Twitter furyası, maksat Web 2.0 havasına uymak
Tarih March 16, 2007
TwitterBu aralar sıkca Twitter’den her yerde duyar oldum. Şurada burada bir Twitter furyası var ama bir anlam veremedim. Twitter nedir sorarsanız ben de tam anlamış değilim tek bildiğim insanlar o an ne yapıyorlarsa onu yazıyorlar. Örneğin kahve içiyorsanız, ben şimdi kahve içiyorum diyorsunuz. Başkaları da bu yazdıklarınızı okuyabiliyor. Msn iletilerinde yazılanlar gibi desem daha iyi olur, msn iletindeki bu yazıları daha geniş bir platforma taşımışlar. Herkes kendi dilinde yazıyor, çoğunlukla tabi ingilizce. Türkçe Twitter çıkar mı bilmem, fakat Twitter kendi içinde gruplar ya da dillere ayrılırsa bu da mümkün olur. Peki bunun bize bir yararı ya da zarar var mı sizce ? İnsanlar neden kullanır Twitter’i ?
Birilerinin bu hoşuna gitse de insanların neden her şeyi anlattıklarını anlamıyorum. Hadi anladım, bir Web 2.0 denen bir şey var, insanlar paylaşarak bir şeyler yapıyorlar, ve bu da herksin işine geliyor. Flickr‘de fotoğraflarımızı yayınlıyoruz, Last.fm‘de dinlediklerimizi paylaşıyoruz, Bloglarımızda özgürce konuşup, bazen de dertlerimizi döküyoruz ortalığa. Sosyomat gibi siteler sayesinde ilgi alanlarımızı başkalarına gösteriyoruz, komik komik haretkler ile başkalarını güldüreceğiz diye film çekip bunu Youtube ekliyoruz. Google Belgeler , Zoho gibi yerlerde başkaları ile belgelerimiz topluca düzenleyebiliyoruz, Facebook gibi yerlerde insanlar üniversite hayatları hakkında bilgiler paylaşıyor, Digg sayesinde sevdiğimiz siteleri hep beraber yüceltip daha çok kişilerin okunmasını sağlayabiliyoruz.
Demek istediğim o kadar bilgiyi paylaşır hale geldik, birileri isterse bir kişinin hemen anında ne yaptığını, nerede oturduğunu ne içer ne eder herşeyi öğrenebilir. İnanıyorum ki ileriki yıllarda bu piyasa üzerine kurulmuş özel kurumlar mantar gibi türeyecek. Özel denen hiç bir şey kalmamış. Başlıkta neden Twitter dedim, çünkü Twitter bu halkanın son üyesi. Ve bir o kadar saçma diyebilirim. Bir gireyim bakayım dedim, binlerce insan, saçma saçma beni ilgilendirmeyen şeyleri yazıp duruyorlar. Bana bir yararı var mı ? Yok. Onlara bir yararı var mı ? Yok.
Peki insanlar neden Twitter’i kullanır hale geldi ?
Bunu cevabı çok basit, herkes girmiş yazıyor ben de yazayım diyor insan. Ha ben kötü demiyorum, severek kullandığım onlarca hizmet var, fakat sırf Web 2.0 havasına uyalım diye böyle insanların kendilerini bin bir şekle sokmalarının da anlamı yok. Kardeşim insan herşeyini paylaşır mı yahu. Adam dökmüş resmen, şu an tırnaklarımı kesiyorum, birazdan lavaboya gidecem, 1 saat önce çamaşırları yıkadım … Uzar gider, girip bir bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.
Bir 10 yıl sonra George Orwell’in 1984 kitabındaki gibi bir duruma düşersek o zaman şu anki zamanın kiymetini de daha iyi anlarız gibi. Bu konuda dikkat etmediğimiz sürece, herşeyi hafife alıp, Twitter gibi saçma Web 2.0 furyalarına katılırsak başımıza daha çok şey gelir. Aman ha diyorum !
13 Ağustos 2009 Perşembe
11 Ağustos 2009 Salı
Web hosting firması seçiminde dikkat edilecek konular
Web hosting firması seçiminde dikkat edilecek konular,
1.
Güvenlik ve hızlı erişim: Web hosting firmanız güvenli olmasının yanında web sayfalarınız hızla erişilebilir ve 24 saat kesintisiz yayında olmalı.
2.
Veri transferi - bant genişliği (bandwidth): Bant genişliği yada veri transferi ziyaretçiler web sitenizi gezerken sunucu tarafından ziyaretçi bilgisayarına aktarılan/transfer edilen byte miktarıdır. Web hosting firmalarının sınırsız bant genişliği reklamlarına inanmayın, çünkü tüm hosting firmaları ve data centerlar ödemelerini kendilerine sağlanan anlık ve aylık bant genişliği üzerinden hesaplayarak yaparlar. Bu hosting firmaları için ciddi bir maliyet unsurudur. Genelde sınırsız olarak belirtilen tüm hizmetlerin de bir sınırı vardır. Size bildirilen çok yüksek miktarda kotalar aslında web sitenizin kullanabileceğinden çok daha fazlasıdır ve genelde hiç kullanmayacağınız bir özelliğe ücret ödemiş olursunuz.
3.
Web alanı (sınırsız web alanı kandırmaca mı?): Ne yazıkki bant genişliği için geçerli olan kandırmaca aynı şekilde disk alanı içinde geçerlidir. Popüler bir web hosting firması sınırsız web alanı sağladığı müşterilerine email konusunda çok cimri davranmakta 10 adet email ve her email için 10 MB mail saklama alanı sağlamakta çünkü ortalama bir kurumsal websitesi maksimum 20 MB web alanı kaplar ama emailler için yüzlerce MB alan gerekir. Bu durumda bizim en çok sattığımız paket 100 MB web + 100 MB mail alanı ile bir çok firmadan %50 daha ucuza gelmekte. Dikkat edin sizi de hiç kullanamayacağınız sınırsız web alanı ile şaşırtıp fazla ücret ödetmesinler.
4.
Teknik destek: Teknik destek en önemli unsurlardan birisidir. Teknik destek için telefon açınca sorunu çözmekle görevli kişiye kaç dakikada ulaşabiliyorsunuz? Görüştüğünüz kişi sorunu çözebiliyor mu yoksa sizi başkasına mı aktarıyor? Email ile destek taleplerinize geri dönüş zamanı nedir?
5.
Email, otomatik cevaplayıcı, POP3, web mail: Web hosting hesabınız bunları destekliyor mu?
6.
Web sunucusunda kaç tane site barındırılıyor: eğer 1499 web sitesi var ve sizin kurumsal siteniz 1500. olacak ise işiniz gerçekten zor. Eğer sunucudaki diğer sitelerden bazıları forum sitesi yada seri ilan sitesi gibi çok ziyaretçi trafiği olan web siteleri ise sunucunun kaynaklarının çoğunu bunlar tüketeceğinden sizin web sitenize erişimin yavaşlamasına sebep olacaktır.
7.
Web sunucusunun donanım özellikleri nelerdir? Eğer web sunucusu Intel Celeron yada Pentiun IV gibi çok eski model işlemci çalıştırmakta ayrıca 256 yada 512 MB RAM gibi çok düşük değerde RAM varsa büyük ihtimalle web sayfaları sunucunun hizmeti yetiştirememesinden dolayı çok ağır yüklenecektir. Bu sizin için ziyaretçi kaybı demektir. "Eski model teknoloji / donanım her zaman ucuzdur"
8.
Hosting firması seri ilan sitesi yada arkadaşlık siteleri veya amatör siteler barındırıyor mu? Bu tür we siteleri barındıran sunucularda hem yavaş çalışacaktır, hemde yeni başlayan tasarımcıların yapacakları programlama hatalarından dolayı sunucu daha da yavaşlayacaktır. Özetle komşularınız amatör sitelerse sizinde web siteniz amatör siteler performansına sahip olacaktır. "Web hosting firmasının referanslarını dikkatle inceleyin, ne kadar az kurumsal müşteri varsa okadar çok sorun var demektir."
9.
Web hosting firmanızı seçerken kaç tane web sitesi barındırdığını da önceden öğrenmelisiniz. Bir web sunucusunda nekadar çok web sitesi varsa size düşen kaynak o oranda azalmakta. Web hosting firmanızın sizi yerleştirdiği serverda kaç tane web sitesi var olduğunu öğrenmek istiyorsanız linki tıklayın ve karşısında check yazan kutuya web hosting firmasının name serverlerini yazıp kontrol ediniz. Neotasarım name serverları "ns01.neotasarim.com" ve "ns02.neotasarim.com" dur kontrol linki için tıklayınız...
10.
Web hosting firmanız " Telekomünikasyon Kurumu Yetki Belgesi " ne sahip mi? 24.01.2008 den itibaren Türkiye'de faaliyet gösteren web hosting firmalarına Telekomünikasyon Kurumu tarafından yer sağlayıcı belgesi alma zorunluluğu getirilmiştir. Buna uymayan hosting firmalarının faaliyetleri durdurulacaktır, sizde web hosting firmanızın faaliyet belgesi var mı kontrol ediniz.
SİTE İNTERNET WEB HOSTING PAKETLERİNİN ÖZELLİKLERİ İÇİN TIKLAYINIZ...
Site İnternet Hizmetleri Ltd. Şti. kurumsal hosting sağlamaktadır, bu ayrıcalıklı hizmetimizden sadece işyerleri faydalanabilmektedirler. Hiç bir şekilde arkadaşlık siteleri, portal siteleri barındırılmamaktadır.
1.
Güvenlik ve hızlı erişim: Web hosting firmanız güvenli olmasının yanında web sayfalarınız hızla erişilebilir ve 24 saat kesintisiz yayında olmalı.
2.
Veri transferi - bant genişliği (bandwidth): Bant genişliği yada veri transferi ziyaretçiler web sitenizi gezerken sunucu tarafından ziyaretçi bilgisayarına aktarılan/transfer edilen byte miktarıdır. Web hosting firmalarının sınırsız bant genişliği reklamlarına inanmayın, çünkü tüm hosting firmaları ve data centerlar ödemelerini kendilerine sağlanan anlık ve aylık bant genişliği üzerinden hesaplayarak yaparlar. Bu hosting firmaları için ciddi bir maliyet unsurudur. Genelde sınırsız olarak belirtilen tüm hizmetlerin de bir sınırı vardır. Size bildirilen çok yüksek miktarda kotalar aslında web sitenizin kullanabileceğinden çok daha fazlasıdır ve genelde hiç kullanmayacağınız bir özelliğe ücret ödemiş olursunuz.
3.
Web alanı (sınırsız web alanı kandırmaca mı?): Ne yazıkki bant genişliği için geçerli olan kandırmaca aynı şekilde disk alanı içinde geçerlidir. Popüler bir web hosting firması sınırsız web alanı sağladığı müşterilerine email konusunda çok cimri davranmakta 10 adet email ve her email için 10 MB mail saklama alanı sağlamakta çünkü ortalama bir kurumsal websitesi maksimum 20 MB web alanı kaplar ama emailler için yüzlerce MB alan gerekir. Bu durumda bizim en çok sattığımız paket 100 MB web + 100 MB mail alanı ile bir çok firmadan %50 daha ucuza gelmekte. Dikkat edin sizi de hiç kullanamayacağınız sınırsız web alanı ile şaşırtıp fazla ücret ödetmesinler.
