusunda
bilgi verdi.
Sinop İnceburun’da belirlenen alanda yer lisansı çalışmalarının bu yıl
içinde tamamlanacağını, dolayısıyla ikinci paket nükleer santralin
Sinop’ta kurulacağını belirten Güler, şöyle konuştu:
"Sinop’ta yer lisansı çalışmaları son sürat yapılıyor. Dolayısıyla
buranın ihalesi de bu yıl içinde söz konusu olacak. İkinci paket nükleer
santral için bir çalışma başlattık. İhale modeli ve diğer detaylar henüz
şekillenmedi. Şekillendiği zaman sizlerle paylaşacağız."
Bakan Güler, ikinci nükleer santralin büyüklüğünün henüz
belirlenmediğini, fakat Mersin Akkuyu’dan daha küçük olmayacağını
söyledi.
Mersin Akkuyu’ya kurulması planlanan nükleer santralin ihale sürecinin
devam ettiğini kaydeden Güler, şu ana kadar ihale için 6 firma veya
konsorsiyumun şartname aldığını ve ihalede herhangi bir ertelemenin söz
konusu olmayacağını bildirdi.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının da büyük bir hızla devam ettiğini ve
bu ay içinde Ege Bölgesinde 3 rüzgar santralı tesisinin daha açılacağını
kaydeden Güler, "Cuma günü İzmir’de olacağım. Bölgeye yeni bir rüzgar
tesisi daha geliyor. Hem bedava girdi hem çevre dostu. Bu yatırımlara da
büyük ilgi var" diye konuştu.
NÜKLEER SANTRAL İÇİN 6 ŞARTNAME
Bu arada, TETAŞ tarafından Mart ayında ihaleye çıkarılan ve 24 Eylül
2008 tarihine kadar teklifleri alınacak olan nükleer santral ihalesinde,
bugüne kadar 6 firma şartname aldı. Şartname alan firmalar şöyle:
AECL Atomic Energy Of Canada Limited (Kanada),
Itochu Corporation (Japonya),
Vinci Construction Grand Projets (Fransa),
Suez Tractebel (Fransa-Belçika),
Atostroyexport (Rusya),
KEPCO (Güney Kore)."
İzmir'in suyunda 'arsenik' alarmı
İzmir Valisi Cahit Kıraç, kentin suyundaki arsenik
miktarının yönetmelikte belirtilen değerlerin üzerinde çıktığının
belirlendiğini, kaynaklarla ilgili tedbir alınması hususunun Büyükşehir
Belediye Başkanlığına bildirildiğini belirtti.
Vali Kıraç, yaptığı yazılı açıklamada, İzmir’de içme ve kullanma
sularında arsenik değerlerinin yüksek olduğuna dair kamuoyunda yaygın
bir gündem oluştuğunu bildirdi.
Bu çerçevede İl Sağlık Müdürlüğünce yaptırılan tahliller sonucu bazı
bölgelerdeki içme suyu numunelerinde arsenik değerlerinin yüksek
olduğunun tespit edilmesi üzerine İzmir Büyükşehir Belediye
Başkanlığından su dağıtım şebeke haritası istendiğini ifade eden Kıraç,
şunları kaydetti:
"Sağlık Bakanlığınca ilimizdeki tüm belediyelere gönderilen İnsani
Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik gereği, ilimizdeki
belediyelerden içme ve kullanma sularının kimyasal ve fiziksel analizi
olarak 21 parametreden oluşan ölçüm değerleri istenmiştir.
Yönetmeliğin 17 Şubat 2005 tarihinden itibaren 3 yıl yürürlükte olacağı
ifade edilerek, arsenik değerlerini içeren tahlil sonuçları talep
edilmiştir. Yönetmelikte tanınan süre olan 17 Şubat 2008 tarihine kadar
arsenik değerlerinin yüksek olduğuna dair bildirim olmadığı gibi süre
uzatma talebi de Valiliğimize ulaşmamıştır."
