11 Ocak 2009 Pazar

Eş ve Hayat Arkadaşı Peygamber

Eş ve Hayat Arkadaşı Peygamber

Eşlerin gönlüne sevgiyi, ilgiyi ve yakınlığı bahşederek, dünya hayatının sıkıntılarına birlikte dayanmalarını lûtfeden, birbirleri için huzur kaynağı olmalarını sağlayan şanı yüce Allah Teala’ya hamd ü senalar, son peygamber olarak gönderilen ve hayatının her halinde “en güzel örnek” olduğu gibi, eşleri için eşsiz bir hayat arkadaşı olarak bizlere bu konuda da rehberlik eden Hz. Muhammed (sav)’e binlerce salât ve güllerce selam olsun…

“Modern hayat” denilen keşmekeşlerle dolu yaşantımızda, asırların eskitemediği güzellikteki hayat tarzıyla Hz. Peygamber (sav), yine en büyük öğretmenimiz olarak elimizden tutuyor. Yeter ki, biz O’nun sünnetini tutmak için bir el uzatmış olalım!...

Bu yazımızda, Kutlu Doğumuyla bir kez daha gönüllerimize konuk olan Hz. Peygamber’in (sav) eşleriyle olan ikili ilişkilerini, onu bize bir eş ve hayat arkadaşı olarak anlatan bilgiler çerçevesinde ele almaya çalışacağız.

Allah Teala tarafından “mü’minlerin anneleri” olarak nitelendirilen ve büyük bir şeref bahşedilen Peygamberimizin eşleri, o muhterem hanımefendiler sayesinde bizler, Yüce Resul (sav) hakkında pek çok bilgiye sahibiz. Denilebilir ki, hayatı hakkında en detaylı bilgilere sahip olunan tek kişi Hz. Muhammed (sav)’dir. Çünkü O, bakan her gözün kapasitesi ölçüsünde kaydettiği nice güzelliklerin sahibiydi… O’na hayat arkadaşı olarak yakın olan eşlerinin ise bu hususta ayrı bir rüçhaniyetinden daha tabii ne olabilirdi? Şimdi, bu müstesna insanların, verdiği bilgiler çerçevesinde, muhtelif başlıklar altında konuyu incelemeye çalışalım.

Eşlerine Karşı İlgisi

Sevgili Peygamberimiz (sav) genellikle sabah ve ikindi namazlarından sonra mutlaka eşlerini ziyaret eder, hal ve hatırlarını sorar, dertlerini, şikâyetlerini dinler, gönüllerini alıcı ifadelerde bulunurdu. Kısaca, onlara değer verdiğini hissettirirdi. Zaman zaman bu ziyaretlerinde eşlerine ev işlerinde bizzat kendi elleriyle yardımcı olurdu. Onu bize anlatan Hz. Aişe (ra): “Resulullah, hanımlarıyla baş başa kaldığında insanların en nezaketlisi ve güler yüzlüsüydü…” Eve girişinde mutlaka hanımına selam veren Peygamberimiz (sav), geceleyin geldiği takdirde, uyuyanı uyandırmayacak, fakat uyanık olan bir kimsenin duyabileceği bir sesle yine selam vererek içeri girerdi. Hz. Enes, sevgili Peygamberimizin (sav), eşi Hz. Safiye (ra) rahatça binsin diye dizlerine bastırarak deveye bindirdiğini aktarmaktadır bizlere… Bu bilgiler, günümüz Müslümanı olan bizler için acaba ne kadar yön veriyor hayatımıza?... Muhasebesini okuyucunun takdirine bırakırken, tam burada söylenmesi gereken birtakım şeylerin de olduğuna inanıyoruz. Günümüzde bir Müslüman, evinde eşine karşı nazik ve mütebessim olmayı başarabiliyorsa eğer, ve yine herhangi bir vasıtaya binerken yardımcı oluyor ve kapıyı açma nezaketinde bulunabiliyorsa, denilebilir ki, bu tavırlarının ve davranışlarının hepsi ona bir sünnet-i seniyye sevabıyla geri dönmektedir. Eşi tarafından böylesi bir ilgiye mahzar olan Müslüman bir hanımefendinin mutluluğunu tarife ise bilmem gerek var mı?… Babasının böylesi bir davranışta bulunduğunu gören erkek çocuklar için de bunun ne denli eğitici olacağını varın siz düşünün…

Bir başka hadisinde, “Eşinin ellerini avuçlarına alarak yüzüne bakmasını ve o esnada birbiriyle bakışmalarını Allah’ın kendilerine rahmet nazarıyla bakmasına bir vesile” olarak gören ve bu davranışları sonucunda karı-kocanın “parmaklarının arasından günahlarının dökülerek” affedileceğine dair müjde veren Yüce Resul (sav), kanaatimizce eşler arasındaki muhabbetin fiziksel temasla da hissettirilmesini istemekteydi. Çünkü biliyoruz ki, eller ve parmaklar, sevginin aktarılmasında önemli bir rol oynarlar. Netice olarak, diyebiliriz ki, eşlerin, ellerinden tutarak birbirlerine sevgiyle bakmaları bile bir sünnet-i seniyye olarak onlara sevap kazandıran bir davranış hükmüne dönüşür.