4.
Teknik destek: Teknik destek en önemli unsurlardan birisidir. Teknik destek için telefon açınca sorunu çözmekle görevli kişiye kaç dakikada ulaşabiliyorsunuz? Görüştüğünüz kişi sorunu çözebiliyor mu yoksa sizi başkasına mı aktarıyor? Email ile destek taleplerinize geri dönüş zamanı nedir?
5.
Email, otomatik cevaplayıcı, POP3, web mail: Web hosting hesabınız bunları destekliyor mu?
6.
Web sunucusunda kaç tane site barındırılıyor: eğer 1499 web sitesi var ve sizin kurumsal siteniz 1500. olacak ise işiniz gerçekten zor. Eğer sunucudaki diğer sitelerden bazıları forum sitesi yada seri ilan sitesi gibi çok ziyaretçi trafiği olan web siteleri ise sunucunun kaynaklarının çoğunu bunlar tüketeceğinden sizin web sitenize erişimin yavaşlamasına sebep olacaktır.
7.
Web sunucusunun donanım özellikleri nelerdir? Eğer web sunucusu Intel Celeron yada Pentiun IV gibi çok eski model işlemci çalıştırmakta ayrıca 256 yada 512 MB RAM gibi çok düşük değerde RAM varsa büyük ihtimalle web sayfaları sunucunun hizmeti yetiştirememesinden dolayı çok ağır yüklenecektir. Bu sizin için ziyaretçi kaybı demektir. "Eski model teknoloji / donanım her zaman ucuzdur"
8.
Hosting firması seri ilan sitesi yada arkadaşlık siteleri veya amatör siteler barındırıyor mu? Bu tür we siteleri barındıran sunucularda hem yavaş çalışacaktır, hemde yeni başlayan tasarımcıların yapacakları programlama hatalarından dolayı sunucu daha da yavaşlayacaktır. Özetle komşularınız amatör sitelerse sizinde web siteniz amatör siteler performansına sahip olacaktır. "Web hosting firmasının referanslarını dikkatle inceleyin, ne kadar az kurumsal müşteri varsa okadar çok sorun var demektir."
9.
Web hosting firmanızı seçerken kaç tane web sitesi barındırdığını da önceden öğrenmelisiniz. Bir web sunucusunda nekadar çok web sitesi varsa size düşen kaynak o oranda azalmakta. Web hosting firmanızın sizi yerleştirdiği serverda kaç tane web sitesi var olduğunu öğrenmek istiyorsanız linki tıklayın ve karşısında check yazan kutuya web hosting firmasının name serverlerini yazıp kontrol ediniz. Neotasarım name serverları "ns01.neotasarim.com" ve "ns02.neotasarim.com" dur kontrol linki için tıklayınız...
10.
Web hosting firmanız " Telekomünikasyon Kurumu Yetki Belgesi " ne sahip mi? 24.01.2008 den itibaren Türkiye'de faaliyet gösteren web hosting firmalarına Telekomünikasyon Kurumu tarafından yer sağlayıcı belgesi alma zorunluluğu getirilmiştir. Buna uymayan hosting firmalarının faaliyetleri durdurulacaktır, sizde web hosting firmanızın faaliyet belgesi var mı kontrol ediniz.
SİTE İNTERNET WEB HOSTING PAKETLERİNİN ÖZELLİKLERİ İÇİN TIKLAYINIZ...
Site İnternet Hizmetleri Ltd. Şti. kurumsal hosting sağlamaktadır, bu ayrıcalıklı hizmetimizden sadece işyerleri faydalanabilmektedirler. Hiç bir şekilde arkadaşlık siteleri, portal siteleri barındırılmamaktadır.
webhosterim.comdan uzak durun!
Bir arkadaşımın tavsiyesi ile alan adı aldığım webhosterim.com adlı kaynağı yurtdışında olan siteden alan adımı aldığıma hizmet aldığıma pişman oldum.Alan adımın ödeme süresi geçtiği için ödeyemeyince hiçbir şekilde yardımcı olmadılar.Teknik destek falan faso fiso.Cengiz Çapraz msnsine bile girmiyor.Online olmuyor sanırım müşterilerine illallah ettirdği için onlarla muhatap olamıyor.Yurtdışına bir telefon vermiş yarı almanca yarı türkçe konuşamayan bir bayan açıyor.
Cengiz bey işte diyor.Yani hosting işini extradan yapıyor.
Alan adımın süresini uzatamadım ilgisizlikleri yüzünden.Hizmet yok.Müşteriye saygı yok.
Size şunu söyleyeceğim webhosterim.comdan uzak durun arkadaşlar!!!Beni çileden çıkarttılar.
Cengiz bey işte diyor.Yani hosting işini extradan yapıyor.
Alan adımın süresini uzatamadım ilgisizlikleri yüzünden.Hizmet yok.Müşteriye saygı yok.
Size şunu söyleyeceğim webhosterim.comdan uzak durun arkadaşlar!!!Beni çileden çıkarttılar.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Alan adı transferi için ipuçları
Alan adı transferi için ipuçları
Nisan 16, 2009 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı
2 Yorum
Son bir kaç gündür, alan adımı yenilemediğim için başıma gelmeyen kalmadı. Sonunda alan adımı transfere teşebbüs ettim ve bu teşebbüs sayesinde de bir çok tecrübe kazandım bu konuda. Alan adı (domain) transferi ile ilgili yaşadığım tecrübeleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları, bu işe ilk defa kalkışacaklar için maddeler halinde sıralayım dedim. Bir gün mutlaka işinize yarayacak..
1- Alan adınızı transfer etmeden önce şunu kesinlikle aklınızdan çıkarmayın; bu işlem minumum 7 gün maksimum 1 ay kadar sürüyor.
2- Alan adları ilk kayıt tarihinden itibaren 60 gün içerisinde transfer edilemiyor. Yani alan adınız yeniyse ve başka bir firmaya transfer etmek istiyorsanız 60 gün beklemeniz gerekiyor.
3- Eğer alan adınızı yenilemeyi unuttuysanız ve “Domain Expire” durumunda iseniz, yani alan adınızın başlangıç sayfasının yerini abuk subuk pop-up reklamlarla dolu bir parking sayfası aldıysa vay halinize.. Bu gibi bir durumda eski firmanız ile “tekrar yenileme yapmak” ilk önceliğiniz olsun. Çünkü alan adınızın askıya alındığını ve transfer işlemlerinin 1 aya kadar uzayabileceğini göz önüne alarak ziyaretçilerinizin bu süre içerisinde sitenize erişemeyeceğini kesin olarak söyleyebiliriz. Bir sonraki maddelerde anlatacağım sinir stres durumları da ayriyetten tuzu biberi olacak.
4- Eğer herşeye rağmen alan adınızı transfere karar verdiyseniz, ilk önce eski domain sağlayıcınızdan alan adı transfer kodunuzu alın. Bu kod alan adınızı transfer edebilmek için bir anahtardır. Bu kod olmadan alan adınızı transfer edemezsiniz.
5- Daha sonra alan adınızın “kilidini” eski domain firmanızdan kaldırttırın. Bu adımı sakın atlamayın yoksa bütün işlemleri tekrar baştan yapmanız gerekiyor. Bu kilit, alan adınızın yetkisiz kişilerce transfer edimesini ve whois bilgilerinizin görünmemesi gibi güvenlik önlemlerini içerir.
6- Bu adımları geçtikten sonra http://whois.domaintools.com gibi bir araç kullanarak alan adınızın kayıt bilgilerini sorgulayın. Sorgu sonuçlarında “Domain admin” ya da “Domain Manager” bölümünde kayıtlı olan mail adresine çok dikkat edin. Eğer burada, alan adınızı kaydederken kullandığınız mail adresi görünmüyor ve bunun yerine alan adını kaydettirdiğiniz firmanın mail adresi ya da “xxx@protectionxx.com” gibi bir mail adresi görünüyorsa hemen eski domain firmanızla irtibata geçin ve buradaki mail adresinin, alan adınızı kaydederken kullandığınız mail adresi ile değiştirilmesini sağlayın. Eğer bunu yapmazsanız, transfer onay maili size ulaşmaz ve transfer sürecini başlatamazsınız.
domaintransfer
7- Tüm bunları yaptıktan sonra transfer talebini, “alan adı transfer kodunuz” ile birlikte yeni firmanıza iletin. Yeni firmanız, alan adınızın domain admin mail adresine -ki bu mail adresi sizin mail adresiniz olmalı bkz.6. madde- bir transfer onay maili gönderecek. Bu maili onaylayın.
8- Bu aşamadan sonra artık transfer işleminin tamamlanması için beklemekten başka yapabilecek bir şey yok. Tabi bu sürenin minimuma inmesi için yeni domain firmanızı taciz edip, sıkıştırmanız yararınıza olacaktır. En iyi ihtimalle 1 hafta içerisinde yeni firmanıza taşınmış olacaksınız.
Nisan 16, 2009 tarihinde Hakan Yamanoğlu tarafından yazıldı
2 Yorum
Son bir kaç gündür, alan adımı yenilemediğim için başıma gelmeyen kalmadı. Sonunda alan adımı transfere teşebbüs ettim ve bu teşebbüs sayesinde de bir çok tecrübe kazandım bu konuda. Alan adı (domain) transferi ile ilgili yaşadığım tecrübeleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları, bu işe ilk defa kalkışacaklar için maddeler halinde sıralayım dedim. Bir gün mutlaka işinize yarayacak..
1- Alan adınızı transfer etmeden önce şunu kesinlikle aklınızdan çıkarmayın; bu işlem minumum 7 gün maksimum 1 ay kadar sürüyor.
2- Alan adları ilk kayıt tarihinden itibaren 60 gün içerisinde transfer edilemiyor. Yani alan adınız yeniyse ve başka bir firmaya transfer etmek istiyorsanız 60 gün beklemeniz gerekiyor.
3- Eğer alan adınızı yenilemeyi unuttuysanız ve “Domain Expire” durumunda iseniz, yani alan adınızın başlangıç sayfasının yerini abuk subuk pop-up reklamlarla dolu bir parking sayfası aldıysa vay halinize.. Bu gibi bir durumda eski firmanız ile “tekrar yenileme yapmak” ilk önceliğiniz olsun. Çünkü alan adınızın askıya alındığını ve transfer işlemlerinin 1 aya kadar uzayabileceğini göz önüne alarak ziyaretçilerinizin bu süre içerisinde sitenize erişemeyeceğini kesin olarak söyleyebiliriz. Bir sonraki maddelerde anlatacağım sinir stres durumları da ayriyetten tuzu biberi olacak.
4- Eğer herşeye rağmen alan adınızı transfere karar verdiyseniz, ilk önce eski domain sağlayıcınızdan alan adı transfer kodunuzu alın. Bu kod alan adınızı transfer edebilmek için bir anahtardır. Bu kod olmadan alan adınızı transfer edemezsiniz.