Vali Kıraç, son olarak 20 ve 21 Haziran 2008’de Ankara Refik Saydam
Hıfzıssıhha Enstitüsü, İZSU Genel Müdürlüğü, Hıfzıssıhha Bölge Müdürlüğü
ile İl Sağlık Müdürlüğü uzmanlarından oluşan 4 ekibin İzmir metropol
ilçelerinin 50 farklı noktasından (baraj, kuyu, pompa istasyonu ve
musluk sularından) numune aldığını belirtti.
Numunelerin İzmir Hıfzıssıhha Bölge Müdürlüğü, Ankara Refik Saydam
Hıfzıssıhha Enstitüsü ve İZSU Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında tahlil
edildiğini ifade eden Kıraç, şunları belirtti:
"Karşıyaka, Çiğli, Bayraklı ve Bornova ilçelerinden alınan bazı
numunelerde, sudaki arsenik miktarının yönetmelikte belirtilen eşik
değerin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine, İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanlığının 20.06.2008 tarih ve 21264 sayılı
yazısı ile anılan yönetmeliğin 12. maddesi uyarınca ek süre verilmesi
talebi Valiliğimize ulaştırılmış ve talep değerlendirilmek üzere Sağlık
Bakanlığına gönderilmiştir.
Arsenik miktarının yönetmelikte belirtilen değerlerin üzerinde çıktığı,
kaynaklarla ilgili olarak, Valiliğimizin değişik tarih ve sayılı
yazıları ile gerekli ve yeterli tedbirlerin alınması hususu İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanlığına bildirilmiştir."
Vali Kıraç, şehir içme ve kullanma suyu analizlerinin Hıfzıssıhha Bölge
Müdürlüğünce uygun periyotlarla yapılması için talimat verildiğini,
tahlil sonuçlarının düzenli aralıklarla Büyükşehir Belediye Başkanlığına
ve kamuoyuna bildirileceğini kaydetti.
Bilim adamları beynin serüven merkezini buldu
Bilim adamları beynin serüven merkezini buldu
Bilim adamları, beyinde insanları serüvene
iten bir merkez buldu.
Neuron dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre, bu buluşun,
bazı insanların alışverişe çıktıklarında yeni ürünleri satın alma
tuzağına düşmesinin nedeninin bulunmasına yardımcı olacağı tahmin
ediliyor.
İngiliz araştırmacılar, beyindeki kan akışını ölçerken, deneklerin
olağan dışı nesneleri seçtiği zaman beyinde "ventral striatum" olarak
bilinen bölgenin daha çok faaliyete geçtiğini buldu.
Araştırma ekibinin başı doktor Bianca Wittmann, "yeni ve bilinmedik
tecrübeler arayışının, insanlar ve hayvanların temel davranış
eğilimlerinden biri olduğunu" belirtti. Wittmann, avantajları uzun
dönemde görülecek olsa da yeni seçenekleri denemenin akla uygun
geldiğini de kaydetti
Bilim adamları, beyinde insanları serüvene
iten bir merkez buldu.
Neuron dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre, bu buluşun,
bazı insanların alışverişe çıktıklarında yeni ürünleri satın alma
tuzağına düşmesinin nedeninin bulunmasına yardımcı olacağı tahmin
ediliyor.
İngiliz araştırmacılar, beyindeki kan akışını ölçerken, deneklerin
olağan dışı nesneleri seçtiği zaman beyinde "ventral striatum" olarak
bilinen bölgenin daha çok faaliyete geçtiğini buldu.
Araştırma ekibinin başı doktor Bianca Wittmann, "yeni ve bilinmedik
tecrübeler arayışının, insanlar ve hayvanların temel davranış
eğilimlerinden biri olduğunu" belirtti. Wittmann, avantajları uzun
dönemde görülecek olsa da yeni seçenekleri denemenin akla uygun
geldiğini de kaydetti
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)