Eşleriyle Birlikte Zaman Geçirmesi

Sevgili Peygamberimiz (sav), eşleriyle birlikte geçireceği zaman dilimlerine sahipti. O, aile fertlerinin eğlenme ve dinlenme gibi ihtiyaçlarını karşılar, meşru eğlencelerden onları da yararlandırmaya çalışırdı. Ramazan ve Kurban bayramı merasimlerine kızlarını ve eşlerini de götürürdü. Bir bayram günü mescidde Habeşlilerin sergiledikleri gösterileri seyretmek isteyen Hz. Aişe’ye (ra) bu hususta bizzat yardımcı olmuştu. Hatta zaman zaman yine Hz. Aişe (ra) validemizle koşu müsabakası yapmıştı. Çeşitli vesilelerle yaptığı şakalarla, eşleri için hayat sevinci olan sevgili peygamberimiz (sav), bu konuda da ümmetine en büyük örnek olmuştur. Denilebilir ki, yoğun gündemlerle her günü dolu dolu geçen günümüz Müslümanı, ailesine ve özellikle de eşine zaman ayırma hususunda gereken hassasiyeti göstermemekte ve bu konuda sürekli olarak ailesinden fedakârlık beklemektedir. Peygamberlik gibi büyük bir vazifeyi, devlet başkanlığını, öğretmenliği, ordu kumandanlığını üstlenmiş bir şahsiyet olarak karşımızda duran Hz. Resul (sav) ise adeta bizlere seslenerek şöyle demektedir: Ne kadar meşgul olursanız olun, şu tavsiyemi unutmayın: “Nefsinizin, ailenizin ve her hak sahibinin, üzerinizde hakkı vardır. O halde her hak sahibine hakkını verin!”

Bu bağlamda diyebiliriz ki, Müslüman erkek, eşine ve çocuklarına has kıldığı zaman dilimleri oluşturmalı, birlikte ibadet, seyahat ve ziyaret ortamlarına sahip olmalıdır. Böylesi zaman dilimlerinin, bir eğitim-öğretim ortamı olması da sağlanabilir. Zira sevgili Peygamberimiz (sav) özel vakit ayırarak eğittiği eşlerinin birer öğretmen haline gelmelerini sağlamıştı. Hz. Aişe’nin (ra) ashabın fakihlerinden biri olmasında ve 2210 hadis aktarmasında, onun için ayrılan vakitlerin önemli bir rolü olsa gerektir.

Ev İşlerinde Eşlerine Yardım Etmesi

“Alemlere rahmet olarak gönderilen” Yüce Resûl (sav) eşleri için de bir rahmet vesilesiydi… Hz. Aişe (ra) validemiz, O’nu bize anlatırken, “evinde elbisesini diken, ayakkabısını yamayan, keçileri sağan, kendi işlerini kendisi gören” bir peygamberden söz etmektedir. Birçok kimsenin yapmaktan kaçındığı veya kendisi için uygun görmediği bu davranışları yaparken O, çağlar ötesinden bize bir mesaj vermek istiyordu adeta… Kanaatimizce, günümüzde bir Müslüman erkek, isterse şayet, ibadetlerini yerine getirme konusunda yardımcı olduğu eşinin her ibadetine ortak olabilir. Eşinin ev işlerinde ona hayatı kolaylaştıracak birtakım cihazları ve ev aletlerini almak için harcadığı her kuruşun, kendisi için bir sevap kaynağı olmasını sağlayabilir. Çünkü sevgili Peygamberimiz (sav): “Kişinin Allah yolunda harcadığı paraların en hayırlısı, ailesi için harcadıklarıdır.” buyurmaktadır. Unutmamak gerekir ki, hanımına dünya işlerinde yardım etmeyen kişinin, kendisine ahiret işlerindeki teşviki etkili olmaz!... Geceleri kalkarak namaz kılan ve eşlerini de buna teşvik eden, Ramazan’ın son on gecesinde hanımlarının da ibadetle uyanık kalmalarını isteyen Peygamberimizin (sav) bu tavsiyelerinin etkili olmasında, günlük hayatlarında onlara sağladığı kolaylıkların da bir payı vardır düşüncesindeyiz.

Konuyu bir hadis-i şerifle bağlamak istiyoruz: “İçinizdeki en hayırlı kimseler hanımlarına karşı en iyi davrananlardır.”

eilahiyat.com

Hiç yorum yok:

reklam izle kazan

SPONSOR REKLAMLAR