5- Daha sonra alan adınızın “kilidini” eski domain firmanızdan kaldırttırın. Bu adımı sakın atlamayın yoksa bütün işlemleri tekrar baştan yapmanız gerekiyor. Bu kilit, alan adınızın yetkisiz kişilerce transfer edimesini ve whois bilgilerinizin görünmemesi gibi güvenlik önlemlerini içerir.
6- Bu adımları geçtikten sonra http://whois.domaintools.com gibi bir araç kullanarak alan adınızın kayıt bilgilerini sorgulayın. Sorgu sonuçlarında “Domain admin” ya da “Domain Manager” bölümünde kayıtlı olan mail adresine çok dikkat edin. Eğer burada, alan adınızı kaydederken kullandığınız mail adresi görünmüyor ve bunun yerine alan adını kaydettirdiğiniz firmanın mail adresi ya da “xxx@protectionxx.com” gibi bir mail adresi görünüyorsa hemen eski domain firmanızla irtibata geçin ve buradaki mail adresinin, alan adınızı kaydederken kullandığınız mail adresi ile değiştirilmesini sağlayın. Eğer bunu yapmazsanız, transfer onay maili size ulaşmaz ve transfer sürecini başlatamazsınız.
domaintransfer
7- Tüm bunları yaptıktan sonra transfer talebini, “alan adı transfer kodunuz” ile birlikte yeni firmanıza iletin. Yeni firmanız, alan adınızın domain admin mail adresine -ki bu mail adresi sizin mail adresiniz olmalı bkz.6. madde- bir transfer onay maili gönderecek. Bu maili onaylayın.
8- Bu aşamadan sonra artık transfer işleminin tamamlanması için beklemekten başka yapabilecek bir şey yok. Tabi bu sürenin minimuma inmesi için yeni domain firmanızı taciz edip, sıkıştırmanız yararınıza olacaktır. En iyi ihtimalle 1 hafta içerisinde yeni firmanıza taşınmış olacaksınız.
05 Ağustos 2009 Çarşamba
Çocuklarda İştahsızlık
Çocuklarda İştahsızlık
Hazırlayan: Psikolog Yüksel Demirer
İştah, bir yemeğin zevkle, neşeyle ve arzu edilerek yenmesidir. Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, çiğnemek için zaman kazanmaya çalışan, tabağındaki yemeği bir türlü bitiremeyen bir çocuk karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup olmadığı gelmelidir. Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle-grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları gibi bir rahatsızlık çocuğun sofrada nazlanmasına neden olur. Böyle durumlarda doktor kontrolünden geçirilen çocuğa, önerilen biçimde yiyecek verirken çocuğun isteklerini de dikkate almak en uygun yoldur. Hastalık sırasında çocuğu yemek yemeye zorlamanın hiçbir yararı yoktur. İştahla ilgili olarak ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey çocukların bireysel farklılıklar gösterdikleridir. Bu nedenle de başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme davranışı ile kendi çocuğunuzun yemek yemesini kıyaslamak, çocuğunuzun daha az yediğini düşünmenize neden olabilir.
Neler Yapılabilir?
Bazı çocukların iştahlı bazı çocukların iştahsız olmaları pek çok nedene bağlı olabilir. Çocuğu iştahlı ya da iştahsız yapan faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük önem taşır. Çocuğun bilinçaltına yerleşmiş bir endişe, üzüntü, nefret veya kıskançlık gibi bir duygu onun iştahını kesebilir. Bu nedenle iştahsız bir çocuk için öncelikle organik bir rahatsızlığının olup olmadığı araştırılırken diğer yandan ruhsal çatışmalarının olup olmadığı, duygusal bir sorunun bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Bu arada çocukların iyi gıda alamadıkları için problemli olabileceklerinin yanısıra problemli oldukları için de iştahsız olabilecekleri düşünülmelidir.
İştahsız çocuk karşısında neler yapılabilir?
· Herşeyden önce çocuğa sofrada yemek yemesi için zor kullanılmamalıdır. Her çocuğun kendine özgü yemek yeme kapasitesi olduğundan çocuk daha fazlasını yiyemez. Çocuğun yemesi konusunda ısrarcı olunduğunda çocuk kendisine fazla gelen gıdayı çıkartılabilir.
· Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı vardır. Örneğin, yıllar ilerledikçe başlangıçta alınan yiyecek miktarı azalabilir. Erinlik ve ergenlik döneminde ise iştah yeniden artabilir.
· Yemek zamanından önce çocuğa verilen şekerlemeler, çikolatalar, cips vb abur cubur gıdalar da iştahı engelleyebilir. Ancak, çocuk acıktığında yemek zamanını beklemeden ona yemeğini vermek gerekir. Acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek onun iştahının kaçmasına neden olabilir. Henüz yemeği hazır olmamış çocuğa, alması gereken gıdalardan bir miktar verilerek iştahının kaçmamasına yardımcı olunabilir.
· Sofrada çocuğu olabildiğince kendi haline bırakmak ve kendisinin yemek yemesine olanak tanımak, evi kirletmemesi ve çeşitli kurallara uyması yönünde onu zorlamamak çocuğun yemek davranışına karşı daha olumlu tutum geliştirmesini kolaylaştırabilir. Bazen iştahsızlığın altında, çocuğun yemek yeme karşısında yaşadığı zorlamalar ve baskılar geliyor olabilir ve bu müdahaleler nedeniyle çocuk yeme isteğinden uzaklaşmış olabilir.
· Çocuğun sofrada oyalanması ve yemeğini ağır yemesi karşısında tepki göstermemek en iyisidir. Bu arada çocukla konuşmak, hikayeler anlatmak, şakalar yapmak da onun yemek yemesini zevkli hale getirebilir.
· Küçük çocukların istediği gıdaları ve onların gereksinimleri olan gıdaları bilerek tertiplenen yemek listeleri onları sağlıklı tutacaktır. Çocuğa değişik alternatifler sunmanın yanında alınması gereken gıdaları süsleyerek göze daha hoş hale getirmek, çeşitlendirmek onların istemedikleri gıdalara karşı da olumlu davranmalarına yardımcı olabilir. Amaç çocuğun çok yemek yemesi değil arzu edilen ve onun için gerekli olan gıdaların alınmasıdır.
· Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de çocuğun iştahı üzerinde önemli etkisi vardır. Evde yaşanan gergin bir hava, tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir neden oluşturabilir. Yine bu bağlamda çocukların, çok sevdiği büyüklerinin üzüntülerinden de etkilendikleri ve iştahlarının kesildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yaşanan sıkıntı ve üzüntüleri çocuğa hissettirmemeye çalışmak önemlidir.
· Bazen çocukluk kıskançlıkları da iştahı olumsuz olarak etkileyebilir. İştahsızlık sorununda bu durumun var olup olmadığı da dikkate alınmalıdır. Bazı çocuklar sürekli olarak dikkati üzerlerine çekmek istediklerinden iştahsızlık onlar için bir kazanç halini alabilir. Diğer yandan küçük bir kardeşin varlığı ve annenin onun beslenmesi ile ilgilenmesi de çocuğun yemek yemeye karşı tavır almasına ve yemeğinin anne tarafından verilmesini istemesine yol açabilir.
· Anneleri ya da babaları tarafından dövülen ve sık azarlanıp eleştirilen çocuklarda da iştahsızlık görülebilir. Çocuk yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak itiyor olabilir. Yemek yemediğinde anne ya da babasını üzüldüğünü gören çocuk bundan zevk alabilir ve kızdığında ebeveynlerini üzmek için bu yola başvurabilir.
· Yemek sırasında olumsuz, üzücü ve rahatsız edici olaylardan söz etmek, onların yaramazlıklarını ve hoşlanmadığınız yanlarını dile getirmek, eleştirmek, ayıplamak ya da suçlamak çocukların lokmalarını boğazlarına dizebilir. Yemek sırasında rahatsız edici durum ve konuşmalardan kaçınmak gerekmektedir.
· Çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koymak, bazen de azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her bitişinde çocuğu takdir etmek onun yemek yeme davranışının pekişmesine yardımcı olabilir.
· Çocukların iştahlı olmalarını sağlamada bir yol da onların açık havada zaman geçirmelerini sağlamaktır. Temiz hava ve dışarıda yapılan gezinti ya da oyun çocukların iştahını artırılmasına yardımcı olabilir.
· Çocuğun süt içiyor olması ve süt ile doymuş olması nedeniyle yemek yemeye fazla istekli olmadığı durumlar iştahsızlıkla karıştırılmamalıdır. Bu durumda verilen süt miktarını biraz azaltmak sorunun çözümüne yardımcı olabilir.
· Yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olmalarına özen göstermenin yanında soğuk ve aşrı sıcak olmamalarına da dikkat etmek gerekir.
· Yemek sırasında yemek yeme usul ve kurallarına ilişkin uzun konuşmalar yapmamak,ikazları müşfik ve sempatik bir biçimde yapmak çocuğun yemek yemeye karşı daha olumlu davranmasını sağlayabilir.
Biberonla Besleme
Katı Besinlere Geçiş
Vitaminler Hakkında Bilgiler
Kalori Cetveli
Anne Sütü
İnek Sütü
Bebeklerde gelişim bozuklukları hakkında bilgi edinmek için tıklayın.
Bebeğinizin kilosu ayına göre normal mi?
Beslenme bozuklukları
İştahsızlık
Aylara göre bebeğinizin ağırlığı
Bebeğiniz için hazırlayabileceğiniz yiyecek tarifleri
Örnek beslenme tablosu
Sütten Kesme
Bebeğinizin günlük sıvı gereksinimi
1-5 yaş arası çocukların beslenmesi
kaynak:www.tr.net
Hazırlayan: Psikolog Yüksel Demirer
İştah, bir yemeğin zevkle, neşeyle ve arzu edilerek yenmesidir. Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, çiğnemek için zaman kazanmaya çalışan, tabağındaki yemeği bir türlü bitiremeyen bir çocuk karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup olmadığı gelmelidir. Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle-grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları gibi bir rahatsızlık çocuğun sofrada nazlanmasına neden olur. Böyle durumlarda doktor kontrolünden geçirilen çocuğa, önerilen biçimde yiyecek verirken çocuğun isteklerini de dikkate almak en uygun yoldur. Hastalık sırasında çocuğu yemek yemeye zorlamanın hiçbir yararı yoktur. İştahla ilgili olarak ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey çocukların bireysel farklılıklar gösterdikleridir. Bu nedenle de başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme davranışı ile kendi çocuğunuzun yemek yemesini kıyaslamak, çocuğunuzun daha az yediğini düşünmenize neden olabilir.
Neler Yapılabilir?
Bazı çocukların iştahlı bazı çocukların iştahsız olmaları pek çok nedene bağlı olabilir. Çocuğu iştahlı ya da iştahsız yapan faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük önem taşır. Çocuğun bilinçaltına yerleşmiş bir endişe, üzüntü, nefret veya kıskançlık gibi bir duygu onun iştahını kesebilir. Bu nedenle iştahsız bir çocuk için öncelikle organik bir rahatsızlığının olup olmadığı araştırılırken diğer yandan ruhsal çatışmalarının olup olmadığı, duygusal bir sorunun bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Bu arada çocukların iyi gıda alamadıkları için problemli olabileceklerinin yanısıra problemli oldukları için de iştahsız olabilecekleri düşünülmelidir.
İştahsız çocuk karşısında neler yapılabilir?
· Herşeyden önce çocuğa sofrada yemek yemesi için zor kullanılmamalıdır. Her çocuğun kendine özgü yemek yeme kapasitesi olduğundan çocuk daha fazlasını yiyemez. Çocuğun yemesi konusunda ısrarcı olunduğunda çocuk kendisine fazla gelen gıdayı çıkartılabilir.
· Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı vardır. Örneğin, yıllar ilerledikçe başlangıçta alınan yiyecek miktarı azalabilir. Erinlik ve ergenlik döneminde ise iştah yeniden artabilir.
· Yemek zamanından önce çocuğa verilen şekerlemeler, çikolatalar, cips vb abur cubur gıdalar da iştahı engelleyebilir. Ancak, çocuk acıktığında yemek zamanını beklemeden ona yemeğini vermek gerekir. Acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek onun iştahının kaçmasına neden olabilir. Henüz yemeği hazır olmamış çocuğa, alması gereken gıdalardan bir miktar verilerek iştahının kaçmamasına yardımcı olunabilir.
· Sofrada çocuğu olabildiğince kendi haline bırakmak ve kendisinin yemek yemesine olanak tanımak, evi kirletmemesi ve çeşitli kurallara uyması yönünde onu zorlamamak çocuğun yemek davranışına karşı daha olumlu tutum geliştirmesini kolaylaştırabilir. Bazen iştahsızlığın altında, çocuğun yemek yeme karşısında yaşadığı zorlamalar ve baskılar geliyor olabilir ve bu müdahaleler nedeniyle çocuk yeme isteğinden uzaklaşmış olabilir.
· Çocuğun sofrada oyalanması ve yemeğini ağır yemesi karşısında tepki göstermemek en iyisidir. Bu arada çocukla konuşmak, hikayeler anlatmak, şakalar yapmak da onun yemek yemesini zevkli hale getirebilir.
· Küçük çocukların istediği gıdaları ve onların gereksinimleri olan gıdaları bilerek tertiplenen yemek listeleri onları sağlıklı tutacaktır. Çocuğa değişik alternatifler sunmanın yanında alınması gereken gıdaları süsleyerek göze daha hoş hale getirmek, çeşitlendirmek onların istemedikleri gıdalara karşı da olumlu davranmalarına yardımcı olabilir. Amaç çocuğun çok yemek yemesi değil arzu edilen ve onun için gerekli olan gıdaların alınmasıdır.
· Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de çocuğun iştahı üzerinde önemli etkisi vardır. Evde yaşanan gergin bir hava, tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir neden oluşturabilir. Yine bu bağlamda çocukların, çok sevdiği büyüklerinin üzüntülerinden de etkilendikleri ve iştahlarının kesildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yaşanan sıkıntı ve üzüntüleri çocuğa hissettirmemeye çalışmak önemlidir.
· Bazen çocukluk kıskançlıkları da iştahı olumsuz olarak etkileyebilir. İştahsızlık sorununda bu durumun var olup olmadığı da dikkate alınmalıdır. Bazı çocuklar sürekli olarak dikkati üzerlerine çekmek istediklerinden iştahsızlık onlar için bir kazanç halini alabilir. Diğer yandan küçük bir kardeşin varlığı ve annenin onun beslenmesi ile ilgilenmesi de çocuğun yemek yemeye karşı tavır almasına ve yemeğinin anne tarafından verilmesini istemesine yol açabilir.
· Anneleri ya da babaları tarafından dövülen ve sık azarlanıp eleştirilen çocuklarda da iştahsızlık görülebilir. Çocuk yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak itiyor olabilir. Yemek yemediğinde anne ya da babasını üzüldüğünü gören çocuk bundan zevk alabilir ve kızdığında ebeveynlerini üzmek için bu yola başvurabilir.
· Yemek sırasında olumsuz, üzücü ve rahatsız edici olaylardan söz etmek, onların yaramazlıklarını ve hoşlanmadığınız yanlarını dile getirmek, eleştirmek, ayıplamak ya da suçlamak çocukların lokmalarını boğazlarına dizebilir. Yemek sırasında rahatsız edici durum ve konuşmalardan kaçınmak gerekmektedir.
· Çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koymak, bazen de azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her bitişinde çocuğu takdir etmek onun yemek yeme davranışının pekişmesine yardımcı olabilir.
· Çocukların iştahlı olmalarını sağlamada bir yol da onların açık havada zaman geçirmelerini sağlamaktır. Temiz hava ve dışarıda yapılan gezinti ya da oyun çocukların iştahını artırılmasına yardımcı olabilir.
· Çocuğun süt içiyor olması ve süt ile doymuş olması nedeniyle yemek yemeye fazla istekli olmadığı durumlar iştahsızlıkla karıştırılmamalıdır. Bu durumda verilen süt miktarını biraz azaltmak sorunun çözümüne yardımcı olabilir.
· Yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olmalarına özen göstermenin yanında soğuk ve aşrı sıcak olmamalarına da dikkat etmek gerekir.
· Yemek sırasında yemek yeme usul ve kurallarına ilişkin uzun konuşmalar yapmamak,ikazları müşfik ve sempatik bir biçimde yapmak çocuğun yemek yemeye karşı daha olumlu davranmasını sağlayabilir.
Biberonla Besleme
Katı Besinlere Geçiş
Vitaminler Hakkında Bilgiler
Kalori Cetveli
Anne Sütü
İnek Sütü
Bebeklerde gelişim bozuklukları hakkında bilgi edinmek için tıklayın.
Bebeğinizin kilosu ayına göre normal mi?
Beslenme bozuklukları
İştahsızlık
Aylara göre bebeğinizin ağırlığı
Bebeğiniz için hazırlayabileceğiniz yiyecek tarifleri
Örnek beslenme tablosu
Sütten Kesme
Bebeğinizin günlük sıvı gereksinimi
1-5 yaş arası çocukların beslenmesi
kaynak:www.tr.net
AYDINDA DOĞALGAZIN AKIBETİ..
AYDINDA DOĞALGAZIN AKIBETİ..
Tarih : 05.08.2009 - 14:13:38
Yenipazarın çok şirin dağ köyleri var, bilmem bilir misiniz? En aşağıda Çavdar köyünden başlar.
Yenipazar’ın çok şirin dağ köyleri var, bilmem bilir misiniz?
En aşağıda Çavdar köyünden başlar.
Eğridere, Karacaören, Paşaköy ve Hacıköseler olarak devam eder tepeye doğru.
Bu dağ kardeşliğine Bozdoğan’ın Güney Köyü’de katılır yukardan.
Bu köylerin her biri çok kıymetli köylerdir.
Her köyün sakinleri birbirinden daha çalışkan ve daha misafirperverdir.
Yediklerini içtiklerini genellikle kendileri yetiştirdikleri için doğal beslenirler.
Doğal besleniyor olmaları onların kişilik olarak ta doğal kalmalarını sağlamış olmalıdır.
Ki yapaylığın bir kangrene döndüğü dünyada onlar doğallıklarından hala bir şey kaybetmemişlerdir.
Bu köyler öteden beri sorunlarını kendileri çözmeye alışkındırlar.
O yüzden fazla sorunları olmamıştır bugüne kadar.
Onların Devletten bekledikleri en önemli hizmet ulaşımdır.
Diyebiliriz ki, ulaşım onlar için nefes almak gibi bir şeydir.
Bunu bilen köy sakinlerinden bir kişi zamanın birinde sorumluluk alır ve bu konuda köylüler adına bir atılım yapmaya karar verir.
Yanına birkaç şoför arkadaş alır, başlar uğraşmaya.
Siz, benim birkaç dediğime bakmayın…
Emin olun, bunun için gerçek anlamda uğraşan kişi sayısı bir elin parmak sayısını geçmez.
Çünkü o zamanlar arkadaşla birlikte bu işe başlamayı kabul edenler bile bunun kabul edilebilir olduğuna dair umutsuzluk içindedirler.
Bunu böyle düşündüren çok önemli etkenler vardır çünkü.
Nitekim…
Hamzabali Köyünden Yenipazar’a kadar Yenipazar Birlik müşteri taşımaktadır.
Ve…
Onların kaybedecekleri günlük birkaç müşteri için Yenipazar bürokrasisi eliyle buna engel çıkarılmaktadır.
1998 yılında ilk defa resmi olarak başlayan bu mücadele 2003 yılı sonuna kadar bir türlü başarılı olamaz.
2002 yılında farklı yönden esen bir rüzgâr bu dağ köyleri için yeni bir umut kapısının doğmasına sebep olur.
Ve 2003 yılı sonunda bu dağ köylerine hizmet etmek üzere Karacaören Birlik adında bir birlik kurulur ve faaliyete geçer.
O zamana kadar böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermeyenler bu sefer farklı menfaat hesaplarının içine girerler.
Bazı köy muhtarları köyünü birliğe katmak için şahsa özel kontenjan talep etmeye başlarlar.
Nitekim…
Bugün o köylerin içinde ulaşıma diğerlerine göre en fazla ihtiyacı olan Hacıköseler Köyü bu birlik dışında tutulmaktadır.
Sizin anlayacağınız Hacıköseler halkının ulaşım rahatlığı/ihtiyacı, bir iki (köylü) şoförün haftada bir gün fazladan ilçeye taşıyacağı beş on yolcu parasına kurban edilmiştir.
Yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sinde…
Türkiye’nin Aydın gibi bir vilayetinde…
Sırf bu yüzden…
Bugün hala Hacıköseler Köyüne toplu taşıma araçlarıyla ancak haftada bir gün ulaşım yapılabilmektedir.
…
Ben bu hikâyeyi durup dururken anlatmadım.
(Jeotermal enerji meselesini tartışmak demode olduğu için artık ondan söz etmek istemiyorum.)
Baktım…
Aydın’da son günlerde herkes doğalgaz meselesini tartışıyor.
Böylesine önemli bir mesele tartışılırken…
Yenipazar’ın dağ köylerinde yaşanmış böylesine bir hikâyeyi hatırlamamak olmazdı.
- Bu iki meselenin arasında ne ilişki var?
- Öyle güzel bir ilişki var ki…
Takdir edersiniz ki, ben, birbiriyle bağlantı kurulması bu kadar güç olan iki konuyu bir yerlerden bulup gündeme taşırken haliyle yoruldum.
Ben söylemeye kalkarsam dilime dolaşır şimdi...
Yeterince anlatamam.
Bu yüzden…
Aradaki ilişkiyi zahmet edip siz bulun!
Şayet bulamıyorsanız başlığı tekrar okuyun…
Tarih : 05.08.2009 - 14:13:38
Yenipazarın çok şirin dağ köyleri var, bilmem bilir misiniz? En aşağıda Çavdar köyünden başlar.
Yenipazar’ın çok şirin dağ köyleri var, bilmem bilir misiniz?
En aşağıda Çavdar köyünden başlar.
Eğridere, Karacaören, Paşaköy ve Hacıköseler olarak devam eder tepeye doğru.
Bu dağ kardeşliğine Bozdoğan’ın Güney Köyü’de katılır yukardan.
Bu köylerin her biri çok kıymetli köylerdir.
Her köyün sakinleri birbirinden daha çalışkan ve daha misafirperverdir.
Yediklerini içtiklerini genellikle kendileri yetiştirdikleri için doğal beslenirler.
Doğal besleniyor olmaları onların kişilik olarak ta doğal kalmalarını sağlamış olmalıdır.
Ki yapaylığın bir kangrene döndüğü dünyada onlar doğallıklarından hala bir şey kaybetmemişlerdir.
Bu köyler öteden beri sorunlarını kendileri çözmeye alışkındırlar.
O yüzden fazla sorunları olmamıştır bugüne kadar.
Onların Devletten bekledikleri en önemli hizmet ulaşımdır.
Diyebiliriz ki, ulaşım onlar için nefes almak gibi bir şeydir.
Bunu bilen köy sakinlerinden bir kişi zamanın birinde sorumluluk alır ve bu konuda köylüler adına bir atılım yapmaya karar verir.
Yanına birkaç şoför arkadaş alır, başlar uğraşmaya.
Siz, benim birkaç dediğime bakmayın…
Emin olun, bunun için gerçek anlamda uğraşan kişi sayısı bir elin parmak sayısını geçmez.
Çünkü o zamanlar arkadaşla birlikte bu işe başlamayı kabul edenler bile bunun kabul edilebilir olduğuna dair umutsuzluk içindedirler.
Bunu böyle düşündüren çok önemli etkenler vardır çünkü.
Nitekim…
Hamzabali Köyünden Yenipazar’a kadar Yenipazar Birlik müşteri taşımaktadır.
Ve…
Onların kaybedecekleri günlük birkaç müşteri için Yenipazar bürokrasisi eliyle buna engel çıkarılmaktadır.
1998 yılında ilk defa resmi olarak başlayan bu mücadele 2003 yılı sonuna kadar bir türlü başarılı olamaz.
2002 yılında farklı yönden esen bir rüzgâr bu dağ köyleri için yeni bir umut kapısının doğmasına sebep olur.
Ve 2003 yılı sonunda bu dağ köylerine hizmet etmek üzere Karacaören Birlik adında bir birlik kurulur ve faaliyete geçer.
O zamana kadar böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermeyenler bu sefer farklı menfaat hesaplarının içine girerler.
Bazı köy muhtarları köyünü birliğe katmak için şahsa özel kontenjan talep etmeye başlarlar.
Nitekim…
Bugün o köylerin içinde ulaşıma diğerlerine göre en fazla ihtiyacı olan Hacıköseler Köyü bu birlik dışında tutulmaktadır.
Sizin anlayacağınız Hacıköseler halkının ulaşım rahatlığı/ihtiyacı, bir iki (köylü) şoförün haftada bir gün fazladan ilçeye taşıyacağı beş on yolcu parasına kurban edilmiştir.
Yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sinde…
Türkiye’nin Aydın gibi bir vilayetinde…
Sırf bu yüzden…
Bugün hala Hacıköseler Köyüne toplu taşıma araçlarıyla ancak haftada bir gün ulaşım yapılabilmektedir.
…
Ben bu hikâyeyi durup dururken anlatmadım.
(Jeotermal enerji meselesini tartışmak demode olduğu için artık ondan söz etmek istemiyorum.)
Baktım…
Aydın’da son günlerde herkes doğalgaz meselesini tartışıyor.
Böylesine önemli bir mesele tartışılırken…
Yenipazar’ın dağ köylerinde yaşanmış böylesine bir hikâyeyi hatırlamamak olmazdı.
- Bu iki meselenin arasında ne ilişki var?
- Öyle güzel bir ilişki var ki…
Takdir edersiniz ki, ben, birbiriyle bağlantı kurulması bu kadar güç olan iki konuyu bir yerlerden bulup gündeme taşırken haliyle yoruldum.
Ben söylemeye kalkarsam dilime dolaşır şimdi...
Yeterince anlatamam.
Bu yüzden…
Aradaki ilişkiyi zahmet edip siz bulun!
Şayet bulamıyorsanız başlığı tekrar okuyun…
BULAŞICI HASTALIKLAR
BULAŞICI HASTALIKLAR
KIZAMIKÇIK:Bu hastalık hafif geçirilen bir hastalıktır. Bu yüzden çocuğunuzun genel durumu iyi olup yatmak istemeyebilir. Belirtiler virüsün alınmasından iki üç hafta sonra ortaya çıkar.Çocuğunuzun bol sıvı almasını sağlayın. İlk günlerde hafif boğaz ağrısı ,kulak arkasında ,boyunda ve bezelerde şişlik görüleilir. Yüzden başlayarak vücuda yayılan pembe renkli döküntüler oluşur. Genelde 10 gün sürer. Kızamıkçık geçiren çocukları gebelerden uzak tutmalısınız. Yoksa bebeklerinde anormallikler görülebilir.Gebelikleri sırasında kızamıkçık geçiren annelerin çocuklarında %20-50 ihtimalle doğumsal bozukluklar görülebilir. Körlük, sağırlık ve kalp rahatsızlıkları en sık rastlananlardır. Özellikle kızamıkçık gebeliğin erken dönemlerinde geçirildiğinde bebekte doğumsal bozukluk riski daha yüksektir. Gebeliğin 20. haftasından sonra geçirilen kızamıkçıklarda risk sıfıra yakındır. Gebeliğin ilk 6 ayı içinde kızamıkçık düşünülen kadınlarda çeşitli yöntemlerle antikor aranmalı ve 3 hafta sonra da testler tekrarlanmalıdır. Antikor var, fakat miktarı artmıyorsa gebelik devam ettirilebilir.Erken dönemde antikor olmasa bile3 hafta sonra gelişir ve artarsa gebelik sonlandırılmalıdır.
• Çocuk hastalık süresince veya döküntü gelişmişse, döküntü kaybolduktan sonra bir hafta süreyle evde tutulmalıdır.
• Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.
Zayıflatılmış canlı virüs aşısı 15 aylık çocuklara tek doz uygulanır. Çocukluğunda kızamıkçık geçirmemiş kız çocukları ergenlik çağına kadar mutlaka aşılanmalıdır. Aşı canlı olduğu için gebelikte kullanılamaz. Çocuk doğurma çağındaki erişkinler aşılandıktan sonra 2 ay süreyle gebe kalmamalıdır.
• Gebeyseniz ve kızamıkçık enfeksiyonuna maruz kalma riski varsa.
• Çocuğunuz kızamıkçık geçiriyor ve sürekli uyku eğilimindeyse, huzursuz ve gerginse, sayıklıyorsa veya şiddetli kasılmaları varsa. Çok nadir olsa da çocuğunuzda beyin iltihabı gelişmiş olabilir.
• Çocuğunuz kızamıkçık geçiriyor ve aynı zamanda çocuğunuzda kusmayla beraber karın ağrısı varsa. Bu durumda pankreas veya karaciğer iltihabı gelişmiş olabilir.
KIZAMIK:Döküntü , ateş ve öksürüğe neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Çocuk virisü aldıktan iki hafta sonra belirtiler ortaya çıkar. Kızamık olan çocuk keyifsizdir.belirtileri şunlardır: Burun akıntısı,kuru öksürük , gözlerde kızarıklık,sulanma,gittikçe yükselen ateş. Genelde 10 gün sürer. Çocuğunuza bol bol sıvı verin. Gözleri için suya batırılmış pamukla masaj yapın.
KABAKULAK:.Tükürük bezlerinin iltihaplanması ile kendini gösteren akut bir enfeksiyon hastalığıdır. Alt çene kemiğinin hemen üzerinde tek veya çift taraflı şişkinlikle kendini belli eder. En sık 3-10 yaşlar arasında görülür ve bir kez yakalanıldığında hayat boyu bağışıklık kazanılır. Kabakulak aşısı 15. ayda kızamık ve kızamıkçık aşılarıyla birlikte yapılır.Çok bulaşıcı bir enfeksiyon değildir. Her ne kadar çocukluk çağında geçirilen bir hastalık olsa da daha önceden bağışıklık kazanmamış ergenler ve yetişkinler bu enfeksiyona yakalanabilir. Yetişkinlerde genellikle tehlike yaratmaz. Testislerde şişme meydana gelirse mutlaka doktora gidilmelidir çünkü az da olsa kısırlık riski vardır.BELİRTİLERİ:Alt çene kemiğinin hemen üzerindeki tükürük bezlerinde tek veya çift taraflı şişme,ateş ve halsizlik,baş ağrısı, boğaz ağrısı,bulantı,bazen dil altı tükürük bezlerinde ağrılı şişme,özellikle ergenler ve yetişkinlerde testislerin, yumurtalıkların veya pankreasın iltihaplanması. Bu bölgelerdeki iltihaplanma kendini karın ağrısı şeklinde belli eder.
İstirahat gerektirir. Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır: Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar verilebilir.Ağrıyı azaltmak amacıyla şişkinliğin üzerine sıcak veya soğuk uygulamalar yapılabilir.Hasta yumuşak gıdalarla beslenmeli ve bol sıvı almalıdır.Bütün belirti ve bulgular geçene kadar çocuk okula gönderilmemelidir.
15 aylık çocuklara zayıflatılmış canlı virüs aşısı yapılır. Aşı tek doz olarak deri altına veya kas içine uygulanır.
• Çocukta kabakulak olma ihtimali varsa teşhisi doğrulamak amacıyla.
• Çocukta kabakulak ve aynı zamanda da şiddetli baş ve ense ağrısı, ışığa tahammülsüzlük varsa. Bu şikayetler menenjit belirtisi olabilir.
• Çocukta kabakulak ve aynı zamanda da şiddetli karın ağrısı ve kusma varsa.
• Kabakulak olan ergen veya yetişkin erkek hastada testis şişmesi varsa.
BOĞMACA:Çocuk hastalıkları içinde en tehlikeli olanıdır. Şiddetli öksürükle kendini gösterir.Bulaşıcıdır.Boğmaca olan çocuğunuzu aşılanmamış çocuklardan uzak tutmalısınız. Belirtilerin başında öksürük ve soğuk algınlığı belirtileri gelir. Göz yaşarması,burun akıntısı,iştahsızlık, halsizlik,gece gelen öksürük gibi belirtileri vardır. Öksürdükten sonra kusabilir. Çocuk öksürürken morarırsa hemen doktor çağırın. Çocuğunuzun yanından ayrılmayın.Öksürük nöbetleri tehlikeli olabilir. Yaklaşık üç hafta süren bu hastalık bebekler için daha tehlikelidir. Bebeğiniz öksürük nöbeti geçirirken yatağına yüzüstü yatırın. Yatağın ayak ucunu yükseltin.Korunmanın temelini aşılama oluşturur.Çocuğunuz boğmaca aşısı olmamışsa ve yakın zamanda hastalığa maruz kalmışsa,çocuğunuzun boğmaca olduğundan şüpheleniyorsanız, özellikle çocuğunuzda bir haftadan uzun süren soğuk algınlığı ve öksürük varsa,çocuğunuzun dudaklarında morarma varsa ve nefes almakta zorlanıyorsa, boğmaca tedavisine rağmen çocuğunuzun öksürüğü geçmiyor ve ateşi varsa. Çocuğunuzda zatürree veya bronşit gibi bir başka enfeksiyon gelişmiş olabilir.
SUÇİÇEĞİ:Kaşıntılı deri döküntüleriyle ortaya çıkan çok bulaşıcı bir hastalıktır. Su çiçeği virüsü yetişkinlerde zona hastalığı yapar. Bu yüzden yaşlılardan uzak tutmalısınız. Çocuğunuza bol bol sıvı verin. Mikrop kapmaması için çocuğunuzun kaşınmamasını sağlayın. Çocuğun tırnaklarını kesip temiz tutun. Böylece kaşısa bile mikrop kapma olasılığı az olur. Kaşıntılarını azaltmak için ılık suda bir avuç yemek sodasını karıştırıp eriterek çocuğa banyo yaptırın.
KIZIL : Kızıl, streptokokların toksini ile meydana gelen döküntülü bir enfeksiyon hastalığıdır. Hasta kişiyle yakın temas veya bakteri içeren hava damlacıklarının solunmasıyla bulaşır. Bakterinin kuluçka dönemi 3-7 gündür.Daha çok 2-10 yaşlar arasındaki çocuklarda görülür. Ancak çocuklarda görülen diğer döküntülü hastalıklar (örn; kızamık, kızamıkçık) gibi doğal seyrine bırakılmamalıdır. Tedavi edilmezse eklem iltihabına, sarılığa, böbrek ve kalp hastalıklarına neden olabilir.
BELİRTİLERİ :Genellikle ense veya göğüste başlayan açık kırmızı renkte yaygın döküntü,yüzde, gövdede, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında deri soyulması,başağrısı, boğaz ağrısı,yüksek ateş,bademciklerde kızarıklık ve büyüme,boyundaki lenf bezlerinde büyüme,dil üzerinde küçük, kırmızı noktalar (çilek dili görünümü).
Hastanın soyulma dönemi sonuna kadar izole edilmesi ve yatak istirahati yapması gerekir. Bu dönemde hastaya bol sıvı verilmelidir.
KIZAMIKÇIK:Bu hastalık hafif geçirilen bir hastalıktır. Bu yüzden çocuğunuzun genel durumu iyi olup yatmak istemeyebilir. Belirtiler virüsün alınmasından iki üç hafta sonra ortaya çıkar.Çocuğunuzun bol sıvı almasını sağlayın. İlk günlerde hafif boğaz ağrısı ,kulak arkasında ,boyunda ve bezelerde şişlik görüleilir. Yüzden başlayarak vücuda yayılan pembe renkli döküntüler oluşur. Genelde 10 gün sürer. Kızamıkçık geçiren çocukları gebelerden uzak tutmalısınız. Yoksa bebeklerinde anormallikler görülebilir.Gebelikleri sırasında kızamıkçık geçiren annelerin çocuklarında %20-50 ihtimalle doğumsal bozukluklar görülebilir. Körlük, sağırlık ve kalp rahatsızlıkları en sık rastlananlardır. Özellikle kızamıkçık gebeliğin erken dönemlerinde geçirildiğinde bebekte doğumsal bozukluk riski daha yüksektir. Gebeliğin 20. haftasından sonra geçirilen kızamıkçıklarda risk sıfıra yakındır. Gebeliğin ilk 6 ayı içinde kızamıkçık düşünülen kadınlarda çeşitli yöntemlerle antikor aranmalı ve 3 hafta sonra da testler tekrarlanmalıdır. Antikor var, fakat miktarı artmıyorsa gebelik devam ettirilebilir.Erken dönemde antikor olmasa bile3 hafta sonra gelişir ve artarsa gebelik sonlandırılmalıdır.
• Çocuk hastalık süresince veya döküntü gelişmişse, döküntü kaybolduktan sonra bir hafta süreyle evde tutulmalıdır.
• Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.
Zayıflatılmış canlı virüs aşısı 15 aylık çocuklara tek doz uygulanır. Çocukluğunda kızamıkçık geçirmemiş kız çocukları ergenlik çağına kadar mutlaka aşılanmalıdır. Aşı canlı olduğu için gebelikte kullanılamaz. Çocuk doğurma çağındaki erişkinler aşılandıktan sonra 2 ay süreyle gebe kalmamalıdır.
• Gebeyseniz ve kızamıkçık enfeksiyonuna maruz kalma riski varsa.
• Çocuğunuz kızamıkçık geçiriyor ve sürekli uyku eğilimindeyse, huzursuz ve gerginse, sayıklıyorsa veya şiddetli kasılmaları varsa. Çok nadir olsa da çocuğunuzda beyin iltihabı gelişmiş olabilir.
• Çocuğunuz kızamıkçık geçiriyor ve aynı zamanda çocuğunuzda kusmayla beraber karın ağrısı varsa. Bu durumda pankreas veya karaciğer iltihabı gelişmiş olabilir.
KIZAMIK:Döküntü , ateş ve öksürüğe neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Çocuk virisü aldıktan iki hafta sonra belirtiler ortaya çıkar. Kızamık olan çocuk keyifsizdir.belirtileri şunlardır: Burun akıntısı,kuru öksürük , gözlerde kızarıklık,sulanma,gittikçe yükselen ateş. Genelde 10 gün sürer. Çocuğunuza bol bol sıvı verin. Gözleri için suya batırılmış pamukla masaj yapın.
KABAKULAK:.Tükürük bezlerinin iltihaplanması ile kendini gösteren akut bir enfeksiyon hastalığıdır. Alt çene kemiğinin hemen üzerinde tek veya çift taraflı şişkinlikle kendini belli eder. En sık 3-10 yaşlar arasında görülür ve bir kez yakalanıldığında hayat boyu bağışıklık kazanılır. Kabakulak aşısı 15. ayda kızamık ve kızamıkçık aşılarıyla birlikte yapılır.Çok bulaşıcı bir enfeksiyon değildir. Her ne kadar çocukluk çağında geçirilen bir hastalık olsa da daha önceden bağışıklık kazanmamış ergenler ve yetişkinler bu enfeksiyona yakalanabilir. Yetişkinlerde genellikle tehlike yaratmaz. Testislerde şişme meydana gelirse mutlaka doktora gidilmelidir çünkü az da olsa kısırlık riski vardır.BELİRTİLERİ:Alt çene kemiğinin hemen üzerindeki tükürük bezlerinde tek veya çift taraflı şişme,ateş ve halsizlik,baş ağrısı, boğaz ağrısı,bulantı,bazen dil altı tükürük bezlerinde ağrılı şişme,özellikle ergenler ve yetişkinlerde testislerin, yumurtalıkların veya pankreasın iltihaplanması. Bu bölgelerdeki iltihaplanma kendini karın ağrısı şeklinde belli eder.
İstirahat gerektirir. Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır: Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar verilebilir.Ağrıyı azaltmak amacıyla şişkinliğin üzerine sıcak veya soğuk uygulamalar yapılabilir.Hasta yumuşak gıdalarla beslenmeli ve bol sıvı almalıdır.Bütün belirti ve bulgular geçene kadar çocuk okula gönderilmemelidir.
15 aylık çocuklara zayıflatılmış canlı virüs aşısı yapılır. Aşı tek doz olarak deri altına veya kas içine uygulanır.
• Çocukta kabakulak olma ihtimali varsa teşhisi doğrulamak amacıyla.
• Çocukta kabakulak ve aynı zamanda da şiddetli baş ve ense ağrısı, ışığa tahammülsüzlük varsa. Bu şikayetler menenjit belirtisi olabilir.
• Çocukta kabakulak ve aynı zamanda da şiddetli karın ağrısı ve kusma varsa.
• Kabakulak olan ergen veya yetişkin erkek hastada testis şişmesi varsa.
BOĞMACA:Çocuk hastalıkları içinde en tehlikeli olanıdır. Şiddetli öksürükle kendini gösterir.Bulaşıcıdır.Boğmaca olan çocuğunuzu aşılanmamış çocuklardan uzak tutmalısınız. Belirtilerin başında öksürük ve soğuk algınlığı belirtileri gelir. Göz yaşarması,burun akıntısı,iştahsızlık, halsizlik,gece gelen öksürük gibi belirtileri vardır. Öksürdükten sonra kusabilir. Çocuk öksürürken morarırsa hemen doktor çağırın. Çocuğunuzun yanından ayrılmayın.Öksürük nöbetleri tehlikeli olabilir. Yaklaşık üç hafta süren bu hastalık bebekler için daha tehlikelidir. Bebeğiniz öksürük nöbeti geçirirken yatağına yüzüstü yatırın. Yatağın ayak ucunu yükseltin.Korunmanın temelini aşılama oluşturur.Çocuğunuz boğmaca aşısı olmamışsa ve yakın zamanda hastalığa maruz kalmışsa,çocuğunuzun boğmaca olduğundan şüpheleniyorsanız, özellikle çocuğunuzda bir haftadan uzun süren soğuk algınlığı ve öksürük varsa,çocuğunuzun dudaklarında morarma varsa ve nefes almakta zorlanıyorsa, boğmaca tedavisine rağmen çocuğunuzun öksürüğü geçmiyor ve ateşi varsa. Çocuğunuzda zatürree veya bronşit gibi bir başka enfeksiyon gelişmiş olabilir.
SUÇİÇEĞİ:Kaşıntılı deri döküntüleriyle ortaya çıkan çok bulaşıcı bir hastalıktır. Su çiçeği virüsü yetişkinlerde zona hastalığı yapar. Bu yüzden yaşlılardan uzak tutmalısınız. Çocuğunuza bol bol sıvı verin. Mikrop kapmaması için çocuğunuzun kaşınmamasını sağlayın. Çocuğun tırnaklarını kesip temiz tutun. Böylece kaşısa bile mikrop kapma olasılığı az olur. Kaşıntılarını azaltmak için ılık suda bir avuç yemek sodasını karıştırıp eriterek çocuğa banyo yaptırın.
KIZIL : Kızıl, streptokokların toksini ile meydana gelen döküntülü bir enfeksiyon hastalığıdır. Hasta kişiyle yakın temas veya bakteri içeren hava damlacıklarının solunmasıyla bulaşır. Bakterinin kuluçka dönemi 3-7 gündür.Daha çok 2-10 yaşlar arasındaki çocuklarda görülür. Ancak çocuklarda görülen diğer döküntülü hastalıklar (örn; kızamık, kızamıkçık) gibi doğal seyrine bırakılmamalıdır. Tedavi edilmezse eklem iltihabına, sarılığa, böbrek ve kalp hastalıklarına neden olabilir.
BELİRTİLERİ :Genellikle ense veya göğüste başlayan açık kırmızı renkte yaygın döküntü,yüzde, gövdede, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında deri soyulması,başağrısı, boğaz ağrısı,yüksek ateş,bademciklerde kızarıklık ve büyüme,boyundaki lenf bezlerinde büyüme,dil üzerinde küçük, kırmızı noktalar (çilek dili görünümü).
Hastanın soyulma dönemi sonuna kadar izole edilmesi ve yatak istirahati yapması gerekir. Bu dönemde hastaya bol sıvı verilmelidir.
HAVALE
HAVALE
Ateşin hızla yükselmesi bilinç kaybına sebep olabilir. bu durumlarda çocuğunuzu yere yatırın ve yanında kalın. hemen doktor çağırın. ailenizde ateşli havaleye yönelik bir eğilim varsa çocuğunuz hastalandığında ateşlenmemesi için elinizden geleni yapın.
Bebeklerin hastalıklarını anlamak çok kolay değil. Derdini anlatamadıkları için sadece ağlarlar. Genelde huzursuz ve çok ağlayan bir bebekte de ağlama da ipucu olarak değerlendirilmeyebilir. Eğer bebeğin yeme, içme ve uyuma alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişme varsa, o çocuğun hasta olduğu düşünülür. Her hastalık ateş yükselmesine neden olmazsa da, bebeklerde ve küçük çocuklarda infeksiyon hastalıkları daha sık rastlandığı için, hastalıkların büyük bir kısmında ateş yükselmesi olacaktır. Bu nedenle bebeğin ateşini ölçmek sağlığı hakkında bilgi verecektir. Cildin terli ve bebeğin hareketli olması nedeniyle, koltuk altı yerine makattan ateş ölçmek daha doğrudur.Eğer bebeğin makattan ölçülen ateşi 38 dereceden fazla ise, o bebekte yüksek ateş olduğunu kanıtlar. Ancak çoğu zaman ateşin yüksekliğinden çok bebeğin genel durumu daha da önemlidir. Ateşi normale yakın ama halsiz, devamlı uyuyan, mama yemek ya eda emmek istemeyen bir bebek, 39 derece ateşi olmasına rağmen, canlı hareketli, beslenmesini sürdüren bir bebeğe oranla daha hastadır. Eğer iki aylıktan küçük bir bebeğin ateşi 38 dereceyi aşarsa doktora götürmek gerekir. İki aylıktan büyük bebek için doktora götürme sınırı 39 derece ateştir. Ancak daha düşük rakamlarda da olsa ateş üç günden daha fazla sürüyorsa, doktora götürmek gerekecektir.Ateş yükselmesi vücudun savunma mekanizmalarından biridir. Vücutta virüs ya da bakteri cinsi bir hasatlık etkeni olduğunu ve vücudun buna karşı tepki gösterdiğini kanıtlar. Ateş yükselmesi halinde hastalık etkenleri faaliyetlerini sürdüremez ya da ölürler. Bu nedenle ateş yükselmesi hastanın yararına bir durumdur. Ancak, yüksek ateşin devam etmesi, vücudun hastalığı yenemediğini gösterir. Hastalığın devam etmesi organlarda kalıcı bir bozukluk yaratabileceği için, müdahale edilmelidir. Doktor yapacağı muayeneden sonra hastalığı teşhis edecek ve gerekli önlemleri alacaktır. Gerekli tedaviye başlamadan ateşi düşürmek yararlı bir davranış değildir. Ateşin savunma sistemi için yararlı olduğunu belirttim ancak bunun tek istisnası, yüksek ateşle gelen havale nöbetidir.Beyin hücrelerinin normal dışı bir aktivite göstermesi sonucu ortaya çıkan, vücuttaki istemsiz kasılmalara, tıp dilinde konvülsiyon, halk arasında da havale adı verilmektedir. Tipik bir havale nöbetinde, bebek şuurunu kaybeder, kol ve bacakları kasılır. Birkaç saniye sonra da bütün belirtiler kaybolur. Havale nöbetleri genellikle 6 aylık ile 5 yaş arasındaki çocuklarda olur. çoğu zaman yüksek ateş ile beraberdir. Ancak ateşin yüksekliği ile havale geçirme arasında her zaman bir ilinti yoktur. Yani bazılarında çok yüksek ateşte havale olmazken, bazı bebeklerde daha düşük ateşlerde bile havaleye rastlanabilir. Çocukların %4-5´inde hayatlarında en az bir kez havaleye rastlanırken, bunların yarısında bir kereden sonra havale görülmez. Eskiden, havale geçiren çocukların mutlaka beyin hasarı kalacağı düşünülürken, bunun doğru olmadığı artık anlaşıldı. Önemli olan havalenin kendisi değil, havaleye neden olan hastalıktır. Bu iyi tedavi edilmediği takdirde hasar kalabilir.
Havale nöbeti anne ve babalar için korkutucu olabilir. Ancak bilmeniz gereken en önemli şey, havalenin birkaç dakika sonra kendiliğinden geçeceğidir. Eğer bebeğin ateşi yüksekse, düşürmek için, giysilerini çıkartmak, başına ve göğsüne ıslak bez koymak, tüm vücudu serin su ile ıslatılmış bezlerle silmek yararlıdır. Havale geçiren bebekte, kolonya gibi alkollü maddeler kesinlikle kullanılmaz. Ayrıca ateş düşürmek için su dolu küvete sokmak da tehlikeli olabilir.
Kusmaya başlarsa, yüzükoyun ya da yan yatırarak kusmuğun nefes borusunu tıkamasını önleyin. Nefes alması güçleşirse, alt çenesini hareket ettirmeye çalışarak nefes almasına yardımcı olun. Çoğu insan, havale geçiren kişinin dilini ısıracağını ya da yutacağını ve nefes yolunun kapanacağını düşünür. Dil ısırma olursa da çok önemli değildir. Bunu önlemek için ağzına elinizi ya da başka cisimleri sokmak tehlikeli olabilir. Eğer nefesi durursa, yapay solunuma başlamayın, kısa bir süre sonra kendiliğinden soluk alıp vermeye başlayacaktır. Havale nöbeti geçtikten sonra bebeğin devamlı doktoru varsa, ona haber verin. Bebeği muayene etmek isteyecektir. Eğer bu doktora ulaşamıyorsanız, bir hastanenin acil kısmına götürün.
Çocuk Sağlığı
Ateşin hızla yükselmesi bilinç kaybına sebep olabilir. bu durumlarda çocuğunuzu yere yatırın ve yanında kalın. hemen doktor çağırın. ailenizde ateşli havaleye yönelik bir eğilim varsa çocuğunuz hastalandığında ateşlenmemesi için elinizden geleni yapın.
Bebeklerin hastalıklarını anlamak çok kolay değil. Derdini anlatamadıkları için sadece ağlarlar. Genelde huzursuz ve çok ağlayan bir bebekte de ağlama da ipucu olarak değerlendirilmeyebilir. Eğer bebeğin yeme, içme ve uyuma alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişme varsa, o çocuğun hasta olduğu düşünülür. Her hastalık ateş yükselmesine neden olmazsa da, bebeklerde ve küçük çocuklarda infeksiyon hastalıkları daha sık rastlandığı için, hastalıkların büyük bir kısmında ateş yükselmesi olacaktır. Bu nedenle bebeğin ateşini ölçmek sağlığı hakkında bilgi verecektir. Cildin terli ve bebeğin hareketli olması nedeniyle, koltuk altı yerine makattan ateş ölçmek daha doğrudur.Eğer bebeğin makattan ölçülen ateşi 38 dereceden fazla ise, o bebekte yüksek ateş olduğunu kanıtlar. Ancak çoğu zaman ateşin yüksekliğinden çok bebeğin genel durumu daha da önemlidir. Ateşi normale yakın ama halsiz, devamlı uyuyan, mama yemek ya eda emmek istemeyen bir bebek, 39 derece ateşi olmasına rağmen, canlı hareketli, beslenmesini sürdüren bir bebeğe oranla daha hastadır. Eğer iki aylıktan küçük bir bebeğin ateşi 38 dereceyi aşarsa doktora götürmek gerekir. İki aylıktan büyük bebek için doktora götürme sınırı 39 derece ateştir. Ancak daha düşük rakamlarda da olsa ateş üç günden daha fazla sürüyorsa, doktora götürmek gerekecektir.Ateş yükselmesi vücudun savunma mekanizmalarından biridir. Vücutta virüs ya da bakteri cinsi bir hasatlık etkeni olduğunu ve vücudun buna karşı tepki gösterdiğini kanıtlar. Ateş yükselmesi halinde hastalık etkenleri faaliyetlerini sürdüremez ya da ölürler. Bu nedenle ateş yükselmesi hastanın yararına bir durumdur. Ancak, yüksek ateşin devam etmesi, vücudun hastalığı yenemediğini gösterir. Hastalığın devam etmesi organlarda kalıcı bir bozukluk yaratabileceği için, müdahale edilmelidir. Doktor yapacağı muayeneden sonra hastalığı teşhis edecek ve gerekli önlemleri alacaktır. Gerekli tedaviye başlamadan ateşi düşürmek yararlı bir davranış değildir. Ateşin savunma sistemi için yararlı olduğunu belirttim ancak bunun tek istisnası, yüksek ateşle gelen havale nöbetidir.Beyin hücrelerinin normal dışı bir aktivite göstermesi sonucu ortaya çıkan, vücuttaki istemsiz kasılmalara, tıp dilinde konvülsiyon, halk arasında da havale adı verilmektedir. Tipik bir havale nöbetinde, bebek şuurunu kaybeder, kol ve bacakları kasılır. Birkaç saniye sonra da bütün belirtiler kaybolur. Havale nöbetleri genellikle 6 aylık ile 5 yaş arasındaki çocuklarda olur. çoğu zaman yüksek ateş ile beraberdir. Ancak ateşin yüksekliği ile havale geçirme arasında her zaman bir ilinti yoktur. Yani bazılarında çok yüksek ateşte havale olmazken, bazı bebeklerde daha düşük ateşlerde bile havaleye rastlanabilir. Çocukların %4-5´inde hayatlarında en az bir kez havaleye rastlanırken, bunların yarısında bir kereden sonra havale görülmez. Eskiden, havale geçiren çocukların mutlaka beyin hasarı kalacağı düşünülürken, bunun doğru olmadığı artık anlaşıldı. Önemli olan havalenin kendisi değil, havaleye neden olan hastalıktır. Bu iyi tedavi edilmediği takdirde hasar kalabilir.
Havale nöbeti anne ve babalar için korkutucu olabilir. Ancak bilmeniz gereken en önemli şey, havalenin birkaç dakika sonra kendiliğinden geçeceğidir. Eğer bebeğin ateşi yüksekse, düşürmek için, giysilerini çıkartmak, başına ve göğsüne ıslak bez koymak, tüm vücudu serin su ile ıslatılmış bezlerle silmek yararlıdır. Havale geçiren bebekte, kolonya gibi alkollü maddeler kesinlikle kullanılmaz. Ayrıca ateş düşürmek için su dolu küvete sokmak da tehlikeli olabilir.
Kusmaya başlarsa, yüzükoyun ya da yan yatırarak kusmuğun nefes borusunu tıkamasını önleyin. Nefes alması güçleşirse, alt çenesini hareket ettirmeye çalışarak nefes almasına yardımcı olun. Çoğu insan, havale geçiren kişinin dilini ısıracağını ya da yutacağını ve nefes yolunun kapanacağını düşünür. Dil ısırma olursa da çok önemli değildir. Bunu önlemek için ağzına elinizi ya da başka cisimleri sokmak tehlikeli olabilir. Eğer nefesi durursa, yapay solunuma başlamayın, kısa bir süre sonra kendiliğinden soluk alıp vermeye başlayacaktır. Havale nöbeti geçtikten sonra bebeğin devamlı doktoru varsa, ona haber verin. Bebeği muayene etmek isteyecektir. Eğer bu doktora ulaşamıyorsanız, bir hastanenin acil kısmına götürün.
Çocuk Sağlığı
BURUN KANAMASINA DİKKAT !
BURUN KANAMASINA DİKKAT !
Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar.
1. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
2. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.
Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.
Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir.
Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.
ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI
Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:
1. Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız.
2. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın.
3. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.)
4. Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir.
5. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )
KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK
1. Sümkürmemeye dikkat ediniz.
2. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız.
3. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.
TEKRAR KANAMA OLURSA
1. Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz.
2. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız.
3. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız.
4. Doktorunuzu arayınız.
NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM?
Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;
Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.
Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.
Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar.
1. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
2. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.
Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.
Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir.
Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.
ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI
Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:
1. Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız.
2. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın.
3. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.)
4. Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir.
5. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )
KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK
1. Sümkürmemeye dikkat ediniz.
2. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız.
3. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.
TEKRAR KANAMA OLURSA
1. Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz.
2. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız.
3. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız.
4. Doktorunuzu arayınız.
NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM?
Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;
Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.
Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.
BADEMCİK İLTİHABI
BADEMCİK İLTİHABI
Hemen herkes bademciklerin ne olduğunu bilir. Ancak, bademciklerin vücuttaki görevlerini ve bazen niçin alınmaları gerektiği konusunda herkesin kesin bilgisi yoktur. Bademcik ameliyatıyla ilgili bazı bilgilerin öğrenilmesi, ebeveynlerin ve çocuğun korkularınının giderilmesine yardımcı olur. Bademcikler ve bademcik ameliyatı ile ilgili daha fazla bilgi için aşağıdaki sorular üzerine tıklayınız:
Bademcik (tonsil) nedir?
Bademcikler, boğazımızın her iki yanında bulunan yapılardır. Bademcikler, boğaza giren bakteri ve virüs cinsi mikropları yakalarlar ve vücudun mikroplarla savaşmasına yardımcı maddeler olan antikorları üretirler. Bademcikleri, çocuğunuzun boğazına bir fenerle bakarak görebilirsiniz.
Bademcik iltihabı (tonsillit), bademciklerin mikroplarla karşılaşması ve şişmesi sonucunda gelişir. Eğer çocuğunuzda sürekli veya sık tekrarlayan bademcik iltihabı varsa, doktorunuz bademciklerin alınmasını önerebilir. Çocuklar bademcikleri alındıktan sonra daha sık hastalanmazlar; çünkü, vücutta bademcik gibi görev yapan başka dokular mikroplarla savaşan maddeleri yeterince üretebilirler.
Bademcik iltihabının (tonsillit) belirtileri nelerdir?
Çocuğunuzda bademcik iltihabının aşağıdaki belirtilerinden biri veya birkaçı bulunabilir :
boğaz ağrısı
yutkunma sırasında ağrı veya rahatsızlık hissi
kötü ağız kokusu
ateş
sesinde çatallanma
boyundaki lenf bezlerinde şişme
Eğer çocuğunuzun boğazına bakarsanız, bademciklerin kızarmış ve şişmiş olduklarını görebilirsiniz. Bazen de, bademciklerin üzeri beyaz veya sarı renkli bir maddeyle kaplanmış gibi olabilir. Çocuğunuzun bademciklerinin iltihaplı olup olmadıklarını anlamayabilirsiniz; eğer bademcik iltihabından şüpheleniyorsanız doktorunuza başvurunuz.
Bademcik iltihabının tedavisi / Ameliyat ne zaman gerekli?
Antibiyotikler sayesinde artık her bademcik iltihabının standart tedavisi, eskiden olduğu gibi ameliyat değildir. Ancak, sık tekrarlayan boğaz ağrısı ve bademcik iltihabı halinde bunu bir doktorun değerlendirmesi gerekir. Doktorunuz streptokok enfeksiyonu olup olmadığını araştırmak üzere boğaz kültürü yapılmasını isteyebilir. Streptokoklar, iltihaplanmaya neden olan bakteri türü mikroplardır. Bakterilerin neden olduğu iltihaplarda da antibiyotik tedavisi iyi sonuç verir.
Doktorunuz aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçının bulunması halinde bademcik ameliyatı önerebilir :
çocuğunuzun solunumunu engelleyecek derecede bademciklerin büyümüş olması
çocuğunuzda yutkunma güçlüğü bulunması
sık tekrarlayan boğaz ağrısı
sık tekrarlayan boğaz iltihaplanması
bademcik iltihabının orta kulak iltihabı, sinüzit vs. gibi komplikasyonlara neden olması
Bademcik ameliyatı (tonsillektomi) sırasında neler olur?
Ne kadar sık yapılıyor veya basit görünüyor olursa olsun, her ameliyat çocuk ve ebeveynler için genellikle korkutucudur. Onu nelerin beklediğini anlatarak, çocuğunuzun kendini ameliyata hazırlamasına yardımcı olabilirsiniz.
Bademcik ameliyatında :
çocuğunuz, genel anestezi verilerek uyutulacaktır. Bu, ameliyatın bir ameliyathanede yapılacağı ve çocuğunuzun ameliyat sırasında bir anestezi uzmanı tarafından izleneceği anlamını taşır.
çocuğunuz yaklaşık 20-30 dakika süreyle uyuyacaktır
cerrah, bademcikleri çocuğunuzun ağzının içinden alacaktır. Bademcik ameliyatı için deride bir kesi yapılmasına gerek yoktur.
cerrah, bademcikleri bulundukları yerden bazı kesiler yaparak çıkartacak ve kanamayı durduracaktır.
Çocuğunuz uyanma odasında ayılacaktır. Solunum güçlüğü veya kanama belirtisi olması halinde tekrar ameliyathaneye alınması gerekebilir. Genellikle hastanede toplam kalış süresi 5-10 saat arasında olmaktadır. Yeterli sıvı gıda almaya başlamayan, 3 yaşın altında olan ve bayılma nöbetleri gibi sürekli bir hastalığı bulunan çocuklar hastanede bir gece kalacaktır.
Hemen herkes bademciklerin ne olduğunu bilir. Ancak, bademciklerin vücuttaki görevlerini ve bazen niçin alınmaları gerektiği konusunda herkesin kesin bilgisi yoktur. Bademcik ameliyatıyla ilgili bazı bilgilerin öğrenilmesi, ebeveynlerin ve çocuğun korkularınının giderilmesine yardımcı olur. Bademcikler ve bademcik ameliyatı ile ilgili daha fazla bilgi için aşağıdaki sorular üzerine tıklayınız:
Bademcik (tonsil) nedir?
Bademcikler, boğazımızın her iki yanında bulunan yapılardır. Bademcikler, boğaza giren bakteri ve virüs cinsi mikropları yakalarlar ve vücudun mikroplarla savaşmasına yardımcı maddeler olan antikorları üretirler. Bademcikleri, çocuğunuzun boğazına bir fenerle bakarak görebilirsiniz.
Bademcik iltihabı (tonsillit), bademciklerin mikroplarla karşılaşması ve şişmesi sonucunda gelişir. Eğer çocuğunuzda sürekli veya sık tekrarlayan bademcik iltihabı varsa, doktorunuz bademciklerin alınmasını önerebilir. Çocuklar bademcikleri alındıktan sonra daha sık hastalanmazlar; çünkü, vücutta bademcik gibi görev yapan başka dokular mikroplarla savaşan maddeleri yeterince üretebilirler.
Bademcik iltihabının (tonsillit) belirtileri nelerdir?
Çocuğunuzda bademcik iltihabının aşağıdaki belirtilerinden biri veya birkaçı bulunabilir :
boğaz ağrısı
yutkunma sırasında ağrı veya rahatsızlık hissi
kötü ağız kokusu
ateş
sesinde çatallanma
boyundaki lenf bezlerinde şişme
Eğer çocuğunuzun boğazına bakarsanız, bademciklerin kızarmış ve şişmiş olduklarını görebilirsiniz. Bazen de, bademciklerin üzeri beyaz veya sarı renkli bir maddeyle kaplanmış gibi olabilir. Çocuğunuzun bademciklerinin iltihaplı olup olmadıklarını anlamayabilirsiniz; eğer bademcik iltihabından şüpheleniyorsanız doktorunuza başvurunuz.
Bademcik iltihabının tedavisi / Ameliyat ne zaman gerekli?
Antibiyotikler sayesinde artık her bademcik iltihabının standart tedavisi, eskiden olduğu gibi ameliyat değildir. Ancak, sık tekrarlayan boğaz ağrısı ve bademcik iltihabı halinde bunu bir doktorun değerlendirmesi gerekir. Doktorunuz streptokok enfeksiyonu olup olmadığını araştırmak üzere boğaz kültürü yapılmasını isteyebilir. Streptokoklar, iltihaplanmaya neden olan bakteri türü mikroplardır. Bakterilerin neden olduğu iltihaplarda da antibiyotik tedavisi iyi sonuç verir.
Doktorunuz aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçının bulunması halinde bademcik ameliyatı önerebilir :
çocuğunuzun solunumunu engelleyecek derecede bademciklerin büyümüş olması
çocuğunuzda yutkunma güçlüğü bulunması
sık tekrarlayan boğaz ağrısı
sık tekrarlayan boğaz iltihaplanması
bademcik iltihabının orta kulak iltihabı, sinüzit vs. gibi komplikasyonlara neden olması
Bademcik ameliyatı (tonsillektomi) sırasında neler olur?
Ne kadar sık yapılıyor veya basit görünüyor olursa olsun, her ameliyat çocuk ve ebeveynler için genellikle korkutucudur. Onu nelerin beklediğini anlatarak, çocuğunuzun kendini ameliyata hazırlamasına yardımcı olabilirsiniz.
Bademcik ameliyatında :
çocuğunuz, genel anestezi verilerek uyutulacaktır. Bu, ameliyatın bir ameliyathanede yapılacağı ve çocuğunuzun ameliyat sırasında bir anestezi uzmanı tarafından izleneceği anlamını taşır.
çocuğunuz yaklaşık 20-30 dakika süreyle uyuyacaktır
cerrah, bademcikleri çocuğunuzun ağzının içinden alacaktır. Bademcik ameliyatı için deride bir kesi yapılmasına gerek yoktur.
cerrah, bademcikleri bulundukları yerden bazı kesiler yaparak çıkartacak ve kanamayı durduracaktır.
Çocuğunuz uyanma odasında ayılacaktır. Solunum güçlüğü veya kanama belirtisi olması halinde tekrar ameliyathaneye alınması gerekebilir. Genellikle hastanede toplam kalış süresi 5-10 saat arasında olmaktadır. Yeterli sıvı gıda almaya başlamayan, 3 yaşın altında olan ve bayılma nöbetleri gibi sürekli bir hastalığı bulunan çocuklar hastanede bir gece kalacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
